Japonya'nın güneyindeki Okinawa Adası, toplam yüzölçümünün yaklaşık %15'ini kaplayan onlarca ABD askeri üssüne ev sahipliği yapıyor. Bu oran, ABD'nin Japonya'daki askeri varlığının %70'inden fazlasını oluşturuyor. Peki bu küçük ada neden bu kadar çok Amerikan üssüne sahip? Gazeteci ve yazar Jon Mitchell'ın yeni kitabı 'Okinawa: The History of an Island People' bu soruya kapsamlı yanıtlar veriyor. Kitap, Okinawa'nın stratejik konumundan Soğuk Savaş dinamiklerine, yerel halkın maruz kaldığı çevresel ve sosyal sorunlardan bölgesel jeopolitik dengelere kadar geniş bir perspektif sunuyor.
ABD'nin Asya-Pasifik Stratejisinde Okinawa'nın Stratejik Önemi
Okinawa, Asya-Pasifik bölgesinin kalbinde yer alıyor. Çin, Tayvan, Kore Yarımadası ve Güneydoğu Asya'ya yakınlığı, adayı ABD için vazgeçilmez bir askeri üs bölgesi haline getiriyor. İkinci Dünya Savaşı'nın ardından 1945'te ABD kontrolüne geçen ada, 1972'de Japonya'ya devredilse de ABD askeri varlığı devam etti. Mitchell'in kitabı, ABD'nin Soğuk Savaş boyunca Okinawa'yı bir 'batmaz uçak gemisi' olarak kullandığını ve bu durumun günümüzde Çin'in yükselişiyle birlikte daha da kritik hale geldiğini vurguluyor.
Adaya konuşlandırılan askeri birlikler arasında 3. Deniz Piyade Tümeni, 18. Kanat Hava Kuvvetleri ve çeşitli özel kuvvetler bulunuyor. Futenma Hava Üssü, Kadena Hava Üssü ve Camp Hansen gibi devasa tesisler, ABD'nin bölgedeki operasyonel kabiliyetinin bel kemiğini oluşturuyor. Kitap, bu üslerin sadece askeri değil, aynı zamanda ekonomik ve siyasi bir araç olarak da kullanıldığını ortaya koyuyor. Örneğin, Okinawa'nın Japonya'nın en yoksul prefektörlüklerinden biri olmasına rağmen, üslerden sağlanan kira gelirleri ve istihdam, yerel ekonomide önemli bir yer tutuyor. Ancak bu ekonomik bağımlılık, adalıların üslerin olumsuz etkilerine karşı seslerini yükseltmelerini zorlaştırıyor.
Yerel Halkın Tepkisi ve Çevresel Sorunlar
Okinawa'daki ABD üsleri, yıllardır çevre kirliliği, gürültü kirliliği, suç oranlarındaki artış ve savaş uçaklarının neden olduğu kazalar gibi sorunlarla gündemde. 1995'te bir Amerikan askerinin 12 yaşındaki bir kız çocuğuna tecavüz etmesi, adada büyük protestolara yol açmış ve üslerin varlığına karşı toplumsal muhalefeti tetiklemişti. Mitchell'in kitabı, bu tür olayların yanı sıra, perflorooktan sülfonat (PFOS) gibi kimyasalların yer altı sularına karışması ve toprak kirliliği gibi çevresel sorunları da ele alıyor. Ayrıca, ABD askeri uçaklarının eğitim uçuşları sırasında düşmesi veya parça saçması sonucu meydana gelen ölümler, adalıların güvenlik endişelerini artırıyor.
Kitaba göre, Okinawa halkının büyük bir kısmı üslerin tamamen kaldırılmasını ya da en azından önemli ölçüde azaltılmasını istiyor. Ancak Japon hükümeti ve ABD, bölgesel güvenlik gerekçesiyle üslerin varlığını savunuyor. 2018'de yapılan bir referandumda Okinawalıların %72'si Futenma Hava Üssü'nün adanın kuzeyindeki Henoko bölgesine taşınması planına karşı çıktı. Buna rağmen, Tokyo ve Washington planı uygulamaya devam ediyor. Mitchell, bu durumun Japonya'daki merkezi hükümet ile yerel yönetim arasındaki demokratik açmazı gösterdiğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Okinawa'daki ABD askeri üsleri, Türkiye'nin kendi topraklarındaki yabancı askeri varlıklarla ilgili tartışmalarına paralel bir örnek sunuyor. Türkiye, NATO üyesi olarak İncirlik Hava Üssü gibi stratejik tesislere ev sahipliği yaparken, bu durum zaman zaman egemenlik ve güvenlik endişelerini gündeme getiriyor. Okinawa örneği, yabancı askeri üslerin yerel ekonomiye katkıları ile çevresel ve toplumsal maliyetleri arasındaki hassas dengeyi gösteriyor. Ayrıca, büyük güçlerin jeopolitik çıkarları ile yerel halkın demokratik tercihleri arasındaki çatışma, Türkiye'nin kendi savunma politikalarını şekillendirirken dikkate alması gereken bir ders niteliğinde. Bölgesel olarak, ABD'nin Asya-Pasifik'teki askeri yığınağı, Çin'in yükselişi karşısında küresel güç dengelerini etkileyebilir ve bu da Türkiye gibi orta büyüklükteki devletler için dolaylı sonuçlar doğurabilir.