Hong Kong Özel İdari Bölgesi Başkanı John Lee’nin Orta Asya ülkelerini kapsayan diplomatik turu, bölgenin küresel jeopolitikte artan önemine işaret ederken, Pekin’in bu stratejik coğrafyadaki etkisini pekiştirme çabalarının da bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Raffaello Pantucci ve Alexandros Petersen’in 2022 tarihli “Sinostan” adlı kitabında Orta Asya’yı Çin’in “istemeden de olsa imparatorluğu” olarak tanımlaması, bölgenin Beşli Konsey (C5) olarak adlandırılan Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Tacikistan’dan oluşan yapısının Pekin’in Kuşak ve Yol Girişimi’nin kalbinde yer almasıyla daha da anlam kazanıyor. Lee’nin ziyareti, hem Hong Kong’un uluslararası rolünü canlandırma hem de Çin’in Orta Asya’daki nüfuzunu derinleştirme stratejisinin bir parçası olarak okunabilir.
Gelişmenin Arka Planı: Hong Kong’un Orta Asya Açılımı
John Lee, 2024 yılının son çeyreğinde gerçekleştirdiği bu turda Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan’ı ziyaret ederek ticaret, yatırım ve teknoloji alanlarında işbirliği anlaşmaları imzaladı. Bu ziyaret, Hong Kong’un pandemi sonrası küresel bağlantılarını yeniden kurma çabalarının bir devamı niteliğinde. Lee, Almatı’da yaptığı konuşmada, Hong Kong’un “bir ülke, iki sistem” modeli altında finansal bir merkez olarak cazibesini vurgularken, Orta Asya ülkelerinin Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’ndeki kilit konumuna dikkat çekti.
Bölge, Çin için sadece enerji kaynakları (petrol, doğalgaz, uranyum) açısından değil, aynı zamanda Avrupa’ya açılan kara yolu güzergâhı olarak da stratejik öneme sahip. Çin, son yıllarda Orta Asya’ya yönelik yatırımlarını artırarak altyapı, madencilik ve lojistik sektörlerinde varlığını genişletti. Lee’nin ziyareti, bu ekonomik bağların daha da derinleştirilmesi ve Hong Kong’un bu süreçte bir köprü görevi üstlenmesi hedefini taşıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Batı ile Rekabet ve Yeni İttifaklar
Orta Asya, sadece Çin’in değil, aynı zamanda Rusya, ABD ve Türkiye gibi aktörlerin de ilgi odağında. Rusya’nın Ukrayna savaşıyla zayıflayan nüfuzu, bölgede yeni güç dengeleri yaratırken, Çin bu boşluğu doldurmaya çalışıyor. Lee’nin ziyareti, Pekin’in “C5+1” formatındaki diplomatik angajmanlarını tamamlayıcı nitelikte. Öte yandan, Batılı ülkeler bölgede demokrasi ve insan hakları konularında endişelerini dile getirse de, Çin’in “müdahalesiz” kalkınma modeli birçok Orta Asya lideri tarafından tercih ediliyor.
Hong Kong’un bu ziyareti, aynı zamanda şehrin uluslararası izolasyonunu kırma girişimi olarak da yorumlanıyor. 2019 protestoları ve ardından gelen güvenlik yasalarıyla Batı ile ilişkileri gerilen Hong Kong, yeni ticaret ortaklıkları arıyor. Orta Asya’nın Çin’e yakınlaşması ise, ABD’nin Hint-Pasifik stratejisi ve Avrupa Birliği’nin Orta Asya ile ilişkileri bağlamında dikkatle izleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarihsel ve kültürel bağları nedeniyle Orta Asya’da önemli bir oyuncu. John Lee’nin ziyaretiyle perçinlenen Çin-Orta Asya yakınlaşması, Türkiye’nin bölgedeki ticari ve diplomatik çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Ankara, bir yandan Çin’in Kuşak ve Yol girişimi ile kendi Orta Koridor projesini dengelemeye çalışırken, diğer yandan Azerbaycan, Kazakistan ve Özbekistan ile geliştirdiği işbirliğini sürdürüyor. Bu gelişme, Türkiye’nin Orta Asya’da daha proaktif bir politika izlemesi gerektiğini gösteriyor. Özellikle enerji, lojistik ve savunma gibi alanlarda alternatif işbirlikleri geliştirmek, Türkiye’nin bölgesel rekabetteki konumunu güçlendirebilir.