Japonya'nın Okinawa adasında, ABD Deniz Piyadeleri'ne mensup bir asker, bir kadının ölümüne sebebiyet vermek suçlamasıyla gözaltına alındı. Olay, ada halkı ve Japon yetkililer arasında ABD askeri varlığına yönelik uzun süredir birikmiş öfkeyi yeniden alevlendirdi. Yerel basına göre, şüpheli asker, kadının ölümüyle sonuçlanan bir olaya karıştığı iddiasıyla sorgulanıyor. ABD tarafı henüz resmi bir açıklama yapmadı. Japonya Dışişleri Bakanlığı, olayı "son derece ciddi" olarak nitelendirerek Washington'dan açıklama beklediğini duyurdu.
Okinawa'da ABD üsleri ve gerilimin arka planı
Japonya ile ABD arasında 1960'ta imzalanan Güvenlik Antlaşması çerçevesinde, yaklaşık 50 bin ABD askeri Japonya topraklarında konuşlu bulunuyor. Bu askerlerin yarısına yakını Okinawa'da bulunuyor. Okinawa, Japon anakarasına göre çok daha küçük bir ada olmasına rağmen, ABD'nin bölgedeki askeri operasyonları için stratejik bir merkez konumunda. Ancak bu yoğun askeri varlık, yerel halk üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor: uçak gürültüsü, çevre kirliliği, arazi işgalleri ve zaman zaman yaşanan suç olayları.
Özellikle 1995 yılında üç ABD askerinin 12 yaşındaki bir kız çocuğuna tecavüz etmesi, Okinawa'da kitlesel protestolara yol açmış ve o zamandan bu yana ABD askeri personelinin işlediği suçlar büyük tepki çekiyor. 2016'da bir ABD üs çalışanının bir Okinawalı kadını öldürmesi sonrasında da on binlerce kişi sokaklara dökülmüştü. Bugünkü olay, bu hassasiyeti yeniden canlandırmış durumda.
Japon hükümeti, ABD ile yapılan Status of Forces Agreement (SOFA) çerçevesinde, ABD askerlerinin işlediği suçlarda yargı yetkisinin büyük ölçüde ABD'ye ait olmasını eleştiriyor. Bu anlaşma, Japon yargısının askerleri yargılamasını zorlaştırıyor ve kamuoyunda "adalet yerini bulmuyor" algısını güçlendiriyor. Okinawa Valisi Denny Tamaki, olay sonrası yaptığı açıklamada, "Bu tür olayların tekrarlanması kabul edilemez. ABD tarafından acil ve somut adımlar bekliyoruz" ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Okinawa'daki ABD varlığı, yalnızca Japonya-ABD ilişkileri açısından değil, Doğu Asya'nın güvenlik mimarisi açısından da kritik. Çin'in askeri modernizasyonu ve Kuzey Kore'nin nükleer programı, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını meşrulaştıran ana gerekçeler arasında. Ancak yerel halkın tepkisi, Tokyo'nun bu dengeyi ne kadar sürdürebileceği sorusunu gündeme getiriyor.
Japonya Başbakanı Fumio Kishida hükümeti, ABD ile ittifakı güçlendirme yönünde adımlar atarken, aynı zamanda Okinawa'daki üslerin yükünü hafifletmek için bazı adımlar vaat etmişti. Fakat bugüne kadar somut bir ilerleme sağlanamadı. Olay, Japonya'da yaz aylarında yapılacak seçimler öncesinde iktidar partisi için de siyasi bir sınav niteliğinde.
ABD Savunma Bakanlığı, olayla ilgili soruşturma başlatıldığını ve Japon yetkililerle işbirliği yapılacağını açıkladı. Ancak gözaltı süreci ve yargı yetkisi konusundaki belirsizlikler, iki müttefik arasında yeni bir gerilim hattı oluşturabilir. Okinawa'da sivil toplum örgütleri, üslerin kapatılması veya küçültülmesi yönündeki taleplerini yineleyeceklerini duyurdu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Okinawa'daki bu olay, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, yabancı askeri üslerin ev sahibi ülkelerde yarattığı egemenlik ve adalet sorunlarına dair önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, kendi topraklarında yabancı askeri varlık bulunduran nadir ülkelerden biri olarak, benzer gerilimleri zaman zaman yaşıyor. ABD ile yaşanan vize krizleri veya askeri personel dokunulmazlığı tartışmaları, bu tür anlaşmaların ne kadar hassas olduğunu gösteriyor. Ayrıca Japonya gibi stratejik müttefiklerin iç kamuoyunda yaşadığı meşruiyet sorunları, küresel ittifak sistemlerinin kırılganlığını ortaya koyuyor. Türkiye, benzer durumlarda egemenlik vurgusu yaparak denge politikası izliyor; Okinawa örneği, bu politikaların ne kadar evrensel olduğunu gösteriyor.
