İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Pazartesi günü yaklaşan seçimler öncesinde ABD Başkanı Donald Trump'ın kendisini desteklediğini açıklamasının ardından, Trump ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede Trump'ın Netanyahu'nun seçimi kazanacağını öngördüğü ve İran'a karşı yeniden ortak bir saldırı düzenleyebileceklerini ima ettiği belirtildi. Bu gelişme, İsrail'de 9 Nisan'da yapılacak genel seçimler öncesinde Netanyahu'nun uluslararası alanda elini güçlendirme çabası olarak yorumlanıyor.
Seçim öncesi stratejik hamle
Netanyahu'nun Trump ile gerçekleştirdiği görüşme, İsrail siyasetinde kritik bir dönemeçte yaşandı. Ülkede 9 Nisan'da yapılacak seçimlerde Netanyahu'nun rakibi Benny Gantz'ın liderliğindeki Mavi-Beyaz ittifakı ciddi bir rekabet ortamı yaratmış durumda. Trump'ın açık desteği, Netanyahu'nun seçmen nezdinde "güçlü lider" imajını pekiştirmeyi amaçlıyor. Görüşmenin detaylarına göre Trump, Netanyahu'ya seçimi kazanacağını söyleyerek moral verdi ve iki ülkenin İran'a karşı ortak askeri operasyon yapabileceği mesajını verdi. Bu mesaj, İsrail'in güvenlik endişelerini öne çıkararak sağ seçmenin oylarını konsolide etmeyi hedefliyor.
Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, görüşmenin "samimi ve verimli" geçtiği belirtildi. Ancak Trump'ın İran'a yönelik ifadeleri, bölgede tansiyonu artırabilecek nitelikte. İsrail ve ABD yönetimleri uzun süredir İran'ın nükleer programını yakından takip ediyor. Trump yönetimi, 2018'de İran ile imzalanan nükleer anlaşmadan çekilmiş ve Tahran'a yönelik yaptırımları yeniden uygulamaya koymuştu. Netanyahu ise İran'ı varoluşsal bir tehdit olarak nitelendiriyor ve askeri seçeneği masada tuttuğunu sık sık dile getiriyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Trump'ın Netanyahu'ya desteği, ABD-İsrail ilişkilerinin geldiği noktayı göstermesi açısından dikkat çekici. Trump, göreve geldiğinden bu yana İsrail lehine birçok kritik adım attı: Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıdı, ABD büyükelçiliğini Kudüs'e taşıdı ve İsrail'in Golan Tepeleri üzerindeki egemenliğini tanıdı. Bu hamleler, uluslararası alanda geniş yankı uyandırmış ve Filistinliler ile Arap dünyasının tepkisini çekmişti. Şimdi ise Trump'ın seçim öncesi Netanyahu'ya verdiği destek, iki lider arasındaki kişisel ve siyasi yakınlığın bir göstergesi olarak okunuyor.
Öte yandan, İran'a yönelik olası bir ortak saldırı söylemi, bölgede istikrarsızlık riskini artırıyor. İran, Suriye ve Irak'ta artan etkisiyle İsrail için ciddi bir güvenlik tehdidi oluşturuyor. İsrail, son yıllarda Suriye'de İran bağlantılı hedeflere yüzlerce hava saldırısı düzenledi. Ancak doğrudan İran topraklarına yönelik bir saldırı, bölgesel bir savaşı tetikleyebilir. ABD'nin böyle bir operasyona verdiği sinyal, hem İran'a hem de bölgedeki diğer aktörlere gözdağı verme amacı taşıyor. Uzmanlar, Trump'ın bu açıklamalarının seçim malzemesi olarak kullanıldığını ve gerçek bir askeri operasyonun yakın vadede olası görünmediğini belirtiyor.
İsrail'deki seçim sonuçları, Ortadoğu barış sürecini de doğrudan etkileyecek. Netanyahu'nun kazanması halinde, ABD'nin sunduğu ve Filistinliler tarafından reddedilen "Yüzyılın Anlaşması" olarak adlandırılan barış planının uygulanması için daha fazla alan doğabilir. Ancak Gantz'ın zaferi, ABD-İsrail ilişkilerinde ve bölgesel politikada farklı bir sayfa açabilir. Trump'ın Netanyahu'ya açık desteği, İsrail seçmenini etkilemeye yönelik bir müdahale olarak da eleştiriliyor.
Uluslararası toplum, İran'a yönelik olası bir askeri harekatın sonuçları konusunda endişeli. Avrupa Birliği ve Rusya, bölgede tansiyonun düşürülmesi çağrısında bulunurken, İran Dışişleri Bakanlığı henüz bir açıklama yapmadı. Ancak Tahran'ın, ABD ve İsrail'in olası bir saldırısına karşılık vereceğini açıklaması bekleniyor. Bu gelişmeler, zaten kırılgan olan Ortadoğu dengelerini daha da karmaşık hale getirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail-ABD yakınlaşmasını ve İran'a yönelik olası askeri tehditleri dikkatle izliyor. Türkiye, bölgede artan tansiyonun kendi güvenliğini ve ekonomik istikrarını olumsuz etkileyeceğinden endişe duyuyor. İran ile ticari ilişkileri olan Türkiye, olası bir çatışmanın enerji arz güvenliğini ve bölgesel ticaret yollarını riske atmasından çekiniyor. Ayrıca, Türkiye-İsrail ilişkileri son yıllarda kısmi bir normalleşme sürecine girmiş olsa da, Netanyahu'nun seçim stratejisi ve Trump'ın desteği, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği önemle çelişebilir. Türkiye, İsrail'in Gazze'ye yönelik politikalarını eleştirirken, ABD'nin İsrail'e koşulsuz desteği, Ankara'nın Washington ile ilişkilerinde bir gerilim unsuru olmayı sürdürüyor. Bu haber, Türkiye'nin bölgesel denge politikalarında dikkatli adımlar atması gerektiğini gösteriyor.