Japon yeni, geçtiğimiz günlerde dolar karşısında kayda değer bir değer kazanarak yatırımcıları tedirgin etti. Bu gelişme, Tokyo Borsası'nda (Nikkei 225) Pazartesi günü satış dalgasına yol açtı. Ancak uzmanlar, yenin şirket kâr beklentilerinin hesaplandığı kritik psikolojik sınırın altında kalmayı sürdürdüğünü, bunun da hisse senetlerinin toparlanma potansiyelini güçlü tuttuğunu belirtiyor. Piyasalar, özellikle ihracatçı firmaların kârlılığına etki eden kur hareketlerini yakından izliyor.
Yenin Yükselişi ve Hisse Senetleri Üzerindeki Etkisi
Pazartesi günü Tokyo Borsası'nda Nikkei endeksi yaklaşık yüzde 1,5 değer kaybederek günü 38 bin puanın altında kapattı. Bu düşüş, Japonya Merkez Bankası'nın (BoJ) faiz politikasına ilişkin belirsizliklerin yanı sıra, ABD ekonomisinin yavaşlama sinyalleri vermesiyle tetiklenen küresel risk iştahındaki azalmaya bağlandı. Ancak yen/dolar paritesi, 155 seviyesinin hemen üzerinde dengelenerek, birçok Japon şirketinin mali yıl beklentilerini hesaplarken kullandığı 155-160 bandının alt sınırında kaldı.
Japonya'nın önde gelen ihracatçı firmaları, otomotiv ve elektronik sektöründe faaliyet gösteren şirketler, dolar kurunu kârlılık tahminlerinin temel varsayımı olarak alıyor. Dolar/yen paritesinin 155'in altına kalıcı olarak inmesi, bu firmaların yurtdışı satışlarından elde ettikleri gelirlerin yen cinsinden değerini düşürecek ve kâr marjlarını daraltacak. Şu anki seviyelerin, firmaların bu yıl için açıkladıkları beklentilerle örtüşmesi, endeksin desteğini korumasına yardımcı oluyor. Ancak analistler, yenin daha da güçlenmesi durumunda şirketlerin aşağı yönlü kâr revizyonlarına gidebileceği uyarısında bulunuyor.
Küresel Ekonomi ve Bölgesel Boyut
Yenin değer kazanması yalnızca Japonya için değil, küresel piyasalar açısından da önemli sonuçlar doğuruyor. Ucuz yen ile finanse edilen carry trade işlemlerinin çözülmesi, gelişmekte olan ülke para birimleri başta olmak üzere dünya genelinde varlık fiyatlarında dalgalanmalara yol açabiliyor. Asya bölgesinde ise güçlü yen, rakip ihracatçılar olan Güney Kore ve Çin firmalarına rekabet avantajı sağlayabilir. Bölgedeki tedarik zincirlerinin entegre yapısı göz önüne alındığında, paritedeki hareketlerin etkileri sınırlı kalmayıp, üretim maliyetleri ve fiyatlamalar üzerinden tüm bölgeye yayılıyor.
Japonya Merkez Bankası'nın önümüzdeki dönemde atacağı adımlar, yenin seyrini belirleyecek en kritik faktör olmaya devam ediyor. Mart ayında faiz artırımına giden BoJ, ücret artışlarının enflasyonu hedeflediği seviyeye taşıması halinde tekrar sıkılaştırmaya gidebileceğinin sinyalini veriyor. Bu da dolar/yen paritesindeki dengenin korunması açısından önemli bir risk unsuru olarak görülüyor. ABD Merkez Bankası'nın politika yönü de paritede belirleyici olacak; Fed'in bu yıl içinde faiz indirimine başlaması durumunda dolar zayıflayabilir ve yenin güçlenmesi hız kazanabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Japonya ile ticaret hacmi sınırlı olsa da, küresel likidite koşullarındaki değişikliklerden doğrudan etkilenebilecek bir ülkedir. Yen carry trade kaynaklı fonlama koşullarındaki daralma, gelişmekte olan piyasalara yönelik risk iştahını azaltarak Türkiye gibi ülkelerden portföy çıkışlarını hızlandırabilir. Öte yandan, Japonya'nın ihracatında yaşanabilecek bir yavaşlama, Asya tedarik zincirleri üzerinden küresel ticaret hacmini olumsuz etkileyerek Türkiye'nin ihracat dinamiklerini dolaylı yoldan etkileyebilir. Merkez Bankası'nın fiyat istikrarı öncelikli politikaları, dış şoklara karşı Türkiye'nin direncini artırmakla birlikte, küresel kur hareketlerinin yakından takip edilmesini gerektiriyor.