ANKARA (Reuters) - Pakistan, Suudi Arabistan'ın İran'a, Yemen'deki müttefiki Husilere karşı Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları durdurması yönündeki uyarısını iletti. Suudi, Pakistanlı ve İranlı kaynaklara göre bu girişim, bölgesel krizin tırmanmasını önlemek amacıyla koordineli bir çaba olarak gerçekleşti. Husilerin son dönemde Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarını artırması üzerine devreye giren Pakistan, İslamabad'ın hem Riyad hem de Tahran ile iyi ilişkilerini kullanarak diplomatik bir kanal işlevi görüyor.
Arka Plan: Husilerin Yükselen Saldırıları ve Suudi Karşı Hamlesi
Yemen'deki İran destekli Husi hareketi, son haftalarda Suudi Arabistan'ın güney bölgelerine ve kritik enerji altyapısına yönelik insansız hava aracı ve füze saldırılarını yoğunlaştırdı. Suudi Arabistan, bu saldırılara karşı hem hava savunma sistemleriyle müdahale etti hem de Yemen içindeki Husi hedeflerine yönelik karşı saldırılar düzenledi. Riyad yönetimi, saldırıların arkasında İran'ın olduğunu ve Tahran'ın Husilere silah ve lojistik destek sağladığını belirtiyor. İran ise Husilerle doğrudan askeri bir bağlantısı olduğunu reddediyor, ancak bölgesel uzmanlar Tahran'ın Husi hareketi üzerindeki etkisinin bilinen bir gerçek olduğunu vurguluyor.
Pakistan'ın devreye girmesi, İslamabad'ın Suudi Arabistan ile geleneksel müttefiklik ilişkileri ve İran ile komşuluk bağları çerçevesinde şekillendi. Pakistan Başbakanı'nın özel temsilcisi aracılığıyla Tahran'a iletilen mesajda, Husilerin saldırılarının durdurulması çağrısı yapıldı. Pakistanlı yetkililer, bu girişimin Suudi Arabistan'ın talebi üzerine gerçekleştiğini ve İran'ın olumlu bir yanıt vermesi halinde bölgede gerilimin düşürülebileceğini ifade ediyor. İranlı kaynaklar ise mesajın alındığını ancak Tahran'ın Husiler üzerinde mutlak bir kontrolü olmadığını savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Vekalet Savaşları ve Enerji Güvenliği
Yemen iç savaşı, 2014'ten bu yana Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ile İran destekli Husiler arasında bir vekalet savaşına dönüşmüş durumda. Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları, küresel petrol arzını tehdit eden unsurlar arasında yer alıyor. Suudi Arabistan'ın doğusundaki Abkayk ve Hurays tesislerine 2019'da düzenlenen ve Husi isyancıların üstlendiği saldırılar, dünya petrol fiyatlarında tarihi bir sıçramaya neden olmuştu. Benzer bir saldırının tekrarlanması, küresel enerji piyasalarında istikrarsızlığa yol açabilir.
Öte yandan, İran ile Suudi Arabistan arasındaki gerilim, Çin'ın arabuluculuğuyla 2023'te varılan anlaşmayla kısmen yumuşamış olsa da, Yemen dosyası hala çözümsüz. Husilerin saldırıları, bu kırılgan diplomasiyi tehdit ediyor. Pakistan'ın arabuluculuk girişimi, İslamabad'ın hem Suudi Arabistan hem de İran nezdindeki itibarını kullanarak bölgesel istikrarı sağlama çabası olarak yorumlanıyor. Ancak analistler, Pakistan'ın ekonomik kırılganlığı ve iç siyasi sorunları nedeniyle etkisinin sınırlı olabileceğini belirtiyor.
ABD yönetimi, Husilerin saldırılarını kınayarak Suudi Arabistan'ın meşru müdafaa hakkını desteklediğini açıkladı. Washington, İran'ın bölgedeki yıkıcı faaliyetlerine karşı uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırıyor. Birleşmiş Milletler ise taraflara itidal çağrısı yaparak Yemen'deki insani krizin daha da kötüleşmemesi için uyarıda bulunuyor. Yemen'de 2014'ten bu yana süren çatışmalarda yüz binlerce kişi hayatını kaybetti, milyonlarca kişi yerinden edildi ve ülke dünyanın en büyük insani krizlerinden biriyle karşı karşıya.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ndeki istikrarsızlıktan doğrudan etkileniyor. Husilerin saldırıları, Süveyş Kanalı üzerinden Avrupa'ya giden ticaret yollarının güvenliğini tehdit ediyor; bu durum Türkiye'nin ihracat rotalarını ve enerji ithalatını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, Suudi Arabistan ve İran ile dengeli ilişkiler yürütüyor. Ankara'nın bölgesel arabuluculuk girişimleri, Pakistan'ın çabasını tamamlayıcı nitelikte olabilir. Yemen'deki çatışmanın tırmanması, Türkiye'nin Orta Doğu'daki diplomatik açılımlarını ve ekonomik çıkarlarını riske atar. Bu nedenle Türkiye, gerilimin düşürülmesi için diplomatik kanalları aktif tutmalı.