Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, kritik bir jeopolitik hamleyle ABD Başkanı ve İran Cumhurbaşkanı arasında eş zamanlı olarak imzalanan Hürmüz Boğazı mutabakat zaptına (MoU) İslamabad'da resmi imzasını koyarak arabulucu rolünü üstlendi. Bu anlaşma, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik su yolunun güvenliğini sağlamayı amaçlıyor. Üçlü girişim, Şerif'in geçen hafta New York'ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu marjında gerçekleştirdiği ayrı ayrı görüşmelerin ardından geldi. İmza töreni, Washington ve Tahran arasında yıllardır süren gerilimin ardından diyaloğa dönüşün somut bir işareti olarak yorumlanıyor.
Anlaşmanın arka planı ve kapsamı
Mutabakat zaptı, elektronik imza yoluyla ABD Başkanı ve İran Cumhurbaşkanı tarafından onaylandıktan sonra Pakistan Başbakanı'nın katılımıyla resmiyet kazandı. Anlaşma, Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari ve askeri gemilerin güvenli geçişini düzenleyen bir çerçeve sunuyor. Özellikle son yıllarda artan deniz ihlalleri ve yakalamaları, bölgede tansiyonu yükseltmişti. Belge, gemilerin bildirim yükümlülükleri, arama/kurtarma iş birliği ve deniz kirliliğine karşı ortak önlemler gibi maddeler içeriyor. Pakistan'ın bu süreçteki rolü, hem ABD hem de İran ile tarihsel bağlarına dayanıyor; Pakistan, Suudi Arabistan bağlantılı ittifakına rağmen Tahran'la dengeli ilişkiler sürdürmeye çalışıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Denizi'ne bağlayan dar su geçididir. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık %20'si bu boğazdan geçer. İran, yıllardır boğazı kapatma tehdidiyle Batı'yı caydırmaya çalışmış, 2019'da bazı tankerlere el koymuştu. ABD ise bölgedeki deniz varlığını artırarak serbest geçişi garanti altına almaya çalışıyordu. Bu anlaşma, doğrudan bir anlaşma olmasa da, iki ülke arasında yıllardır ilk kez resmi bir mutabakata varılması açısından tarihi. Analistler, anlaşmanın İran'ın nükleer programına dair daha kapsamlı bir müzakereye kapı aralayabileceğini belirtiyor. Ancak İran'ın Devrim Muhafızları'nın anlaşmaya uyma konusunda çekinceleri olduğu da konuşuluyor. Körfez ülkeleri, anlaşmayı ihtiyatla karşılarken Suudi Arabistan, özellikle deniz güvenliği konusunda dolaylı olarak rahatlama yaşandığını ifade etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük kısmını ithal ettiği için Hürmüz Boğazı'nın güvenliği doğrudan ilgisini çekiyor. Türkiye'nin petrol ve doğalgaz tedarikinde Körfez ülkelerine bağımlılığı düşük olmakla birlikte, küresel fiyat istikrarı Türkiye ekonomisini etkiliyor. Anlaşma, enerji fiyatlarında olası bir düşüşün önünü açabilir. Ayrıca Türkiye, Pakistan ile tarihsel dostluğu ve İran'la sınır komşuluğu sayesinde bölgesel diyalogda rol oynayabilir. Ancak Ankara'nın bu tür arabuluculuk girişimlerinde daha aktif olması, Doğu Akdeniz'deki benzer krizlerde de elini güçlendirebilir. Kısacası, anlaşma Türkiye için enerji arz güvenliği ve bölgesel istikrar açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir.