Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Salı günü Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) liderlerine hitaben yaptığı konuşmada, Pakistan'ın, İslamabad'da aracılık edilmesine yardımcı olduğu ABD-İran barış çerçevesinin bölge için en iyi barış umudunu sunduğuna 'kesin olarak inandığını' belirtti. Şerif'in bu açıklaması, iki ülke arasındaki gerilimin azaltılmasına yönelik diplomatik çabaların yoğunlaştığı bir dönemde geldi. Pakistan'ın ev sahipliğinde, ABD ile İran arasında yürütülen görüşmeler, nükleer program ve bölgesel güvenlik konularındaki anlaşmazlıkların çözümüne odaklanıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Pakistan, uzun süredir ABD ile İran arasında arabuluculuk rolü üstleniyor. Özellikle 2023 yılında Suudi Arabistan ile İran arasındaki uzlaşmada aracılık eden Çin'in ardından, Pakistan da benzer bir diplomasi yürütmeye çalışıyor. Şerif'in ŞİÖ platformunda yaptığı bu açıklama, Pakistan'ın bölgesel barışa verdiği önemi vurguluyor. Şerif, konuşmasında 'Pakistan, ABD ve İran arasındaki görüşmelerin başarıyla sonuçlanması için elinden gelen her türlü desteği vermeye hazırdır' ifadelerini kullandı.
Pakistan Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan ön açıklamalara göre, söz konusu barış çerçevesi, taraflar arasında güven artırıcı önlemler, nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması ve bölgesel güvenlik işbirliği gibi başlıkları içeriyor. İslamabad'ın bu girişimi, hem ABD'nin hem de İran'ın masada kalmasını sağlarken, bölge ülkelerinin de desteğini alıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD ile İran arasındaki gerilim, özellikle 2018 yılında ABD'nin nükleer anlaşmadan tek taraflı çekilmesiyle tırmanmıştı. Bu durum, Basra Körfezi'nde güvenlik risklerini artırırken, küresel enerji piyasalarını da etkiledi. Diplomatik gözlemciler, Pakistan'ın bu arabuluculuk çabasının, bölgede Çin ve Rusya'nın artan etkisine karşı bir denge unsuru olarak da görülebileceğini belirtiyor. ŞİÖ üyesi ülkelerin çoğunun İran ile yakın ilişkileri bulunması, bu platformu barış çabalarının desteklenmesi açısından önemli bir zemin haline getiriyor.
Uzmanlar, ABD-İran diyaloğunun yeniden canlanmasının, Orta Doğu'daki krizlere (örneğin Yemen, Suriye ve Lübnan) olumlu yansıyabileceği görüşünde. Ayrıca, İran'ın nükleer programı konusunda uluslararası toplumla yeniden mutabakat sağlanması, küresel nükleer silahların yayılmasının önlenmesi rejimi açısından kritik önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem ABD ile hem de İran ile gelişmiş ilişkilere sahip bir ülke olarak, bu barış çerçevesini yakından takip ediyor. Ankara, komşusu İran ile ekonomik ve enerji işbirliğini sürdürürken, ABD ile de NATO müttefiki olarak stratejik bağlarını koruyor. Bu nedenle, ABD-İran arasında sağlanacak bir uzlaşma, Türkiye'nin bölgesel çıkarları açısından olumlu sonuçlar doğurabilir. Özellikle, Irak ve Suriye'deki istikrarın artması, Türkiye'nin güvenlik endişelerini azaltabilir. Ayrıca, İran'a yönelik yaptırımların hafifletilmesi, Türkiye'nin enerji tedarikinde yeni fırsatlar yaratabilir. Ancak, sürecin başarısızlıkla sonuçlanması halinde bölgede yeniden gerilim yaşanması riski, Türkiye için de kaygı vericidir. Bu nedenle Ankara, Pakistan'ın çabalarını desteklediğini ve benzer bir arabuluculuk rolü üstlenmeye hazır olduğunu sinyallerini vermektedir.