ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun kendisinden Beyaz Saray'da bir görüşme talep ettiğini ve bu görüşmenin önümüzdeki hafta gibi kısa bir süre içinde gerçekleşebileceğini açıkladı. Trump, Axios'a verdiği kısa bir telefon röportajında, Netanyahu ile aralarının çok iyi olduğunu belirterek "(Netanyahu) patronun kim olduğunu biliyor" ifadesini kullandı. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre, bu açıklama ABD-İsrail ilişkilerinde yeni bir dönemin sinyalleri olarak yorumlanıyor.
Gelişmenin arka planı
Trump'ın açıklamaları, Netanyahu'nun İsrail'de yolsuzluk ve rüşvet suçlamalarıyla ilgili davalarının devam ettiği bir dönemde geldi. Netanyahu, İsrail siyasetinde uzun süredir tartışmalı bir figür olarak öne çıkıyor. Trump ise 2024 başkanlık seçimleri öncesinde yeniden aday olma hazırlıkları yaparken, dış politikada aktif bir profil çiziyor. Trump'ın "patronun kim olduğunu biliyor" sözü, iki lider arasındaki güç dengesine ilişkin önemli bir ipucu olarak değerlendiriliyor. Trump, görevde olduğu dönemde Netanyahu ile yakın ilişkiler kurmuş, Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıyan ve Golan Tepeleri'ni ilhak eden kararlara imza atmıştı. Ancak Trump son dönemde herhangi bir resmi görevde bulunmazken, Netanyahu'nun hala başbakanlık koltuğunda oturuyor olması, bu görüşmenin siyasi anlamını artırıyor.
Netanyahu'nun Beyaz Saray ziyareti talebi, ABD-İsrail ilişkilerinin Biden yönetimi altında gerilen seyrine rağmen, Trump'ın hala İsrail siyasetinde önemli bir müttefik olarak görüldüğünü ortaya koyuyor. Biden yönetimi, İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim politikalarına ve Gazze'deki askeri operasyonlara mesafeli yaklaşırken, Trump dönemindeki sıkı ittifak özlemi çeken İsrailli sağcılar için Netanyahu'nun bu hamlesi stratejik bir anlam taşıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Olası Trump-Netanyahu görüşmesi, Orta Doğu'daki dengeleri yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. Trump'ın başkanlığı döneminde İbrahim Anlaşmaları ile Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Sudan ve Fas gibi Arap ülkeleri İsrail ile normalleşme adımı atmıştı. Netanyahu, bu anlaşmaları kendi diplomatik zaferi olarak sunarken, Trump da bu sürecin mimarlarından biri olarak anılıyor. Görüşmenin gündeminde, İran'ın nükleer programı, Hamas'ın Gazze'deki varlığı ve İsrail'in Suudi Arabistan ile normalleşme çabaları gibi konuların ele alınması bekleniyor. Ayrıca Trump'ın 2024 seçim kampanyasında dış politika başarılarını vurgulaması açısından bu görüşme kritik bir rol oynayabilir.
Netanyahu'nun Trump ile görüşme talebi, Biden yönetimini zor durumda bırakabilir. Zira Biden yönetimi, İsrail-Filistin çatışmasında iki devletli çözümü desteklerken, Trump'ın tek taraflı adımları bu politikayı baltalamıştı. Netanyahu'nun Trump'la yakınlaşması, Biden yönetiminin Ortadoğu politikasını dolaylı olarak zayıflatabilir. Öte yandan, İran'ın nükleer müzakerelerdeki tutumu ve bölgedeki milis güçlerle bağlantılı gerilimler, bu görüşmeyi daha da önemli kılıyor. Trump'ın İran'a yönelik "azami baskı" politikasını yeniden canlandırması ihtimali, bölgesel aktörler arasında endişe yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Netanyahu-Trump görüşmesi, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından yakından izlenmesi gereken bir gelişmedir. Trump'ın başkanlığı döneminde Türkiye-ABD ilişkileri S-400 krizi, Suriye politikası ve FETÖ gibi konularda gerginleşmişti. Ancak Trump, Türkiye'ye yönelik yaptırımlardan kaçınan bir tutum sergilemişti. Netanyahu'nun Trump'la ittifakı, Türkiye'nin bölgedeki nüfuz mücadelesinde İsrail'in elini güçlendirebilir. Özellikle Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon kaynakları ve Libya'daki vekalet savaşları bağlamında, İsrail'in ABD desteğiyle daha iddialı bir pozisyon alması beklenebilir. Türkiye, bu görüşmeden çıkacak sonuçlara göre diplomatik manevralarını yeniden değerlendirmek zorunda kalabilir.