Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) tarafından yayımlanan yıllık rapora göre, dünyadaki nükleer silaha sahip devletler, savaş başlıklarını depolardan çıkararak operasyonel fırlatma sistemlerine yerleştirme eğilimini artırıyor. Pazartesi günü açıklanan raporda, toplam nükleer savaş başlığı sayısında kademeli bir düşüş yaşanmasına rağmen, jeopolitik rekabet ve yeni bir silahlanma yarışının bu eğilimi tersine çevirebileceği uyarısı yapıldı. SIPRI araştırmacıları, nükleer silahların daha yüksek alarm durumuna geçirilmesinin yanlış hesaplama ve kazara çatışma riskini önemli ölçüde artırdığına dikkat çekti.
Küresel nükleer cephaneliklerin durumu
SIPRI'nin verilerine göre, Ocak 2025 itibarıyla dünyada toplam 12.512 nükleer savaş başlığı bulunuyor. Bu sayı, bir önceki yıla göre 392 adet azalmış olsa da, kullanıma hazır savaş başlığı sayısı artış gösterdi. Rapor, özellikle ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa, Hindistan, Pakistan, Kuzey Kore ve İsrail'in nükleer cephaneliklerine ilişkin ayrıntılı bilgiler sunuyor.
ABD ve Rusya, toplam nükleer savaş başlıklarının yaklaşık %90'ını elinde bulunduruyor. Her iki ülke de Soğuk Savaş döneminden kalma eski savaş başlıklarını emekliye ayırma sürecinde. Ancak rapor, her iki ülkenin de savaş başlıklarının bir kısmını depolardan çıkararak kara ve deniz konuşlu balistik füzelere entegre ettiğini ortaya koyuyor. SIPRI, Rusya'nın savaş başlıklarının yaklaşık 1.700'ünün, ABD'nin ise 1.770'inin operasyonel durumda olduğunu tahmin ediyor. Bu, önceki yıllara göre belirgin bir artış anlamına geliyor.
Çin ise nükleer cephaneliğini hızla genişletiyor. SIPRI, Çin'in savaş başlığı sayısının 500'e ulaştığını ve 2030 yılına kadar 1.000'e çıkabileceğini belirtiyor. Çin, yeni nesil kara konuşlu kıtalararası balistik füzeler (ICBM) geliştirirken, aynı zamanda denizaltından fırlatılan balistik füze (SLBM) sayısını da artırıyor. Uzmanlar, Çin'in bu hamlesinin, ABD ve müttefiklerinin Asya-Pasifik bölgesindeki artan askeri varlığına bir yanıt olduğunu değerlendiriyor.
Jeopolitik rekabet ve silahlanma yarışı
SIPRI raporu, nükleer silahların caydırıcılık rolünün giderek daha fazla vurgulandığına işaret ediyor. Özellikle Ukrayna savaşı sonrası Rusya'nın nükleer tehdit dilini sıkça kullanması, diğer nükleer güçlerin de benzer bir yaklaşım benimsemesine yol açtı. ABD, Rusya ve Çin arasındaki stratejik rekabet, nükleer silahların modernizasyonu ve yeni teslimat sistemlerinin geliştirilmesini hızlandırdı.
Raporda, Kuzey Kore'nin de nükleer cephaneliğini genişlettiği belirtiliyor. Tahminlere göre Pyongyang, 50 kadar savaş başlığına sahip ve bu sayıyı artırmak için çalışmalarını sürdürüyor. İsrail ise nükleer silah varlığını ne teyit ne de inkâr etse de, SIPRI İsrail'in yaklaşık 90 savaş başlığına sahip olduğunu varsayıyor. Hindistan ve Pakistan da nükleer cephaneliklerini kademeli olarak büyütüyor.
Uzmanlar, nükleer silahların daha fazla konuşlandırılmasının, kazara bir savaş olasılığını artırdığı konusunda uyarıyor. Özellikle erken uyarı sistemlerindeki teknik arızalar, yanlış istihbarat değerlendirmeleri veya siber saldırılar, bir nükleer felakete yol açabilir. SIPRI, mevcut silah kontrol anlaşmalarının (New START, INF) zayıflaması veya sona ermesinin, bu riski daha da artırdığına dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, NATO'nun nükleer paylaşım politikası kapsamında Konya'daki İncirlik ve Ankara'daki Akıncı üslerinde ABD'ye ait B61 tipi nükleer bombaların bulundurulmasına izin veriyor. SIPRI raporunda vurgulanan nükleer silahların daha yüksek alarm durumuna geçirilmesi eğilimi, Türkiye'nin de içinde yer aldığı caydırıcılık mimarisini etkileyebilir. Özellikle Rusya'nın Ukrayna savaşında nükleer tehdit dilini kullanması, Türkiye'nin Karadeniz'deki güvenlik hesaplarını doğrudan etkiliyor. Ayrıca, İran'ın nükleer programına ilişkin belirsizlikler ve Doğu Akdeniz'deki enerji rekabeti, Türkiye'nin nükleer silahların yayılması ve silah kontrolü konularında daha aktif bir pozisyon almasını gerektirebilir. Türkiye, NPT kapsamında nükleer silahsızlanma taahhüdünde bulunan bir ülke olarak, SIPRI'nin uyarılarını dikkate alıp bölgesel istikrar için çok taraflı diplomasiyi teşvik edebilir.