İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun iktidarını sürdürme çabaları sürerken, ana muhalefet partilerinin liderleri ve olası halefleri, ülkenin Gazze ve diğer çatışmalara ilişkin politikalarında büyük ölçüde benzer tutumlar sergiliyor. Netanyahu'nun uzun süreli siyasi hakimiyetine rağmen, İsrail siyasetinde onun yerini almayı hedefleyen isimler ve partiler, özellikle güvenlik ve dış politika konularında farklılıklardan çok ortak noktalara sahip. Bu durum, Netanyahu sonrası olası bir hükümet değişikliğinde İsrail'in Filistin meselesi ve bölgesel güvenlik politikalarında radikal bir değişiklik olmayabileceğine işaret ediyor.
Muhalefetin önde gelen isimleri ve partileri
İsrail'de ana muhalefet lideri olarak öne çıkan isimler arasında Yesh Atid partisinin lideri Yair Lapid, Ulusal Birlik Partisi'nden Benny Gantz ve Avigdor Liberman'ın liderliğindeki Yisrael Beytenu bulunuyor. Lapid, son seçimlerde Netanyahu'ya karşı merkez sol blokun başını çekmiş ve kısa süreli bir koalisyon hükümetinde başbakanlık yapmıştı. Gantz ise eski bir genelkurmay başkanı olarak güvenlik konularında deneyimli ve son dönemde anketlerde Netanyahu'nun ana rakibi olarak gösteriliyor. Liberman ise sağ seçmene hitap eden laik bir parti lideri ve Netanyahu'ya karşı sert muhalefetiyle biliniyor. Bu isimlerin yanı sıra, merkez sağda Gideon Sa'ar (Yeni Umut Partisi) ve sol kanatta Meretz ile İşçi Partisi gibi oluşumlar da alternatif arayışların parçası.
Partilerin çoğu, Gazze'deki savaşta İsrail'in güvenlik çıkarlarını koruma konusunda hemfikir. Özellikle Hamas'ın askeri kapasitesinin ortadan kaldırılması ve rehinelerin serbest bırakılması gibi hedeflerde ortak bir söylem benimsiyorlar. Ancak savaş sonrası Gazze'nin yönetimi, iki devletli çözüm ve Filistinlilerle müzakereler konusunda bazı farklılıklar bulunuyor. Yine de bu farklılıklar, Netanyahu'nun revizyonist sağ politikalarına kıyasla daha ılımlı bir çizgiye işaret ediyor.
Ortak pozisyonlar ve ayrışmalar
Muhalefet liderleri, Netanyahu'nun yargı reformu ve yolsuzluk davaları gibi iç siyasi konularda ona karşı birleşiyor. Ancak dış politika ve güvenlik konularında, özellikle İran'ın nükleer programı, Lübnan'daki Hizbullah tehdidi ve Suriye'deki gelişmeler karşısında, büyük ölçüde askeri ve istihbari çözümleri destekliyorlar. Bu durum, İsrail'in bölgesel aktivizminin Netanyahu sonrasında da devam edeceğini gösteriyor.
Gazze savaşına ilişkin olarak, muhalefet partileri arasında insani yardımların artırılması ve sivil kayıpların azaltılması yönünde bazı çağrılar olsa da, genel olarak İsrail'in kendini savunma hakkını vurguluyorlar. İki devletli çözüm konusunda ise Lapid ve Gantz gibi isimler, şartlı olarak destek verebileceklerini belirtirken, Liberman gibi sağcı isimler daha şüpheli yaklaşıyor. Ancak hepsi, Filistin yönetiminin reforme edilmesi ve ılımlı Arap ülkeleriyle işbirliğinin güçlendirilmesi gerektiğini savunuyor.
Bölgesel ve küresel bağlam
İsrail'de Netanyahu sonrası olası bir hükümet değişikliği, ABD ve Avrupa Birliği ile ilişkilerde bir yumuşama getirebilir. Biden yönetimi, Netanyahu ile özellikle yargı reformu ve Filistin politikaları nedeniyle gerginlik yaşamıştı. Muhalefet liderleri, Washington ile daha yapıcı bir diyalog kurabileceklerini ima ediyor. Ancak İsrail'in güvenlik öncelikleri ve İran karşıtı tutumu, ABD'nin bölgesel stratejisiyle uyumlu olduğu sürece, köklü bir politika değişikliği beklenmiyor.
Bölgesel olarak, Suudi Arabistan ile normalleşme görüşmeleri ve Arap ülkeleriyle ilişkilerin geliştirilmesi, muhalefetin de desteklediği bir gündem. Filistin sorununa adil bir çözüm bulunmadan kalıcı bir barışın zor olduğu görüşü, muhalefet içinde de dile getiriliyor. Ancak pratikte, İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim politikaları ve Gazze'ye yönelik abluka gibi konularda statükonun sürmesi muhtemel.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'deki siyasi dengeleri ve Netanyahu sonrası olası bir hükümet değişikliğini yakından izliyor. Ankara, Netanyahu hükümetiyle ilişkilerde ciddi sorunlar yaşamış, özellikle Gazze'deki saldırılar ve Filistin meselesi nedeniyle sert eleştiriler yöneltmişti. Muhalefet liderlerinin genel olarak Gazze ve Filistin konusunda Netanyahu'dan çok farklı olmayan pozisyonları, Türkiye'nin beklentilerini sınırlayabilir. Yine de Lapid ve Gantz gibi isimlerin iktidara gelmesi, diplomatik üslupta bir yumuşama ve insani yardımların artırılması gibi konularda bazı olumlu adımlar getirebilir. Türkiye, bölgesel istikrar ve enerji işbirliği gibi konularda İsrail ile diyalog kanallarını açık tutmayı hedefliyor. Ancak Filistin davasındaki hassasiyeti nedeniyle, İsrail'in temel politikalarında bir değişiklik olmadıkça ilişkilerde köklü bir iyileşme beklenmiyor. Netanyahu sonrası dönem, Türkiye için sınırlı da olsa yeni fırsatlar yaratabilir.