Cumhuriyetçi Ohio Valisi Mike DeWine, Yüksek Mahkeme’nin 27 Şubat Perşembe günü Mullin v. Doe davasında verdiği kararı “bir hata” olarak nitelendirdi. Karar, Trump yönetiminin ABD’de yaşayan Haiti ve Suriye vatandaşlarına yönelik geçici koruma statülerini (TPS) sona erdirme girişimini onayladı. DeWine, eyaletinde yaklaşık 10 bin Haitili göçmenin bulunduğunu ve bu kişilerin çoğunun Springfield kentinde otomotiv ve lojistik sektörlerinde çalıştığını belirtti. Vali, “Bu karar, yıllardır bu ülkede yaşayan, vergi veren ve topluma katkı sağlayan insanları belirsizliğe sürüklüyor. Onların korunması insani bir sorumluluktur” dedi.
Kararın Arka Planı
Yüksek Mahkeme, 6’ya 3 oyla aldığı kararda, federal hükümetin TPS’yi sona erdirme yetkisine sahip olduğuna hükmetti. TPS, doğal afet veya silahlı çatışma gibi nedenlerle ülkelerine dönemeyen yabancı uyruklulara geçici olarak verilen bir statü. Trump yönetimi, 2017’de Haiti ve birçok ülke için bu statüyü sona erdirme kararı almıştı. Biden yönetimi ise TPS’yi genişletmişti. Mahkeme kararı, Trump’ın ikinci döneminde göçmenlik politikalarının daha da sertleşebileceğinin işareti olarak yorumlanıyor. Mahkeme Başkanı John Roberts, çoğunluk görüşünde, “Dış politika ve göçmenlik konularında başkanın geniş takdir yetkisi vardır. TPS’nin sonlandırılması yasaya aykırı değildir” ifadelerini kullandı. Azınlıkta kalan liberal yargıçlar ise kararın “binlerce insanı evsizlik ve tehdit altında bırakacağını” savundu.
Haitili göçmenler, 2010’daki büyük depremin ardından TPS kapsamına alınmıştı. Ülkede istikrarsızlık ve şiddet devam ettiği için birçok kişi geri dönmek istemiyor. Ohio’daki Haitili toplum, özellikle Springfield’daki iş gücü açığını kapatıyor. Ancak Trump yanlıları, TPS’nin kötüye kullanıldığını ve süresiz oturum iznine dönüştüğünü iddia ediyor. Göçmenlik avukatları, kararın emsal teşkil edebileceğini ve diğer ülkelerden gelen TPS sahiplerini de etkileyebileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu karar, ABD’deki göçmen tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Demokratlar, kararı “insanlık dışı” olarak nitelendirirken, Cumhuriyetçilerin bir kısmı mahkemenin kararını destekliyor. Ohio gibi Cumhuriyetçi valilerin bu kararı eleştirmesi, parti içindeki göçmenlik politikalarına yönelik bölünmeyi gösteriyor. Küresel ölçekte ise ABD’nin TPS politikalarındaki değişiklik, Haiti gibi kırılgan ülkelerden gelen göçmenlerin durumunu daha da hassaslaştırıyor. Birleşmiş Milletler, Haiti’deki insani krizin derinleştiğini ve ülkeye dönüşlerin güvenli olmadığını vurguluyor. ABD’nin bu kararı, diğer ülkelerin de benzer politikalar benimsemesine yol açabilir. Özellikle Avrupa’da yükselen göçmen karşıtı söylemlerle birlikte, koruma statülerinin kısıtlanması yaygınlaşabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin Suriyeli mültecilere yönelik politikaları açısından dolaylı öneme sahip. ABD’nin TPS kararı, benzer geçici koruma statülerinin uluslararası hukukta ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye, 3,6 milyon Suriyeli mülteciye geçici koruma sağlarken, bu statünün sürdürülebilirliği, ABD’deki iç hukuk tartışmalarıyla benzerlik taşıyor. Ayrıca, ABD’nin kararı, mülteci hakları konusunda uluslararası toplumda tartışmaları tetikleyebilir. Türkiye, mültecilerin geri dönüşü için Suriye’de istikrarı sağlama çabalarına hız verirken, ABD’nin bu tür bir kararı, Türkiye’nin elini zorlaştırabilir. Çünkü mültecilerin korunmasına yönelik uluslararası normlar zayıfladığında, Türkiye’nin üzerindeki yük daha da artabilir.