New Mexico eyalet milletvekilleri, 18 Haziran tarihinde iflas etmiş seks suçlusu Jeffrey Epstein ile ilgili yürütülen soruşturmalarda, federal savcılıkların neden dava açmadığını araştırmak üzere üç eyalet ve ABD Virjin Adaları’ndaki Savcılık Ofislerine mahkeme celbi gönderdi. Epstein’ın faaliyetlerini araştırdıktan sonra kovuşturmayı reddetme kararlarına ilişkin bilgi talep eden celpler, adalet sisteminin zengin ve nüfuzlu kişilere farklı muamele edip etmediği sorusunu gündeme getiriyor. New Mexico Temsilciler Meclisi’nin oluşturduğu özel komite, Epstein’ın eyaletteki bağlantılarını ve olası suç ortaklarını da mercek altına alıyor.
Epstein Soruşturmasının Arka Planı
Jeffrey Epstein, 2019 yılında federal gözaltındayken intihar etmeden önce, yıllar boyunca reşit olmayan kızlarla cinsel ilişkiye girme ve insan ticareti suçlamalarıyla karşı karşıya kalmıştı. Ancak birçok kişi, Epstein’ın sosyal ve mali bağlantıları sayesinde hafif cezalarla kurtulduğunu iddia ediyor. 2008 yılında Florida’da federal savcılık, Epstein’a yönelik ciddi suçlamaları düşürmüş ve sadece eyalet düzeyinde bir anlaşma yapılmasına izin vermişti. Bu anlaşma, Epstein’ın 13 ay hapis yatması ve iş izni almasıyla sonuçlanmıştı. New Mexico’daki yeni soruşturma, özellikle eyaletteki Sangre de Cristo Çiftliği’nde işlenen suçlara odaklanıyor. Komite, Epstein’ın bu çiftlikteki faaliyetlerine ilişkin tanık ifadeleri ve belgeler topluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Epstein davası, yalnızca ABD’de değil, uluslararası alanda da yankı uyandırmıştı. Epstein’ın İngiliz sosyetesinden prenslerle, eski ABD başkanlarıyla ve küresel iş dünyasının önde gelen isimleriyle bağlantıları olduğu biliniyor. New Mexico’daki bu son hamle, diğer eyaletlerde de benzer soruşturmaların başlamasına yol açabilir. Ayrıca, ABD Virjin Adaları’ndaki yetkililerin Epstein’ın adadaki mal varlıklarına el koyma çabaları sürüyor. Küresel çapta, Epstein’ın suç ağının tam olarak aydınlatılamaması, adalet sistemine olan güveni sarsmaya devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, uluslararası adalet sisteminde nüfuzlu kişilere uygulanan farklı muamele konusuna ışık tutması açısından önemlidir. Türkiye, kendi hukuk sisteminde benzer iddialarla karşılaşmış ve yargı bağımsızlığı tartışmaları yaşamıştır. Epstein davasının yeniden gündeme gelmesi, küresel çapta yolsuzluk ve cinsel istismar vakalarının soruşturulmasında şeffaflık taleplerini artırabilir. Ayrıca, Türkiye'nin ABD ile adli işbirliği anlaşmaları kapsamında, bu tür davalardan elde edilen bilgilerin Türk makamlarına da ulaşması mümkündür. Ancak şu an için somut bir etki beklenmemektedir.