ABD'nin New Jersey eyaletinde, vatandaş olmayan bazı kişilerin seçmen kütüğüne kaydedildiği yönündeki bir veri hatası, Donald Trump ve Cumhuriyetçi müttefikleri tarafından seçim dolandırıcılığının kanıtı olarak sunuluyor. Ancak uzmanlar, İç Güvenlik Bakanlığı'nın (DHS) bu verisinin yanıltıcı olduğunu ve aslında 'yanlış bir argüman yaratmak için tasarlandığını' belirtiyor.
Gelişmenin Arka Planı: Veri Hatası mı, Siyasi Manipülasyon mu?
New Jersey Seçim Komisyonu, 2024 yazında yaptığı bir incelemede, seçmen listesinde vatandaş olmayan yaklaşık 1.200 kişinin kaydının bulunduğunu tespit etti. Bu kişilerin çoğunun, ehliyet başvurusu sırasında otomatik olarak seçmen kaydı yapılan, ancak vatandaşlık durumunu doğrulamayan bir sistem hatasından kaynaklandığı anlaşıldı. Hata derhal düzeltildi ve ilgili kişilerin oy kullanması engellendi. Ancak Trump, 2024 seçimlerinin 'çalındığı' yönündeki asılsız iddialarını yineleyerek bu olayı kendi lehine kullanmaya çalıştı.
Cumhuriyetçi Parti sözcüleri, DHS verilerinin 'seçim güvenliğinde büyük bir açık' olduğunu gösterdiğini öne sürerken, bağımsız seçim analistleri bu sayının tüm seçmenlerin yüzde 0,01'inden az olduğuna ve sistematik bir dolandırıcılık için son derece düşük bir seviye olduğuna dikkat çekti. Seçim güvenliği araştırmacısı Dr. Emily Johnson, 'Kasıtlı bir dolandırıcılık için bu sayı anlamsız. Asıl soru, bu verinin neden bu kadar büyütüldüğü' dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Seçim Güvenliği Söylemi
New Jersey'deki bu küçük çaplı hata, Trump'ın 2020 seçim yenilgisinin ardından başlattığı 'seçim güvenliği' söyleminin bir parçası haline geldi. Uzmanlar, bu tür veri hatalarının her eyalette zaman zaman yaşandığını ancak Cumhuriyetçilerin bunu bilinçli olarak seçmen dolandırıcılığı iddialarına kanıt olarak kullandığını belirtiyor. DHS'nin bu amaçla oluşturduğu veri tabanının 'yanlış argümanlar üretmeye yatkın' olduğu ifade ediliyor. ABD'de seçim güvenliği tartışmaları, 2024 başkanlık seçimleri öncesinde yeniden alevlenmiş durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu olay, ABD'nin seçim sistemine olan güvenin ne kadar kırılgan olduğunu göstermesi açısından önemli. Türkiye, kendi seçim güvenliği konusunda aldığı önlemlerle uluslararası alanda takdir toplarken, ABD'deki bu tür tartışmaların demokratik süreçlere olan güveni zedelediği görülüyor. Türkiye açısından doğrudan bir etkisi olmasa da, ABD'deki siyasi kutuplaşma ve seçim güvenliği endişeleri, küresel ölçekte otoriter eğilimleri besleyebileceği için dolaylı bir tehdit oluşturabilir. Ayrıca, Türkiye'nin ABD ile olan stratejik ilişkileri, bu tür iç siyasi çalkantılardan etkilenebilecek bir yapıya sahiptir.