New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’nin yayımladığı Irk Eşitliği Planı (Racial Equity Plan), kentin hemen her kurumunda 200’den fazla hedefi ırk sınıflandırmalarına göre yönlendirme taahhüdünde bulunuyor. Plan kapsamında, belirli ırk gruplarına ayrılan yüz milyonlarca dolarlık ihalelerin 250 milyon dolarlık kısmının ihale süreci olmadan, doğrudan tahsis edildiği ortaya çıktı. Bu uygulama, “no-bid contracting” olarak bilinen ve rekabetsiz ihale yöntemiyle, şeffaflık ilkelerini zedelediği gerekçesiyle eleştiriliyor.
Irk temelli ihale sistemi nasıl işliyor?
New York’taki plan, şehrin yoksulluk, barınma, sağlık ve eğitim gibi alanlardaki eşitsizliklerini gidermeyi amaçlıyor. Ancak eleştirmenler, ırk temelli kotaların anayasal eşitlik ilkesine aykırı olduğunu savunuyor. Belediye Başkanı Mamdani ise planın “tarihsel adaletsizlikleri düzeltmek” için tasarlandığını belirtiyor. Uygulama, geçmiş yıllarda benzer programların yargısal engellerle karşılaştığı Kaliforniya ve Michigan gibi eyaletlerdeki tartışmaları hatırlatıyor. Bu eyaletlerde ırk temelli kontenjanlar anayasa mahkemeleri tarafından iptal edilmişti.
Küresel boyut: Irk ve kaynak dağılımı tartışması
New York’taki bu skandal, dünyanın dört bir yanında ırk, etnisite ve kaynak dağılımı arasındaki hassas dengeyi yeniden gündeme taşıdı. ABD’de “pozitif ayrımcılık” (affirmative action) politikalarına karşı muhafazakâr kesimden gelen tepkiler giderek büyüyor. Öte yandan, benzer uygulamalar Güney Afrika, Brezilya ve Hindistan gibi ülkelerde de tartışılıyor. New York modeli, eğer başarılı olursa diğer büyük şehirler için örnek teşkil edebilir; ancak hukuki ve toplumsal tepkilerin boyutu henüz belirsiz.
Türkiye Açısından Değerlendirme
New York’taki bu gelişme, Türkiye’nin kamu ihale sistemindeki şeffaflık tartışmalarına ışık tutuyor. Her ne kadar doğrudan bir bağlantı bulunmasa da, ihale süreçlerinde siyasi veya etnik kotaların kullanılması, uluslararası ticaret ve yatırım ortamında güvenilirlik sorunlarına yol açabilir. Türkiye, AB ile olan mali işbirliği çerçevesinde ihale şeffaflığı taahhütleri vermiş durumda. Bu tür skandallar, küresel düzeyde ihale usulsüzlüklerine karşı daha sıkı denetim mekanizmalarının kurulmasına ivme kazandırabilir. Ayrıca, ABD’de ırk temelli politikaların yargı denetimine takılması, Türk hukuk sisteminde benzer uygulamaların anayasal sınırlarını göstermesi açısından önemli bir emsal oluşturabilir.