Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran ile ABD arasındaki nükleer anlaşmazlık ve bölgesel gerilimin çözümüne yönelik arabuluculuk çabaları çerçevesinde 16 Haziran 2025 tarihinde Tahran'a bir ziyaret gerçekleştirdi. Ziyaret, ABD Başkanı Donald Trump'ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in İran konusundaki rolünü övmesinin hemen ardından geldi. Görüşmelerde, Rusya'nın İran ile ABD arasında arabuluculuk teklifi ve Tahran'ın nükleer programına ilişkin müzakerelerin canlandırılması ele alındı.
Ziyaretin Arka Planı ve Arabuluculuk Çabaları
Lavrov'un Tahran ziyareti, Rusya'nın Orta Doğu'daki diplomatik etkinliğini artırma ve Batı ile İran arasında köprü kurma girişimlerinin bir parçası. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, bu ayın başlarında İranlı mevkidaşı ile yaptığı görüşmede Moskova'nın Tahran ile Washington arasında arabuluculuk yapma teklifini yenilemişti. Kremlin, her iki tarafın da Rusya'nın iyi niyetli çabalarını takdir ettiğini belirtiyor.
İran'nın nükleer programı, 2015 yılında imzalanan ve ABD'nin 2018'de tek taraflı olarak çekildiği Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA) sonrasında yeniden uluslararası gündemin merkezine yerleşmiş durumda. İran, anlaşmadaki taahhütlerini kademeli olarak askıya aldığını duyurmuş, uranyum zenginleştirme düzeyini artırmıştı. Batılı ülkeler, İran'ın nükleer silah edinme potansiyelinden endişe ederken, Tahran programın barışçıl olduğunu savunuyor.
Rusya, İran ile uzun süredir devam eden stratejik ilişkilere sahip. İki ülke, Suriye iç savaşında aynı safta yer aldı, enerji ve savunma alanlarında işbirliğini derinleştirdi. Lavrov'un ziyareti, aynı zamanda Rusya'nın Ukrayna savaşı nedeniyle Batı ile yaşadığı gerilim ortamında, Orta Doğu'da arabulucu olarak nüfuzunu pekiştirme arayışı olarak da değerlendiriliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, Rusya'nın İran ile diyalogda oynadığı rolü övdü ve Putin'in bu konudaki çabalarını takdir ettiğini söyledi. Trump yönetimi, İran ile müzakerelerde Rusya'nın aracılığına sıcak bakabileceğini ima ediyor. Ancak ABD'nin aynı zamanda İran'a yönelik yaptırımları sürdürdüğü ve askeri seçenekleri masada tuttuğu biliniyor.
Avrupa Birliği ve diğer bölgesel aktörler, İran nükleer anlaşmasının canlandırılması için çabalarını sürdürüyor. Ancak İran'ın son dönemde uranyum zenginleştirme faaliyetlerini genişletmesi ve Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEA) ile işbirliğini kısıtlaması endişeleri artırıyor. Lavrov'un ziyareti, diplomatik kanalların açık tutulması açısından önemli bir adım olarak görülüyor.
Orta Doğu'da İsrail-İran gerilimi, Gazze krizi ve Suriye'deki istikrarsızlık gibi mevcut sorunlar, bölgesel güvenlik mimarisini karmaşıklaştırıyor. Rusya'nın arabuluculuk girişimi, aynı zamanda Moskova'nın Batı ile ilişkilerinde bir koz olarak kullanabileceği bir diplomatik hamle olarak da okunabilir. Zira Rusya, Ukrayna savaşı nedeniyle Batı yaptırımları altında ve uluslararası izolasyonu kırmak için Orta Doğu'daki arabuluculuk rollerini öne çıkarıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile komşu olması ve ABD ile Rusya arasında denge politikası izlemesi nedeniyle bu gelişmeleri yakından takip ediyor. Rusya'nın İran-ABD arabuluculuğu, Türkiye'nin bölgesel denklemdeki konumunu etkileyebilir. Ankara, hem İran ile ticari ve siyasi ilişkilerini sürdürüyor hem de Batı ittifakı içinde kalarak nükleer anlaşmazlığın diplomatik yollarla çözülmesini destekliyor. Türkiye, ayrıca Rusya ile enerji ve savunma alanlarında işbirliği yaparken, ABD ile de stratejik ortaklığını koruyor. Moskova'nın arabuluculuk rolü, Türkiye'nin bölgesel barış ve istikrar için yürüttüğü çabalara paralel bir zemin oluşturabilir. Ancak Rusya'nın artan etkinliği, Türkiye'nin arabuluculuk kapasitesini gölgeleme riski taşıyor. Bu nedenle Ankara, diplomatik kanalları açık tutarak hem İran hem de ABD ile eşgüdüm içinde hareket etmeyi sürdürecektir.