Bloomberg'in Orta Doğu ve Afrika bölgesine odaklanan Horizons programının 9 Eylül 2026 tarihli bölümü, bölgedeki ekonomik ve jeopolitik gelişmeleri kapsamlı bir şekilde değerlendirdi. Programda, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, bölgesel çatışmaların ekonomik etkileri ve Afrika'daki büyüme beklentileri öne çıkan başlıklar oldu. Uzmanlar, özellikle Suudi Arabistan ve BAE'nin ekonomik çeşitlendirme çabalarını, Mısır'ın döviz kriziyle mücadelesini ve Sahra altı Afrika'daki borç sürdürülebilirliği endişelerini tartıştı.
Bölgesel Ekonomik Arka Plan
Orta Doğu ve Afrika, 2026 yılının üçüncü çeyreğinde karışık bir ekonomik tablo sergiliyor. Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri, petrol fiyatlarındaki nispi istikrar sayesinde bütçe fazlalarını korurken, petrol dışı sektörlere yatırımlarını artırıyor. Suudi Arabistan'ın Vizyon 2030 projesi kapsamında turizm, teknoloji ve yenilenebilir enerji alanlarında attığı adımlar, bölgesel ekonomik dönüşümün lokomotifi konumunda. Buna karşın, Mısır ve Ürdün gibi ülkeler yüksek enflasyon ve işsizlikle boğuşuyor; Mısır, IMF ile yaptığı anlaşma çerçevesinde ekonomik reformları hayata geçirmeye çalışıyor.
Sahra altı Afrika'da ise durum daha karmaşık. Nijerya, Angola ve Zambiya gibi kaynak zengini ülkeler, emtia fiyatlarındaki oynaklığa karşı kırılganlığını sürdürüyor. Zambiya'nın borç yeniden yapılandırma süreci, diğer düşük gelirli ülkeler için emsal teşkil ediyor. Kenya ve Etiyopya gibi ülkeler altyapı yatırımlarıyla büyümeyi desteklemeye çalışırken, Güney Afrika'da enerji krizi ve yüksek işsizlik ekonomik toparlanmayı geciktiriyor.
Programda ayrıca, Çin'in bölgedeki artan ekonomik etkisi ve ABD'nin yeniden Asya'ya yönelme stratejisinin Afrika'daki yansımaları ele alındı. Uzmanlar, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Afrika'da üstlendiği altyapı projelerinin borç bağımlılığı yarattığı eleştirilerine değindi.
Küresel ve Bölgesel Boyut
Orta Doğu ve Afrika'nın küresel ekonomiyle entegrasyonu, enerji ticareti ve demografik dinamikler üzerinden şekilleniyor. Bölge, dünya petrol rezervlerinin yaklaşık yarısına ev sahipliği yaparken, doğal gaz ve nadir toprak elementleri açısından da stratejik öneme sahip. Avrupa'nın Rusya'dan enerji ithalatını azaltma çabası, Kuzey Afrika ve Doğu Akdeniz'deki gaz projelerini ön plana çıkarıyor. Mısır ve İsrail arasındaki doğal gaz işbirliği, Doğu Akdeniz Gaz Forumu çerçevesinde gelişiyor.
Afrika'nın genç nüfusu, potansiyel bir ekonomik güç olarak görülse de, istihdam yaratılamaması sosyal huzursuzluk riskini artırıyor. Son yıllarda Sahel bölgesinde art arda yaşanan darbeler, ekonomik istikrarsızlığın siyasi sonuçlarını gözler önüne seriyor. Ayrıca, iklim değişikliği nedeniyle tarımsal üretimdeki düşüş, gıda güvenliğini tehdit ediyor ve kırsal kesimden kentlere göçü hızlandırıyor.
Küresel ticaret açısından bakıldığında, Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı'ndaki güvenlik sorunları, deniz taşımacılığı maliyetlerini artırarak Avrupa ve Asya arasındaki ticareti olumsuz etkiliyor. Bu durum, bölge ekonomileri için hem bir risk hem de alternatif ticaret yolları arayışını beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Orta Doğu ve Afrika'daki ekonomik gelişmeler, Türkiye'nin dış ticaret ve yatırım stratejileri açısından doğrudan önem taşıyor. Körfez ülkeleriyle imzalanan anlaşmalar, Türkiye'nin doğrudan yatırım çekme ve ihracatını artırma hedefleriyle uyumlu. Mısır ile normalleşen ilişkiler, Doğu Akdeniz'deki enerji işbirliği ve ticaret potansiyelini güçlendirebilir. Afrika'da artan Çin etkisi ise Türkiye'nin kıtadaki açılımını dengeleyici bir faktör olarak öne çıkıyor. Ayrıca, bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye'ye yönelik göç baskısını ve güvenlik risklerini artırabilir; bu da ekonomik ve siyasi maliyetleri beraberinde getirir.