Pakistan Dışişleri Bakanlığı, ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin kritik bir aşamaya geldiğini ve nihai barış anlaşması metninde tarafların mutabakata vardığını duyurdu. Resmi açıklamaya göre, anlaşmanın yürürlüğe girmesi için geriye yalnızca teknik ve lojistik adımlar kaldı. Bu gelişme, on yılı aşkın süredir devam eden nükleer müzakerelerde ve bölgesel gerilimlerde bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Pakistan’ın arabuluculuk rolü üstlendiği süreçte, anlaşmanın İran’ın nükleer programına sınırlamalar getirmesi karşılığında yaptırımların kademeli olarak kaldırılmasını öngördüğü belirtiliyor. Tarafların haftalar içinde anlaşmayı imzalaması bekleniyor.
Anlaşmanın Arka Planı ve Kapsamı
ABD ile İran arasındaki diplomatik süreç, eski Başkan Donald Trump’ın 2018’deki nükleer anlaşmadan çekilmesi sonrası kesintiye uğramış, Biden yönetiminin 2021’de müzakereleri yeniden başlatmasıyla birlikte istikrarlı bir ilerleme kaydedilmişti. Pakistan’ın arabuluculuk girişimi ise 2023 yılına dayanıyor. İslamabad yönetimi, ABD ile yakın müttefiklik ilişkisi ve İran’la sınır komşusu olması nedeniyle iki ülke arasında güven inşa edici bir rol üstlendi. Müzakerelerin ana başlıklarını İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin denetlenmesi, yaptırımların kaldırılması takvimi ve bölgesel güvenlik garantileri oluşturuyor. Pakistanlı yetkililer, anlaşmanın iki aşamalı olacağını, ilk aşamada İran’ın nükleer faaliyetlerine ilişkin kısıtlamaların uygulanması, ardından ikinci aşamada yaptırımların hafifletilmesinin öngörüldüğünü ifade ediyor.
Anlaşma metninin bu haliyle, İran’ın yüzde 60’a ulaşan uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 3,67 ile sınırlaması, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na (UAEA) kapsamlı denetim yetkisi vermesi ve bölgede faaliyet gösteren militan gruplara desteğini azaltması gibi maddeler içerdiği belirtiliyor. Karşılığında ABD, İran’a yönelik petrol, bankacılık ve ulaştırma alanlarındaki yaptırımları kaldıracak ve İran’ın dondurulmuş varlıklarına erişimini sağlayacak. Her iki taraf da anlaşmanın imzalanması halinde, Orta Doğu’da yeni bir istikrar döneminin başlayabileceğini vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
ABD-İran anlaşmasının bölgesel dengelere önemli etkileri olması bekleniyor. İran’ın nükleer programının sınırlandırılması, Suudi Arabistan ve İsrail başta olmak üzere bölge ülkelerinin güvenlik endişelerini azaltabilir. Suudi Arabistan, anlaşma sürecine temkinli yaklaşsa da, İran’la doğrudan diyaloğa yanaşması, Riyad’ın da bölgesel istikrar arayışında olduğunu gösteriyor. İsrail ise anlaşmanın kapsamını yetersiz bularak, İran’ın balistik füze programını ve bölgesel vekil güçlerini sınırlamadığına dikkat çekiyor. Öte yandan, anlaşmanın küresel enerji piyasalarına etkisi de olacak. İran’ın yaptırımların kalkmasıyla birlikte petrol ihracatını artırması, uluslararası petrol fiyatlarında düşüşe yol açabilir. Uzmanlar, anlaşmanın hayata geçmesi halinde İran’ın günlük petrol üretimini 1-1,5 milyon varil artırabileceğini öngörüyor. Ayrıca, anlaşmanın Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için olumlu yansımaları olması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran anlaşması, Türkiye’nin enerji güvenliği ve komşularıyla ilişkileri açısından kritik öneme sahip. Anlaşmanın yürürlüğe girmesi halinde İran’a yönelik yaptırımların kalkması, Türkiye’nin İran’dan doğalgaz ve petrol ithalatını kolaylaştırabilir. Ayrıca, bölgesel istikrarın artması, Türkiye’nin Suriye ve Irak politikalarında İran’la iş birliği alanlarını genişletebilir. Ancak, anlaşmanın İsrail tarafından tepkiyle karşılanması, Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Filistin politikaları üzerinde dolaylı etkiler yaratabilir. Türkiye, anlaşmayı destekleyen bir tutum sergilese de, İran’ın bölgesel faaliyetlerine yönelik endişelerini sürdürmektedir. Ankara, anlaşmanın yalnızca nükleer boyutla sınırlı kalmaması, bölgesel güvenlik boyutunu da kapsaması gerektiğini savunuyor.