Horizons Orta Doğu ve Afrika 2026 raporu, bölge ekonomilerinin küresel belirsizlikler karşısında büyüme potansiyelini ve karşılaştığı yapısal zorlukları kapsamlı bir şekilde ele alıyor. Raporda, düşen petrol fiyatları, iklim değişikliğine uyum, dijital dönüşüm ve demografik fırsatlar gibi temel konular öne çıkıyor. Ayrıca Çin ve Körfez ülkeleri arasında artan rekabetin bölge ekonomilerine etkileri değerlendiriliyor. Uzmanlar, özellikle yenilenebilir enerji ve teknoloji sektörlerinde yatırımların hızlanacağını öngörüyor.
Gelişmenin Arka Planı: Küresel Ekonomide Yeni Dinamikler
Horizons raporu, Orta Doğu ve Afrika'nın 2026 yılı itibarıyla küresel ekonominin yeni büyüme kutuplarından biri haline geldiğini vurguluyor. Özellikle Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi Körfez ülkeleri, petrol gelirlerine bağımlılığı azaltmak için Vizyon 2030 benzeri reform programlarını hızlandırmış durumda. Bölgede gayrimenkul, turizm, finans ve lojistik sektörlerinde ciddi yatırımlar yapılıyor. Afrika'da ise Nijerya, Kenya ve Güney Afrika gibi ülkeler dijital altyapı ve yeşil enerji projeleriyle yabancı yatırım çekmeye çalışıyor. Ancak rapor, siyasi istikrarsızlık, yolsuzluk ve iklim kaynaklı göç gibi risklerin devam ettiğine dikkat çekiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Rekabet ve İş Birliği
Orta Doğu ve Afrika, küresel güçler arasında artan bir rekabete sahne oluyor. Çin, Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında bölgedeki altyapı yatırımlarını genişletirken, Rusya enerji ve güvenlik alanında etkisini artırıyor. ABD ise İsrail'in normalleşme süreçleri ve askeri iş birlikleriyle varlığını sürdürüyor. Raporda, özellikle Kızıldeniz ve Hint Okyanusu ticaret yollarının güvenliğinin kritik önem taşıdığı belirtiliyor. Ayrıca, Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi (AfCFTA) sayesinde kıta içi ticaretin 2026'da %25 artması bekleniyor. Bununla birlikte, İslami finans ve yeşil tahvil piyasalarında kaydedilen ilerleme, bölgenin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sağlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Horizons raporu, Türkiye'nin Orta Doğu ve Afrika ile ticari ve diplomatik ilişkilerini derinleştirdiği bir döneme işaret ediyor. Türk müteahhitlik firmaları, savunma sanayii ve tekstil gibi alanlarda bölgede artan bir taleple karşılaşıyor. Özellikle Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile ekonomik iş birliği anlaşmaları, Türkiye'nin bölgedeki etkisini pekiştiriyor. Ancak, Libya ve Sudan'daki istikrarsızlık ile Etiyopya'daki iç çatışmalar, Türk yatırımlarını tehdit eden unsurlar arasında yer alıyor. Ankara'nın Afrika'da askeri üsler ve kalkınma yardımlarıyla varlığını artırması, raporun öngördüğü küresel rekabet ortamında Türkiye'yi önemli bir aktör haline getiriyor. Sonuç olarak, bu gelişmeler Türk dış politikasının çok yönlü stratejisini desteklemekle birlikte, siyasi risklerin dikkatle yönetilmesini gerektiriyor.