Pakistan, Afganistan sınırındaki hedeflere yönelik düzenlediği hava saldırılarına rağmen ülke içinde artan silahlı saldırıları engelleyemiyor. Analistler, askeri çözümlerin tek başına yeterli olmadığını ve daha kapsamlı bir strateji gerektiğini vurguluyor. Son aylarda özellikle Hayber Pahtunhva ve Belucistan eyaletlerinde güvenlik güçlerine yönelik saldırılar yoğunlaşırken, terör tehdidi başkent İslamabad’a kadar ulaşmış durumda. Uzmanlar, mevcut hava operasyonlarının sivilleri hedef alarak bölgede daha fazla düşmanlık yarattığını ve sorunu çözmediğini belirtiyor.
Artan şiddet ve stratejik zorluklar
Pakistan, özellikle 2022’de Taliban’ın Afganistan’da yönetimi ele geçirmesinin ardından, Tehrik-i Taliban Pakistan (TTP) gibi silahlı grupların sınır ötesindeki sığınaklarına karşı hava saldırılarını artırdı. Ancak bu saldırıların, TTP’nin Pakistan içindeki saldırı kapasitesini azalttığına dair somut bir işaret yok. Aksine, 2023 yılında ülke genelinde terör saldırıları daha da arttı. Güvenlik güçleri, bu grupların Afganistan’da güvenli bölgelere sahip olduğunu ve buradan Pakistan topraklarına saldırılar düzenlediğini iddia ediyor. Taliban yönetimi ise bu iddiaları reddediyor ve Pakistan’ın egemenliğini ihlal ettiğini savunuyor. Bu durum, iki ülke arasındaki zaten gergin olan ilişkileri daha da kötüleştiriyor.
Analistler, Pakistan’ın askeri baskı politikasının aksine, diplomatik ve ekonomik önlemlerle silahlı grupların toplumsal tabanını zayıflatması gerektiğini söylüyor. Ayrıca, Afganistan’daki Taliban yönetimiyle işbirliği yapılarak sınır güvenliğinin artırılması, eğitim ve istihdam yoluyla radikalleşmenin önlenmesi gibi yöntemler öneriliyor. Ancak şu ana kadar Pakistan’ın bu tür kapsamlı adımlar attığı görülmüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Pakistan’ın hava saldırıları, bölgede yalnızca Afganistan ile ilişkileri germekle kalmıyor, aynı zamanda Hindistan, İran ve Çin gibi diğer bölgesel aktörleri de endişelendiriyor. Özellikle Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru (CPEC) projesi, bu istikrarsızlıktan doğrudan etkileniyor. Silahlı gruplar sık sık CPEC’e karşı saldırı tehditleri savuruyor ve bu da Çin’in bölgedeki yatırımlarını tehlikeye atıyor. Öte yandan, Taliban’ın Afganistan’da uyguladığı katı politikalar (kadın hakları, eğitim vb.) batılı ülkelerle ilişkilerini zora sokarken, Pakistan’ın Taliban’ı tanıyan ülkeler arasında yer alması uluslararası alanda eleştiri konusu oluyor. Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri, Afganistan’daki durumun giderek kötüleştiğini ve Pakistan’ın bu konuda daha yapıcı bir rol oynaması gerektiğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Pakistan’daki güvenlik durumu, Türkiye’nin bölgedeki çıkarlarını doğrudan etkilemese de, Afganistan’daki istikrarsızlık Türkiye için önemli bir endişe kaynağıdır. Türkiye, Afganistan’da savaş sonrası yeniden yapılanma sürecinde aktif rol oynamış ve Türkmen kökenli topluluklarla bağları bulunmaktadır. Bölgedeki terör tehdidinin artması, özellikle Orta Asya ve Kafkaslar’a yayılma potansiyeli taşıdığından, Türkiye’nin güvenlik çıkarlarını dolaylı olarak etkileyebilir. Ayrıca, Pakistan ile Türkiye arasındaki stratejik işbirliği (savunma sanayii, insani yardım) düşünüldüğünde, Pakistan’ın istikrarı Türkiye için önemlidir. Bu nedenle Ankara, bölgede kalıcı barış için diplomatik çözümleri desteklemektedir.