İsrail’de Başbakan Binyamin Netanyahu’yu açıkça destekleyen aşırı sağcı Kanal 14’ün önde gelen isimleri, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile yeni bir nükleer anlaşma yapma girişimine karşı sert bir tavır aldı. Kanallarında Trump’ı eleştiren yayınlar yapan sunucu ve yorumcular, İran’ın bölgesel tehdidini hafife aldığı gerekçesiyle ABD liderini ‘büyük bir yanılgı içinde’ olmakla suçluyor. Bu durum, özellikle Netanyahu ile Trump arasındaki geleneksel dostluk bağları göz önüne alındığında, İsrail-ABD ilişkilerinde yeni bir gerilim başlığı olarak değerlendiriliyor.
Kanal 14 ve İsrail siyasetindeki rolü
2019 yılında kurulan Kanal 14, kısa sürede İsrail’in en sadık Netanyahu yanlısı medya organı haline geldi. Özellikle aşırı sağcı dini Siyonist fraksiyonlarla yakın ilişkileri bulunan kanal, sıklıkla Netanyahu hükümetinin resmi söylemlerini yansıtan yayınlar yapıyor. Trump’ın ilk döneminde Kudüs’ün başkent olarak tanınması ve Golan Tepeleri’nin ilhakının onaylanması gibi kararları coşkuyla destekleyen kanal, şimdi aynı Trump’ı İran politikasında ‘İsrail’i arkadan bıçaklamakla’ itham ediyor. Öne çıkan yorumcular arasında eski Knesset üyesi ve aşırı sağcı aktivist Itamar Ben-Gvir’e yakınlığıyla bilinen Shimon Riklin, Trump’ın anlaşma girişimini ‘tarihi bir hata’ olarak nitelendirdi. Riklin, canlı yayında ‘İran’ın nükleer bomba üretmesine izin vermek, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana yapılmış en büyük güvenlik hatası olur’ ifadelerini kullandı.
Trump’ın İran anlaşması stratejisi ve bölgesel yansımaları
Trump, seçim kampanyası sırasında vaat ettiği gibi, İran ile kapsamlı bir nükleer anlaşma yapmak istediğini açıklamıştı. Ancak bu girişim, hem İsrail’de hem de Suudi Arabistan ve BAE gibi bölgesel müttefiklerde endişeyle karşılandı. İsrail istihbarat kaynaklarına göre, Trump yönetiminin önerdiği çerçeve, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerine sınırlama getirmekle birlikte, Tahran’ın balistik füze programını ve bölgesel vekil güçler aracılığıyla yürüttüğü operasyonları kapsamıyor. Netanyahu hükümeti ise, İran’ın nükleer kapasitesinin tamamen sökülmesini ve uluslararası denetimlerin sıkılaştırılmasını talep ediyor. Kanal 14’ün yayınları, aslında koalisyon içindeki aşırı sağcı partilerin bu konuda ne kadar hassas olduğunu da ortaya koyuyor. Eski İsrail Milli Güvenlik Danışmanı Meir Ben-Shabbat’a göre, ‘Medya üzerinden yürütülen bu tartışma, aslında Washington’a mesaj verme amacı taşıyor; İsrail, güvenliğini ilgilendiren bir konuda geri adım atmayacaktır.’
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail’deki bu iç tartışma, Türkiye’nin doğrudan taraf olmadığı bir konuda şekillense de, bölgesel güç dengeleri açısından önemli sinyaller içeriyor. Trump’ın İran ile anlaşma arayışı, Türkiye’nin enerji güvenliği ve komşu İran ile ilişkilerine dolaylı etki edebilir. Türkiye, ABD’nin İran’a yönelik sert yaptırım politikalarının sona ermesi durumunda, bölgesel ticaret ve enerji işbirliğinde yeni fırsatlar görebilir. Ancak anlaşmanın İsrail tarafından kabul edilmemesi, Orta Doğu’da yeni bir gerilim hattı oluşturabilir. Ayrıca, İran’ın nükleer programının denetimsiz kalması ihtimali, Türkiye’nin güvenlik kaygılarını artırabilir. Bu nedenle Ankara’nın gelişmeleri yakından izlemesi ve dengeli bir pozisyon belirlemesi bekleniyor.