Fransa'nın gözde turistik kenti Nice, 14 Temmuz 2016'da yaşanan ve 86 kişinin hayatını kaybettiği Bastille Günü kamyonlu terör saldırısının 10. yıl dönümünde kurbanları andı. 31 yaşındaki Tunus asıllı Fransız vatandaşı Mohamed Lahouaiej Bouhlel, o gece saat 22.30 sıralarında 19 tonluk bir kamyonu Akdeniz kıyısındaki ünlü “Promenade des Anglais” (İngiliz Kordonu) üzerinde toplanan kalabalığın arasına sürdü. Saldırgan yaklaşık 2 kilometre boyunca ilerleyerek 86 kişiyi ezerek öldürdü, 450'den fazla kişiyi yaraladı. Bouhlel, olay gecesi polis tarafından açılan ateş sonucu öldürüldü. Saldırı, Fransa tarihinin en ölümcül terör eylemlerinden biri olarak kayıtlara geçti.
10 Yıl Sonra: Anma Törenleri ve Adalet Arayışı
10. yıl dönümünde Nice Belediyesi ve saldırıdan sağ kurtulanların oluşturduğu dernekler, anma törenleri düzenledi. Törenlere Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un yanı sıra eski Cumhurbaşkanı François Hollanda ve çok sayıda yerel yönetici katıldı. Anma programı kapsamında, saldırının yaşandığı saatte İngiliz Kordonu'nda bir saygı duruşu yapıldı ve kurbanların isimleri tek tek okundu. Saldırıda 10 yaşındaki oğlunu kaybeden bir baba olan Philippe R, “Acı hala taze. Devletin bu tür saldırıları önlemek için yeterli önlemi almadığını düşünüyoruz. Adalet süreci de yavaş ilerliyor” dedi.
Saldırının ardından başlatılan soruşturma kapsamında, Bouhlel'i silahlandırmak veya lojistik destek sağlamakla suçlanan sekiz kişi yargılandı. 2022'de sonuçlanan davada, sanıklardan dördü 18 yıla kadar hapis cezasına çarptırılırken, diğerleri beraat etti. Ancak kurban yakınları, IŞİD'in üstlenmediği saldırının “yalnız kurt” eylemi olarak sınıflandırılmasını ve soruşturmanın yetersizliğini eleştiriyor. Fransız hükümeti ise saldırı sonrası ulusal güvenlik önlemlerini artırdığını, özellikle büyük etkinliklerde araçlı saldırılara karşı beton bariyerler ve kamera sistemleri kurduğunu belirtiyor.
Terörün Değişen Yüzü: Araçlı Saldırılar ve Avrupa
Nice saldırısı, 2010'ların ortalarında Avrupa'da yaygınlaşan “araçlı terör saldırıları”nın en kanlı örneklerinden biri oldu. 2016'da Nice, 2017'de Barcelona ve Londra, 2018'de Toronto derken, düşük maliyetli ve kolay ulaşılabilir araçların kullanıldığı bu saldırılar, güvenlik birimleri için yeni bir tehdit oluşturdu. Uzmanlar, bu tür saldırıların istihbarat öncesi tespitinin zor olduğunu, çünkü saldırganların genellikle organize bir ağa sahip olmadığını vurguluyor. Bouhlel'in de polis kayıtlarında küçük çaplı suçlar dışında radikalleşme belirtisi göstermediği, ancak saldırı öncesi IŞİD propagandası izlediği belirlenmişti. Fransa, 2015'teki Charlie Hebdo ve Bataclan saldırılarının ardından olağanüstü hal ilan etmiş, Nice ise bu önlemlere rağmen hedef olmuştu.
Saldırının 10. yılı, Avrupa'da terörle mücadele politikalarının yeniden sorgulanmasına yol açtı. Fransa, 2017'de kabul ettiği “Terörle Mücadele Yasası” ile polise geniş yetkiler verdi, ancak insan hakları örgütleri bu yasaların sivil özgürlükleri kısıtladığı eleştirisini yapıyor. Nice Belediye Başkanı Christian Estrosi, “10 yıl geçmesine rağmen tehdit devam ediyor. Ancak Nice, teröre karşı dirençli bir şehir olduğunu gösterdi” dedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nice saldırısının 10. yıl dönümü, Türkiye'nin de yakından tanıdığı bir tehdit biçimini hatırlatıyor: Araçlı ve düşük teknolojili terör eylemleri. Türkiye, 2016'daki Ordu-Giresun havalimanı saldırısı ve 2017'de İstanbul'da yaşanan araçlı saldırı girişimleriyle benzer bir sınamayla karşı karşıya kalmıştı. Fransa'nın Nice'de aldığı güvenlik önlemleri, özellikle yaz aylarında turistik bölgelerde yoğunlaşan Türkiye için de örnek teşkil ediyor. Ayrıca, iki ülke arasında terörle mücadele konusunda istihbarat paylaşımı ve operasyonel işbirliği, özellikle PKK/YPG ve IŞİD gibi örgütlere karşı ortak tehdit algısıyla ivme kazanmış durumda. Bu bağlamda Nice anmaları, uluslararası işbirliğinin önemini bir kez daha vurguluyor.