Avrupa genelinde her yıl şiddetini artıran orman yangınları, mevcut müdahale stratejilerinin yeniden gözden geçirilmesini zorunlu kılıyor. Entegre Yangın Yönetimi Dayanıklılık Programı Kıdemli Uzmanı Alexander Held, yangınlarla mücadelede yalnızca acil söndürme çalışmalarına odaklanan modelin uzun vadede çözüm üretmediğini, aksine krizi derinleştirdiğini belirtiyor. Held’e göre, doğa temelli çözümler ve toplumun yangınla yaşamayı öğrenmesi, iklim kriziyle birlikte artan bu tehdidin önüne geçmenin tek yolu. Uzman, “Toprak, ona nasıl davranıyorsak öyle karşılık veriyor” diyerek, insanın doğayla ilişkisini gözden geçirmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Gelişmenin Arka Planı
Avrupa’da orman yangınları, son yıllarda rekor seviyelere ulaştı. 2023 yılında Avrupa Orman Yangını Bilgi Sistemi (EFFIS) verilerine göre, Avrupa Birliği genelinde yaklaşık 1 milyon hektar alan kül oldu. Bu, son on yılın ortalamasının çok üzerinde bir rakam. İklim değişikliğinin etkisiyle sıcak hava dalgaları ve kuraklık yangın mevsimini uzatırken, orman yangınları artık sadece Akdeniz ülkelerinin değil, Kuzey Avrupa’nın da sorunu haline geldi.
Alexander Held, Avrupa’nın yangın yönetimi konusundaki yaklaşımını “yangınla savaş” üzerine kurduğunu, ancak bu stratejinin sürdürülemez olduğunu savunuyor. “Önleme ve hazırlık çalışmaları göz ardı ediliyor. Binlerce itfaiyeci ve uçakla yangına müdahale etmek, yangınların çıkmasını engellemiyor. Aksine, ekosistemlerin doğal yangın döngüsünü bozarak daha büyük felaketlere zemin hazırlıyor” diyor. Held, kontrollü yakma, otlatma ve ormanların doğal yapısını koruma gibi doğa temelli yöntemlerin, yangınları tamamen önlemese de şiddetini ve yayılma hızını azalttığını vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Avrupa’daki yangın krizi, kıta genelinde ortak bir politika geliştirilmesini zorunlu kılıyor. AB, bu kapsamda “rescEU” programı ile üye ülkeler arasında yangın söndürme uçakları ve ekiplerinin ortak kullanımını sağlamaya çalışıyor. Ancak Held, bu acil müdahale mekanizmasının yeterli olmadığını, uzun vadeli bir arazi yönetimi stratejisine ihtiyaç olduğunu belirtiyor. İspanya, Portekiz ve Yunanistan gibi ülkelerde orman yangınlarının ekonomik maliyeti her yıl milyarlarca avroyu buluyor. Turizm, tarım ve insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkiler, bu felaketlerin sadece çevresel değil, aynı zamanda sosyo-ekonomik bir kriz olduğunu gösteriyor.
Uzmanlara göre, yangın yönetimi artık sadece ormancılık ya da itfaiye hizmetlerinin konusu değil, iklim politikalarının bir parçası. Karbon yutakları olan ormanların korunması, iklim değişikliğiyle mücadelede kritik bir öneme sahip. Yangınlar, milyonlarca ton karbonun atmosfere salınmasına neden olarak küresel ısınmayı hızlandırıyor. Bu nedenle, doğa temelli çözümler; ormanların yeniden ağaçlandırılması, biyoçeşitliliğin artırılması ve sürdürülebilir arazi yönetimi gibi uygulamalar, hem iklim değişikliğiyle mücadele hem de yangın riskini azaltma açısından hayati önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, özellikle Akdeniz ve Ege kıyılarında sık sık orman yangınlarıyla karşı karşıya kalan bir ülke. 2021’de yaşanan büyük yangınlar, ülkenin yangınla mücadele kapasitesini ve eksikliklerini gözler önüne sermişti. Uzman görüşleri, Türkiye’nin de acil müdahale odaklı yaklaşımı bırakıp doğa temelli çözümlere yönelmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Orman Genel Müdürlüğü’nün kontrollü yakma ve orman yönetimi konusundaki çalışmaları artarak devam etmeli. Ayrıca, iklim değişikliğine uyum sağlayacak orman ekosistemlerinin oluşturulması, yangın riskini azaltacak ve olası felaketlerin etkilerini hafifletecektir. Türkiye’nin bu alanda Avrupa’daki gelişmeleri yakından takip etmesi ve ortak projelerde yer alması, hem bölgesel işbirliği hem de sürdürülebilir bir gelecek için önemli bir adım olacaktır.