ABD Başkanı Donald Trump'ın, ülkedeki yaşlı ormanları 25 yıldır koruyan 'yol kuralı'nı (Roadless Rule) kaldırma planı, Orman Servisi Şefi Tom Schultz'un kereste endüstrisiyle olan geçmiş bağlantılarını yeniden gündeme getirdi. Schultz, göreve gelmeden önce kereste şirketleri için lobi faaliyetlerinde bulunmuştu. Bu durum, çevre koruma önlemlerinin gevşetilmesinin özel şirketlere yarar sağlayabileceği endişelerini artırıyor.
Yol Kuralı ve Geri Çekilme Planı
2001 yılında Bill Clinton yönetimi tarafından uygulamaya konulan 'yol kuralı', ulusal ormanların yaklaşık 58,5 milyon dönümlük (23,7 milyon hektar) alanında yeni yol yapımını ve kereste hasadını yasaklıyor. Bu alanlar, ABD'nin Alaska, Pasifik Kuzeybatısı ve Rocky Dağları bölgelerindeki bakir ormanları kapsıyor.
Trump yönetimi, bu kuralın kaldırılmasının ekonomik büyümeyi teşvik edeceğini ve orman yangınlarıyla mücadeleyi kolaylaştıracağını savunuyor. Ancak çevre örgütleri ve bilim insanları, bu adımın geri dönüşü olmayan ekolojik tahribata yol açabileceği konusunda uyarıyor. Kuralın kaldırılması, Schultz'un daha önce lobisini yaptığı şirketlere geniş orman alanlarını açabilir.
Tom Schultz, Ocak 2025'te Orman Servisi Şefi olarak atanmadan önce, önde gelen bir kereste şirketleri birliği olan Amerikan Orman ve Kağıt Derneği'nde (AF&PA) kıdemli başkan yardımcısı olarak görev yaptı. Schultz'un bu geçmişi, etik endişeleri beraberinde getiriyor; zira görevi gereği ormanların korunması ile kereste endüstrisinin talepleri arasında denge kurması bekleniyor.
Çıkar çatışması iddialarına karşı Schultz, kararlarının bilimsel verilere dayandığını ve orman sağlığını önceliklendirdiğini belirtiyor. Ancak eleştirmenler, Schultz'un sektördeki geçmişinin, kuralın kaldırılması gibi kararlarda şirket çıkarlarını kamunun çıkarlarının önüne koyabileceğini iddia ediyor. Orman Servisi'ne yönelik güven, bu tür etik tartışmalarla birlikte azalıyor.
Küresel Etkiler ve İklim Değişikliği
Yaşlı ormanlar, atmosferden büyük miktarlarda karbondioksit emerek iklim değişikliğiyle mücadelede kritik bir rol oynuyor. Araştırmalar, ABD'nin batısındaki yaşlı ormanların, genç ormanlardan çok daha fazla karbon depoladığını gösteriyor.
Bu nedenle, koruma statüsünün kaldırılması yalnızca ABD'yi değil, küresel iklim hedeflerini de olumsuz etkileyebilir. Eski Başkan Joe Biden yönetimi, 2030 yılına kadar ABD'deki tüm yaşlı ormanların korunması için bir yönetici kararı imzalamıştı. Trump yönetimi ise bu politikayı tersine çevirme sözü verdi.
Uzmanlar, bu geri dönüşün, Paris İklim Anlaşması hedeflerine ulaşmayı zorlaştıracağını ve diğer ülkelere de orman koruma politikalarını gevşetmeleri için bir sinyal gönderebileceğini belirtiyor. Öte yandan, kereste endüstrisi temsilcileri, kuralın kaldırılmasının yerel ekonomilere katkı sağlayacağını ve odun arzını artırarak inşaat maliyetlerini düşüreceğini savunuyor.
Bu tartışma, doğal kaynak yönetiminde ekonomik kalkınma ile çevresel sürdürülebilirlik arasındaki dengeyi bir kez daha gündeme getiriyor. ABD'deki karar süreci, dünya genelinde benzer politikalar üzerinde ilgiyle izleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu gelişme, Türkiye'nin orman koruma politikaları açısından dolaylı bir önem taşıyor. Türkiye, orman varlığını artırma hedefleri ve Paris İklim Anlaşması'na bağlılığı ile öne çıkıyor. ABD'nin koruma kararlarını gevşetmesi, küresel karbon emisyonlarını artırabileceği için iklim değişikliğiyle mücadelede tüm ülkelerin çabalarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, uluslararası orman ürünleri ticaretinde ABD'nin politikaları, Türkiye'nin ithalat fiyatlarını ve tedarik zincirlerini etkileyebilir. Türkiye'nin kendi orman ekosistemlerini koruma konusundaki kararlılığı, bu tür küresel eğilimlere rağmen sürdürülmelidir.