Londra'nın güneybatısında bir evde, 18 kişi aynı çatı altında yaşıyor. Aralarında önceden hiç tanışmayanlar var. '17 yabancıyla taşındık ki yalnız olmayalım' diyen sakinler, ortak yaşam (co-housing) modelinin yalnızlıkla mücadele ve uygun fiyatlı konut bulma sorununa çözüm olarak yükseldiğini söylüyor. Bu model, her bireyin kendi özel alanına sahip olduğu, ancak mutfak, oturma odası, bahçe gibi ortak alanların paylaşıldığı bir yaşam biçimi olarak tanımlanıyor.
Ortak yaşam nedir? Geleneksel ev arkadaşlığından farkı ne?
Ortak yaşam, bir grup insanın bilinçli olarak bir araya gelerek ortak değerler ve hedefler doğrultusunda yaşamasıdır. Geleneksel ev arkadaşlığından farklı olarak, burada ortak karar alma mekanizmaları işler ve topluluk duygusu ön plandadır. Birleşik Krallık'ta faaliyet gösteren Co-Housing UK derneğine göre, bu yaşam modeli özellikle kentlerde yalnızlık çeken bireyler ve artan kira fiyatları karşısında alternatif arayanlar için cazip hale geliyor. Örneğin Londra'da bir ortak yaşam evinde kişi başı maliyet, piyasa ortalamasının %30 altına düşebiliyor. Ayrıca ortak akşam yemekleri, çamaşır günleri ve haftalık toplantılar düzenleniyor. Sakinler, 'Birbirimizin doğum günlerini kutluyoruz, hasta olunca çorba getiriyoruz. Bu sadece bir ev değil, bir aile' diyor.
Uzmanlara göre bu model, özellikle pandemi sonrası artan yalnızlık duygusuyla baş etmede etkili. Harvard Üniversitesi'nde yapılan bir araştırma, sosyal bağlantıları güçlü olan bireylerin daha düşük depresyon ve anksiyete oranlarına sahip olduğunu gösteriyor. Ortak yaşam, doğal bir destek ağı oluşturuyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Avrupa'dan ABD'ye yayılıyor
Ortak yaşam modeli sadece İngiltere'de değil, Avrupa genelinde ve ABD'de de hızla yayılıyor. Danimarka ve Almanya, bu modelin öncü ülkeleri arasında. Danimarka'da 1970'lerden beri var olan 'bofællesskab' (ortak yaşam toplulukları), bugün ülke genelinde yaygın. Almanya'da ise 'Wohnprojekt' adı verilen bu yaşam biçimi, özellikle Berlin ve Hamburg gibi büyük şehirlerde popüler. ABD'de ise ortak yaşam kooperatifleri, konut krizine karşı bir çözüm olarak görülüyor. Kaliforniya'da 2019'da çıkarılan bir yasa, bu tür konut projelerinin önünü açtı. Küresel çapta, 2023 itibarıyla 150'den fazla ortak yaşam topluluğu bulunuyor ve sayı her yıl %15 artıyor. Ancak uzmanlar, bu modelin herkes için uygun olmadığını, özel alan ve mahremiyet konusunda hassas kişilerin zorlanabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de büyük şehirlerde yalnızlık ve konut fiyatları giderek artıyor. Özellikle gençler ve öğrenciler arasında ev arkadaşı arayışları yaygın. Ancak Türkiye'de ortak yaşam modeli henüz bilinçli bir akım haline gelmiş değil; daha çok ekonomik zorunluluktan kaynaklanan ev paylaşımı şeklinde görülüyor. Yine de kooperatif kültürü ve ortak yaşam fikri, Türkiye'de de alternatif konut modelleri üzerinde düşünenler için ilham verici olabilir. Özellikle büyükşehir belediyelerinin sosyal konut projelerinde ortak alanları teşvik etmesi, bu modelin yaygınlaşmasına katkı sağlayabilir. Küresel ısınma ve kaynakların verimli kullanımı açısından da ortak yaşam, sürdürülebilir bir seçenek sunuyor.