İran'ın Azerbaycan'ın İsrail ile stratejik bağlarına yönelik uzun süredir devam eden rahatsızlığı, şimdi dini özgürlükler ve Bakü'nün İslam dünyasındaki konumu üzerine bir anlaşmazlığa dönüşerek iki komşu arasındaki zaten kırılgan olan ilişkileri daha da geriyor. Tartışma, İran'ın Azerbaycan'ı başörtüsü konusundaki tutumu nedeniyle eleştirmesiyle alevlendi ve bu durum, iki ülke arasında diplomatik bir krize yol açtı.
Gerilimin Arka Planı
İran ile Azerbaycan arasındaki ilişkiler, özellikle Azerbaycan'ın İsrail ile olan yakın savunma ve enerji işbirliği nedeniyle uzun süredir gergin. Tahran, Bakü'yü İsrail'in bölgedeki istihbarat faaliyetlerine ev sahipliği yapmakla suçluyor. Son olarak, İran'ın yarı resmi haber ajansları, Azerbaycan'da başörtüsü takmanın yasaklanması veya kısıtlanması iddialarını gündeme getirerek, Bakü'yü dini özgürlükleri kısıtlamakla eleştirdi. Azerbaycan yetkilileri ise bu iddiaları reddederek, ülkede dini özgürlüklerin garanti altında olduğunu vurguluyor. Ancak, İran'ın bu konuyu diplomatik bir araç olarak kullanarak Azerbaycan üzerinde baskı kurmaya çalıştığı yorumları yapılıyor.
Azerbaycan, laik bir devlet olarak biliniyor ve anayasal olarak din ve vicdan özgürlüğünü güvence altına alıyor. Ancak, kamu kurumlarında ve okullarda başörtüsüne yönelik bazı düzenlemeler bulunuyor. İran, bu düzenlemeleri, Müslüman bir ülke olarak Azerbaycan'ın İslami değerlere aykırı davrandığı şeklinde yorumlayarak, uluslararası kamuoyunda Bakü'yü zor durumda bırakmayı hedefliyor. Bu durum, iki ülke arasındaki karşılıklı güvensizliği derinleştiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran-Azerbaycan gerilimi, sadece ikili ilişkilerle sınırlı değil; aynı zamanda bölgesel güç dengelerini de etkiliyor. Azerbaycan, Türkiye'nin desteğiyle 2020'de Dağlık Karabağ savaşında zafer kazandı ve bölgede etkinliğini artırdı. İran ise, Azerbaycan'ın İsrail ile olan bağlarını kendi güvenliğine tehdit olarak görüyor. Ayrıca, İran'ın Azerbaycan'a yönelik suçlamaları, İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlarda da yankı bulabilir ve Bakü'nün İslam dünyasındaki itibarını sarsmayı amaçlıyor. Öte yandan, Azerbaycan, İran'a karşı sert bir tavır takınmaktan kaçınıyor; ancak uluslararası arenada kendini savunmak için diplomatik girişimlerde bulunuyor. Bu gerilim, Güney Kafkasya'da istikrarı tehdit eden unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. Rusya ve Türkiye gibi bölgesel aktörlerin tutumu ise dengeyi belirleyecek.
Batılı ülkeler ve insan hakları örgütleri, Azerbaycan'daki dini özgürlükler konusunda zaman zaman endişelerini dile getirse de, İran'ın bu konuyu siyasi amaçlarla kullanması, uluslararası kamuoyunda şüpheyle karşılanıyor. İran'ın kendi içinde başörtüsü zorunluluğu bulunması ve kadınlara yönelik baskılar, Tahran'ın bu eleştirilerinin inandırıcılığını zayıflatıyor. Bu nedenle, Azerbaycan, İran'ın suçlamalarına karşı uluslararası platformlarda kendini savunma stratejisi izliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-Azerbaycan geriliminin tırmanması, Türkiye'nin Güney Kafkasya politikası açısından kritik bir sınav niteliğinde. Türkiye, hem İran hem de Azerbaycan ile iyi ilişkiler yürütmeye çalışırken, Bakü'nün en yakın müttefiki konumunda. İran'ın başörtüsü üzerinden Azerbaycan'a yönelttiği eleştiriler, Türkiye'nin laiklik ve dini özgürlükler konusundaki hassasiyetleriyle çelişiyor. Ayrıca, Türkiye, Azerbaycan'ın İsrail ile ilişkilerini destekliyor ve bu durum İran'ı rahatsız ediyor. Gerilimin artması, bölgesel istikrarı bozarak Türkiye'nin enerji koridorları ve ticaret yolları üzerindeki çıkarlarını olumsuz etkileyebilir. Türkiye'nin denge diplomasisi izleyerek tarafları sakinleştirmesi ve İran'ın bu tür suçlamalarla bölgede yeni bir kriz çıkarmasını engellemesi gerekiyor.