İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, eski ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmede, Gazze'deki askeri operasyonlara ilişkin olarak "Bitirmemiz gereken bir iş var" ifadesini kullandı. Görüşmenin zamanlaması ve içeriği, ABD-İsrail ilişkileri ve Gazze'deki savaşın geleceği açısından kritik bir döneme işaret ediyor. Netanyahu'nun bu sözleri, İsrail'in Gazze'deki hedeflerine ulaşana kadar operasyonları sürdürme kararlılığını yansıtırken, Trump'ın olası bir ikinci başkanlık döneminde Ortadoğu politikasının nasıl şekilleneceğine dair ipuçları da veriyor.
Görüşmenin Arka Planı ve İsrail'in Hedefleri
Netanyahu'nun Trump ile yaptığı görüşme, İsrail'in Gazze Şeridi'nde yürüttüğü ve 7 Ekim 2023'ten bu yana devam eden askeri operasyonların en yoğun olduğu bir dönemde gerçekleşti. İsrail yönetimi, operasyonların temel hedefinin Hamas'ın askeri ve siyasi kapasitesini yok etmek, tüm rehineleri kurtarmak ve Gazze'den gelebilecek tehditleri ortadan kaldırmak olduğunu belirtiyor. Netanyahu'nun "bitirmemiz gereken bir iş" ifadesi, bu hedeflere ulaşılana kadar askeri baskının sürdürüleceği mesajını içeriyor. Ancak uluslararası toplum, özellikle sivil kayıpların artması ve insani krizin derinleşmesi nedeniyle İsrail'e yönelik eleştirilerini artırmış durumda. ABD yönetimi de son aylarda İsrail'e yönelik daha dengeli bir söylem benimseyerek, sivillerin korunması ve insani yardımların ulaştırılması konusunda çağrılarda bulunuyor.
Trump ile Netanyahu arasındaki ilişki, Trump'ın başkanlığı döneminde (2017-2021) oldukça yakındı. Bu dönemde ABD, Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımış, İsrail'in Golan Tepeleri üzerindeki egemenliğini kabul etmiş ve İbrahim Anlaşmaları olarak bilinen normalleşme sürecine öncülük etmişti. Netanyahu'nun şimdi Trump ile görüşmesi, İsrail'in ABD'nin iç siyasetindeki gelişmelere göre pozisyon alma çabası olarak da yorumlanıyor. Trump'ın olası bir seçim zaferi, İsrail'in bölgedeki operasyonlarına daha geniş bir hareket alanı sağlayabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Netanyahu-Trump görüşmesi, sadece ikili ilişkiler açısından değil, bölgesel dengeler açısından da önem taşıyor. İran'ın artan etkisi, Hizbullah ile yaşanan gerilim, Suriye'deki istikrarsızlık ve Yemen'deki Husilerin saldırıları, İsrail'in güvenlik algılamalarını şekillendiriyor. Trump'ın olası bir başkanlık döneminde İran'a yönelik "maksimum baskı" politikasını yeniden canlandırması ve İsrail'e daha koşulsuz destek vermesi bekleniyor. Bu durum, bölgede tansiyonun daha da yükselmesine yol açabilir. Öte yandan, ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, Gazze'de ateşkes sağlanması ve esir takası konusunda arabuluculuk çabalarını sürdürüyor. Netanyahu'nun Trump ile görüşmesi, Biden yönetiminin bu çabalarını zayıflatabilir ve İsrail'in daha sert bir çizgi izlemesine neden olabilir.
Uluslararası kamuoyunda, İsrail'in Gazze'deki operasyonları soykırım iddialarıyla eleştiriliyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) Netanyahu hakkında tutuklama emri çıkarma olasılığı ve Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD) görülen soykırım davası, İsrail'i hukuki ve diplomatik açıdan köşeye sıkıştırıyor. Netanyahu'nun Trump ile görüşmesi, bu baskıları dengelemek ve ABD'nin desteğini garantilemek amacı taşıyor. Ancak Trump'ın henüz başkan seçilmemiş olması, görüşmenin pratik sonuçlarını sınırlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Netanyahu'nun Trump ile görüşmesi ve Gazze'deki savaşı bitirme mesajı, Türkiye'nin bölgesel çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, Gazze'de bir an önce kalıcı ateşkes sağlanması, insani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve iki devletli çözümün hayata geçirilmesi çağrısını yineliyor. İsrail'in operasyonları sertleştirmesi ve ABD'nin olası bir Trump döneminde İsrail'e daha fazla destek vermesi, Türkiye'nin diplomatik girişimlerini zorlaştırabilir. Ayrıca, bölgede artan istikrarsızlık, Türkiye'nin güvenlik ve ekonomik istikrarını da olumsuz etkileyebilir. Türkiye, İslam İşbirliği Teşkilatı ve diğer uluslararası platformlarda Gazze konusundaki duyarlılığını sürdürerek, İsrail üzerindeki baskıyı artırmaya çalışacaktır.