İngiltere'de eski Maliye Bakanı George Osborne tarafından başlatılan ve ilk ev alıcılarının maliyetlerini düşürmeyi amaçlayan Help-to-Buy (Alım Yardımı) programının, geçen yıl ülke ekonomisine 25 milyar sterlin sosyal değer kattığı açıklandı. Hükümet tarafından yapılan bir inceleme, planın "çok yüksek değer" sağladığını ortaya koydu. Bu sonuç, konut piyasasına devlet müdahalesini savunanlar için önemli bir dayanak oluşturuyor.
Programın Arka Planı ve İşleyişi
Help-to-Buy, 2013 yılında Osborne'un Maliye Bakanlığı döneminde başlatıldı. Program kapsamında ilk ev alıcılarına, yeni inşa edilen konutlar için devlet destekli kredi ve garanti imkânı sunuluyor. Böylece düşük peşinatla ev sahibi olmak kolaylaşıyor. Ayrıca, mevcut ev alıcıları için de ipotek garantisi sağlanarak bankaların kredi verme iştahı artırılıyor. Programın maliyeti hükümete yıllık milyarlarca sterline mal olsa da, inceleme bu maliyetin karşılığının fazlasıyla alındığını gösteriyor.
İncelemeye göre, program sadece doğrudan konut alımını kolaylaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda inşaat sektöründe istihdam yaratıyor, arzı artırıyor ve ekonomik büyümeye katkı sağlıyor. 25 milyar sterlinlik sosyal değer; vergi gelirleri, istihdam artışı, konut üretimi ve alıcıların yaşam kalitesindeki iyileşme gibi faktörlerin toplamı olarak hesaplanıyor. Bu rakam, programın kamu kaynaklarının etkin kullanımı açısından olumlu bir tablo çiziyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İngiltere'de konut fiyatları son on yılda hızla arttı ve özellikle gençler için ev sahibi olmak giderek zorlaştı. Help-to-Buy, bu soruna çözüm olarak sunulmuştu. Ancak program eleştirmenler tarafından konut balonu yaratmakla ve fiyatları daha da şişirmekle suçlanıyordu. Bu son inceleme, eleştirilere karşı bir savunma niteliğinde. Hükümet, programın bütçe üzerindeki yükünü hafifletmek için 2021'de bazı değişiklikler yapmış ve 2023'te programı sonlandırmıştı. Ancak şimdi, elde edilen sosyal faydanın boyutu tartışmaları yeniden alevlendirebilir.
Küresel ölçekte, birçok ülke benzer konut destek programları uyguluyor. Örneğin, ABD'de federal konut kredisi garanti programları, Kanada'da ilk ev alıcılarına yönelik teşvikler bulunuyor. İngiltere'nin deneyimi, bu tür politikaların etkinliği konusunda önemli bir veri noktası. Özellikle pandemi sonrası dönemde konut fiyatlarındaki artış ve enflasyon baskıları, hükümetlerin konut politikalarını yeniden gözden geçirmesine yol açtı. Help-to-Buy'ın başarısı, kamu-özel sektör işbirliğinin konut arzını artırmadaki rolünü gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de konut alımı, özellikle gençler ve düşük gelirli kesimler için büyük bir sorun. Yüksek faizler ve artan inşaat maliyetleri nedeniyle ev sahibi olmak giderek zorlaşıyor. İngiltere'nin Help-to-Buy programı, devlet destekli kredi ve garanti mekanizmalarıyla bu soruna çözüm üretmiş görünüyor. Türkiye'de de benzer bir model, TOKİ veya diğer kamu kurumları aracılığıyla uygulanabilir. Ancak dikkat edilmesi gereken nokta, bu tür programların konut fiyatlarını şişirme riski. İngiltere deneyimi, sosyal faydanın ölçülebilir olduğunu gösteriyor; Türkiye kendi koşullarına uygun bir model geliştirerek hem arzı artırabilir hem de dar gelirlilerin ev sahibi olmasını kolaylaştırabilir. Ayrıca, programın bütçe disiplini içinde sürdürülebilirliği sağlanmalı.