Pakistan Genelkurmay Başkanı, İran'ın Husilere karşı kampanyasını sınırlaması çağrısında bulundu. İslamabad, Suudi Arabistan ile olan savunma paktına atıfta bulunarak Tahran nezdinde diplomatik girişimlerini yoğunlaştırdı. Bu gelişme, Yemen'deki savaşın bölgesel yansımalarını ve Pakistan'ın Körfez'deki hassas dengeleri gözler önüne seriyor.
İslamabad'ın Diplomatik Hamlesi
Pakistan, Suudi Arabistan ile 2019'da imzalanan savunma işbirliği anlaşması çerçevesinde, İran'dan Yemen'deki Husi isyancılara verdiği desteği azaltmasını talep etti. Genelkurmay Başkanı'nın bu çağrısı, Riyad'ın güvenlik endişelerine yanıt olarak geldi. İslamabad, Tahran ile hem ikili ilişkileri hem de bölgesel güvenlik konularını görüşmek üzere temaslarını sürdürüyor. Pakistan'ın bu girişimi, Suudi Arabistan ile stratejik ortaklığını koruma ve İran ile komşuluk ilişkilerini dengeleme çabası olarak yorumlanıyor.
İran, Yemen'deki Husi hareketini siyasi ve askeri olarak desteklemekle suçlanıyor; Tahran bu iddiaları reddediyor. Ancak Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, Husilerin İran yapımı balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla Suudi topraklarına saldırılar düzenlediğini belirtiyor. Pakistan, Suudi Arabistan'ın güvenliğini kendi ulusal güvenliğinin bir parçası olarak görüyor ve bu nedenle İran'ın Husi politikasını değiştirmesi için baskı yapıyor.
Pakistan'ın çağrısı, İran'ın bölgesel nüfuzunu genişletme politikasına karşı bir denge unsuru. İslamabad, aynı zamanda İran ile ticari ve enerji işbirliğini de geliştirmek istiyor. Bu nedenle, Husilere yönelik tutumunu yumuşatması halinde Tahran ile daha geniş bir diyalog kapısı aralanabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yemen'deki iç savaş, yıllardır Suudi Arabistan ve İran arasında bir vekalet savaşı olarak sürüyor. Husiler, 2014'ten bu yana başkent Sanaa'yı kontrol ediyor ve Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarını sürdürüyor. Suudi Arabistan ise koalisyon güçleriyle Husileri geri püskürtmeye çalışıyor. Pakistan'ın bu denklemde Suudi Arabistan'ın yanında yer alması, İran ile ilişkilerinde gerilime yol açabilir. Ancak İslamabad, aynı zamanda İran ile sınır komşusu ve iki ülke arasında ekonomik bağlar mevcut.
Pakistan'ın girişimi, ABD'nin İran'a yönelik baskı politikası ve Suudi Arabistan'ın güvenlik talepleriyle uyumlu. Aynı zamanda Çin'in bölgedeki artan etkisi de dikkate alındığında, Pakistan'ın denge politikası zorlu bir süreç. İran'ın nükleer anlaşma müzakereleri ve bölgesel yayılmacılığı, Pakistan için hem fırsat hem de tehdit oluşturuyor.
Uzmanlar, Pakistan'ın İran üzerindeki etkisinin sınırlı olduğunu belirtiyor. İran, Husi desteğini stratejik bir araç olarak görüyor ve kolayca taviz vermeye yanaşmıyor. Bu nedenle Pakistan'ın çağrısı, diplomatik bir mesaj niteliğinde. Ancak yine de İslamabad'ın Suudi Arabistan'a olan taahhüdünü göstermesi açısından önemli.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizi ve İran-Suudi Arabistan rekabetinde denge politikası izliyor. Pakistan'ın İran'a yönelik Husi çağrısı, bölgesel gerilimi artırabilir ve Türkiye'nin arabuluculuk çabalarını zorlaştırabilir. Türkiye, hem İran hem de Suudi Arabistan ile iyi ilişkiler sürdürüyor; bu nedenle taraflar arasında diyalog çağrısı yapıyor. Ayrıca, Pakistan ile Türkiye arasında savunma işbirliği bulunuyor ve bu gelişme, Ankara'nın Güney Asya ve Körfez'deki dengeleri yeniden değerlendirmesine neden olabilir. Türkiye, enerji güvenliği ve ticaret yolları açısından istikrarı önemsiyor; Yemen'deki çatışmanın yayılması riski, Türk ekonomisini de dolaylı etkileyebilir.