Orta Doğu ve Afrika (MEA) bölgesi, 2026 yılına doğru ekonomik dönüşüm ve jeopolitik belirsizliklerin kesiştiği bir kavşakta bulunuyor. 22 Haziran 2026 tarihli "Horizons Middle East & Africa" video serisi, bölgenin ekonomik görünümünü, yatırım fırsatlarını ve karşı karşıya olduğu başlıca zorlukları kapsamlı bir şekilde ele alıyor. Raporda, petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar, yeşil enerji dönüşümü, altyapı yatırımları ve dijitalleşme gibi temel dinamikler öne çıkıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Bölgesel Ekonomik Dinamikler
MEA bölgesi, küresel enerji piyasalarında kritik bir role sahip. Suudi Arabistan, BAE, Katar ve Irak gibi ülkeler, petrol gelirlerine bağımlı ekonomilerini çeşitlendirme çabasında. Suudi Arabistan'ın Vizyon 2030 programı kapsamında turizm, teknoloji ve eğlence sektörlerine yaptığı yatırımlar dikkat çekiyor. Benzer şekilde BAE, Dubai ve Abu Dabi merkezli finans, lojistik ve yenilenebilir enerji projeleriyle bölgesel bir ticaret merkezi olma hedefini sürdürüyor.
Öte yandan Afrika kıtası, genç nüfusu ve doğal kaynak zenginliğiyle yatırımcıların ilgisini çekiyor. Kıta genelinde altyapı açığı, siyasi istikrarsızlık ve yönetişim sorunları büyümenin önündeki başlıca engeller. Nijerya ve Angola gibi petrol ihracatçısı ülkeler, fiyat şoklarına karşı hassas; Kenya, Etiyopya ve Gana gibi ülkeler ise tarım, hizmetler ve teknoloji odaklı büyüme modelleri benimsiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Jeopolitik Riskler ve Fırsatlar
Raporda, Orta Doğu'da devam eden çatışmalar (Yemen, Suriye, Libya) ve İran'ın nükleer programının yarattığı belirsizlik, ekonomik işbirliğini zorlaştıran faktörler olarak sıralanıyor. Abraham Anlaşmaları gibi normalleşme girişimleri ise ticaret ve turizm akışlarını artırma potansiyeli taşıyor. Afrika'da Sahel bölgesindeki terörist faaliyetler ve Doğu Afrika'daki siyasi gerilimler (Etiyopya, Sudan) yatırım ortamını olumsuz etkiliyor.
Küresel ölçekte, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi, MEA bölgesinde altyapı yatırımlarını şekillendiriyor. Çin, Afrika'da liman, demiryolu ve enerji projelerine büyük yatırımlar yaparken, Orta Doğu'da da enerji ve teknoloji alanında işbirliğini artırıyor. ABD ve Avrupa Birliği ise tedarik zinciri çeşitlendirmesi ve yeşil enerji geçişi kapsamında bölgeyle yeni ortaklıklar kurmaya çalışıyor. Özellikle hidrojen üretimi, güneş ve rüzgar enerjisi projeleri, hem Körfez ülkeleri hem de Kuzey Afrika için stratejik öneme sahip.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Orta Doğu ve Afrika'da hem ticari hem de diplomatik olarak aktif bir oyuncu. Raporda ele alınan enerji dönüşümü ve altyapı yatırımları, Türk müteahhitlik firmaları ve enerji şirketleri için önemli fırsatlar barındırıyor. Özellikle Libya, Somali ve Etiyopya'daki Türk yatırımları, bölgesel istikrarla doğrudan ilişkili. Ayrıca, Körfez ülkeleriyle geliştirilen ekonomik işbirliği, Türkiye'nin enerji ve finans merkezi olma hedefine katkı sağlayabilir. Jeopolitik riskler (terörizm, siyasi istikrarsızlık) Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını da etkilediğinden, Ankara'nın bölgedeki gelişmeleri yakından takip etmesi kritik önem taşıyor.