Pakistan, son yıllarda uluslararası toplumda barışçıl bir arabulucu ve istikrarlı bir müttefik olarak algılanmak için kapsamlı bir imaj yenileme çalışması yürütüyor. Ancak bu diplomatik girişimlerin gölgesinde, ülkede ciddi insan hakları ihlalleri yaşanmaya devam ediyor. 2016 yılında kaybolan babasını arayan Rabia adlı genç bir kadın, Pakistan devletinin bu çifte standardına dikkat çekiyor: "Dünya Pakistan'ı bir barış gücü olarak görsün istiyorlar, ama ben sadece babamı bulmak istiyorum." Rabia, 2016 yılında İslamabad'da bir parktan kaybolan babası Muhammed İkbal'in akıbetini öğrenmek için yıllardır mücadele ediyor. Ailesi, İkbal'in devlet güçleri tarafından gözaltına alındığını ve ardından kaybolduğunu iddia ediyor.
Kayıplar ve İnsan Hakları İhlalleri
Pakistan, son yirmi yılda binlerce "zorla kaybetme" vakasına sahne oldu. İnsan hakları örgütlerine göre, çoğunluğu Belucistan ve Hayber Pahtunhva bölgelerinde olmak üzere, güvenlik güçleri tarafından en az 10.000 kişi gözaltına alındı ve akıbetleri hakkında bilgi verilmedi. Bu kişilerin bir kısmı daha sonra serbest bırakılsa da, çoğu hala kayıp. Pakistan hükümeti, terörle mücadele kapsamında bu tür operasyonları gerekli gördüğünü savunuyor, ancak uygulamalar sivil toplum kuruluşları ve Birleşmiş Milletler tarafından eleştiriliyor.
Rabia ve ailesi, Pakistan İnsan Hakları Komisyonu ve uluslararası kuruluşlara başvurdu, ancak herhangi bir somut ilerleme sağlayamadı. Rabia, "Devlet bize babamın nerede olduğunu söylemiyor, çünkü onu ortadan kaldırdıklarını biliyoruz. Ama uluslararası toplum, Pakistan'ın Afganistan barış sürecindeki rolünü överken bu vahşeti görmezden geliyor" diyor. Pakistan'ın imaj çalışmaları, ülkenin insan hakları karnesini iyileştirmekten ziyade, mevcut durumu perdelemeye yönelik bir çaba olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Pakistan'ın diplomatik atağı, özellikle Afganistan barış sürecinde oynadığı rol ve Hindistan ile gerginliği azaltma çabalarıyla dikkat çekiyor. İslamabad, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında önemli bir ortak ve ABD'nin bölgedeki stratejik müttefiki konumunda. Ancak insan hakları ihlalleri, bu ilişkileri gölgeliyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, Pakistan'ı zorla kaybetmeler ve işkence iddiaları konusunda defalarca uyardı. Avrupa Birliği, Pakistan'a yönelik yardım programlarında insan hakları şartını göz önünde bulunduruyor. Rabia gibi aktivistler, uluslararası toplumun Pakistan'a yönelik eleştirilerini sürdürmesi gerektiğini, aksi takdirde bu ihlallerin devam edeceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Pakistan ile tarihsel ve kültürel bağları güçlü olan bir ülke olarak, İslamabad'ın diplomatik girişimlerini yakından takip ediyor. Ankara, Pakistan'ın Afganistan barış sürecindeki rolünü desteklerken, insan hakları ihlallerine ilişkin hassasiyetini de koruyor. Türkiye, Pakistan'ın imaj yenileme çalışmalarına katkı sağlayabileceği gibi, bu süreçte insan hakları ihlallerinin gündeme gelmesinin de önüne geçemiyor. Türkiye'nin kendi iç siyasetinde yaşanan benzer eleştiriler nedeniyle, Pakistan'ın durumu Ankara için hassas bir denge unsuru oluşturuyor. Bölgesel istikrar açısından Pakistan'ın güçlü bir müttefik olması Türkiye'nin çıkarına olsa da, insan hakları ihlallerinin görmezden gelinmesi uzun vadede itibar kaybına yol açabilir.