Yemen'in orta kesimindeki Marib kentinde, İran destekli Husi milislerinin hükümet güçlerine ait bir askeri kampa düzenlediği balistik füze saldırısında ilk belirlemelere göre en az 30 kişi hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı. Saldırı, Husilerin Yemen hükümetinin kontrolündeki bölgelere yönelik son dönemdeki en ölümcül eylemlerinden biri olarak kaydedildi. Yetkililer, füzenin kampın merkezine isabet ettiğini ve can kaybının artabileceğini bildirdi.
Saldırının ayrıntıları ve tarafların açıklamaları
Yemen hükümeti yetkililerine göre saldırı, Marib ilinin doğusunda, hükümet güçlerinin eğitim ve konaklama amacıyla kullandığı bir askeri tesise düzenlendi. Balistik füze, yerel saatle öğleden sonra erken saatlerde kampın ortasına düştü. Patlamanın ardından bölgeye çok sayıda ambulans sevk edildi, yaralılar Marib ve çevre illerdeki hastanelere kaldırıldı. Hastane kaynakları, yaralıların bir kısmının durumunun ağır olduğunu belirtti.
Husi milisleri saldırıyı henüz resmi olarak üstlenmedi, ancak hareketin kontrolündeki medya organları, hükümet güçlerinin Marib'deki toplanma noktalarını hedef aldıklarını duyurdu. Yemen hükümeti ise saldırıyı "savaş suçu" olarak nitelendirerek uluslararası toplumu Husileri kınmaya çağırdı. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri, saldırının ardından Marib ve çevresinde hava harekatı düzenledi; koalisyon sözcüsü, Husi mevzilerine yönelik operasyonların sürdüğünü açıkladı.
Marib, Yemen iç savaşında stratejik öneme sahip bir bölge. Ülkenin en büyük petrol ve doğalgaz sahalarını barındıran kent, aynı zamanda hükümetin son önemli kalesi konumunda. Husi milisleri, 2014'ten bu yana başkent Sanaa ve çevresini kontrol ederken, Marib'i ele geçirmek için yıllardır yoğun çaba harcıyor. Son aylarda cephe hattında yaşanan çatışmalar, yeniden alevlenen savaşın en kanlı safhalarından birini oluşturuyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Bu saldırı, Yemen'de Birleşmiş Milletler öncülüğünde yürütülen ve kırılgan bir ateşkese dayanan barış çabalarını da sekteye uğratabilir. Nisan 2022'de ilan edilen ve büyük ölçüde korunan ateşkes, Ekim 2022'de sona ermiş, taraflar arasında kalıcı bir anlaşma sağlanamamıştı. Son haftalarda hem Husi hem de hükümet güçlerinin karşılıklı saldırıları, ateşkesin tamamen çökebileceği endişesini artırıyor.
Uluslararası toplum, saldırıyı endişeyle karşıladı. Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi, taraflara itidal çağrısında bulunarak sivil kayıpların önlenmesi için acil adımlar atılmasını istedi. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, İran'ın Husi milislerine sağladığı füze teknolojisinin bölgesel istikrarı tehdit ettiğini belirtti. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ise saldırıyı kınayarak Husilerin uluslararası hukuku ihlal ettiğini vurguladı.
Uzmanlar, Husi milislerinin balistik füze kapasitesinin son yıllarda önemli ölçüde arttığını, bunun da İran'ın bölgedeki vekil güçlere yönelik desteğinin bir göstergesi olduğunu ifade ediyor. Yemen'deki iç savaş, 2015'ten bu yana yüz binlerce kişinin ölümüne ve dünyanın en büyük insani krizlerinden birine yol açtı. BM verilerine göre ülke nüfusunun yüzde 80'i insani yardıma muhtaç durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki iç savaşta taraf olmamakla birlikte, bölgesel istikrarın korunmasına önem veriyor. Husi saldırılarının artması, Kızıldeniz'deki güvenlik dengelerini ve küresel ticaret yollarını olumsuz etkiliyor. Türk dış politikası, Yemen'de siyasi çözümü ve BM öncülüğündeki barış görüşmelerini destekliyor. Ayrıca Türkiye, Suudi Arabistan ve BAE ile ilişkilerini normalleştirme sürecinde, Yemen'deki gelişmeleri dikkatle izliyor. Husi füze saldırıları, İran'ın bölgedeki etkisini artırma çabalarına işaret ederken, Türkiye'nin İran'la olan dengeli ilişkilerini de test edebilir. Türkiye, insani yardım koridorlarının açık tutulması ve sivil kayıpların önlenmesi çağrısında bulunuyor.