Pakistan İçişleri Bakanı Mohsin Naqvi, resmi bir ziyaret kapsamında Tahran'da İran İçişleri Bakanı Eskandar Momeni ile bir araya geldi. Pakistan İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre görüşmede bölgesel barış ve istikrar konuları ele alındı. Ziyaret, İslamabad'ın İran ile ABD arasında tıkanan müzakereleri yeniden başlatma yönündeki diplomatik çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
İran-ABD Müzakerelerinde Tıkanıklık ve Pakistan'ın Arabuluculuk Rolü
Pakistan'ın İçişleri Bakanı Mohsin Naqvi'nin Tahran ziyareti, İran ile ABD arasında yıllardır süren diplomatik kilitlenmenin gölgesinde gerçekleşti. İslamabad, uzun süredir İran ile Batı arasında bir köprü rolü üstlenmeye çalışıyor. Özellikle 2015 yılında imzalanan ve daha sonra ABD'nin tek taraflı olarak çekildiği Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) sonrası süreçte Pakistan, bölgesel istikrarın korunması için diplomatik kanalları açık tutmayı hedefledi.
Naqvi ve Momeni görüşmesinde, iki ülke arasındaki sınır güvenliği, terörle mücadele ve ekonomik iş birliği konularının da masaya yatırıldığı öğrenildi. Pakistan İçişleri Bakanlığı'nın açıklamasında, görüşmenin "bölgesel barış ve istikrarı güçlendirmeye yönelik ortak kararlılığı" yansıttığı vurgulandı. Ancak açıklamada, İran-ABD müzakerelerine dair somut bir ilerleme kaydedildiğine dair bir ifade yer almadı.
İran'ın nükleer programı, bölgede yıllardır süren gerilimin ana eksenlerinden biri. ABD yönetimi, İran'ın nükleer faaliyetlerini sınırlamaya yönelik yeni bir anlaşma konusunda istekli olduğunu zaman zaman dile getirse de, Tahran yönetimi özellikle yaptırımların kaldırılması konusunda somut adım bekliyor. Bu karşılıklı güvensizlik ortamında Pakistan, hem komşusu İran ile iyi ilişkilerini korumak hem de ABD ile stratejik diyaloğunu sürdürmek arasında hassas bir denge gözetiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Çin, Rusya ve Batı'nın Tutumu
Pakistan'ın arabuluculuk girişimi, yalnızca ikili ilişkilerle sınırlı değil. Bölgesel güç dengeleri açısından da kritik bir dönemeçte. Çin, İran'ın en büyük ticaret ortaklarından biri ve aynı zamanda Pakistan'ın "Demir Kardeş" olarak nitelendirdiği müttefiki. Çin'in arabuluculuğuyla 2023'te Suudi Arabistan ile İran arasında varılan normalleşme anlaşması, Pekin'in Orta Doğu'daki etkisini artırdı. Pakistan'ın şimdi benzer bir rolü İran-ABD hattında oynamaya çalışması, Asya'nın değişen jeopolitik mimarisinde dikkat çekici bir adım.
Rusya da İran ile ilişkilerini derinleştirmiş durumda. Ukrayna savaşı sonrası Batı yaptırımlarına maruz kalan Moskova ve Tahran, enerji, savunma ve ticaret alanlarında iş birliğini artırdı. Bu durum, ABD'nin İran'a yönelik baskı politikasını daha da karmaşık hale getiriyor. Pakistan ise hem İran hem de ABD ile ilişkilerini koparmadan, kendi ulusal çıkarlarını koruma stratejisi izliyor.
Öte yandan, İran ile ABD arasındaki müzakerelerin tıkanıklığı, sadece nükleer programla sınırlı değil. İran'ın bölgesel milis gruplara verdiği destek, füze programı ve insan hakları ihlalleri gibi konular da Batı'nın gündeminde. Tahran yönetimi ise ABD'nin bölgedeki askeri varlığını ve İsrail'e verdiği koşulsuz desteği eleştiriyor. Bu karşılıklı suçlamalar, müzakere zeminini daraltıyor.
Pakistan'ın girişimi, diplomatik açıdan sembolik bir adım olsa da, bölgesel istikrar arayışlarının bir parçası olarak okunmalı. İslamabad, Afganistan sınırındaki güvenlik sorunları, Keşmir meselesi ve ekonomik kırılganlıklarla boğuşurken, Batı ile İran arasında bir denge kurmak zorunda. Bu nedenle Naqvi'nin Tahran ziyareti, Pakistan'ın çok yönlü diplomasisinin bir yansıması.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile ABD arasındaki müzakerelerin canlandırılmasına stratejik olarak ilgi duyuyor. Ankara, hem İran ile komşuluk ilişkilerini hem de ABD ile NATO müttefikliğini dengede tutmaya çalışıyor. İran-ABD geriliminin düşmesi, bölgede enerji arz güvenliği ve ticaret yolları açısından Türkiye'nin lehine. Pakistan'ın arabuluculuk çabası, Türkiye'nin de destekleyebileceği bir diplomatik açılım. Ancak Tahran-Washington hattındaki yapısal güvensizlik, kısa vadede somut sonuç alma ihtimalini zayıflatıyor. Yine de bu tür girişimler, Türkiye'nin bölgesel istikrar diplomasisine dolaylı katkı sağlayabilir.