İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda sunduğu ve daha sonra kamuoyuyla paylaşılan bir harita, Sudan'daki Hızlı Destek Kuvvetleri'ni (RSF) İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile "dostane" olarak işaretlerken, RSF'in ayrılıkçı hareketlere verdiği desteği de gözler önüne serdi. Harita, İsrail'in bölgesel ittifak ağını ve Sudan'daki iç savaşta hangi aktörlere yakın durduğunu açıkça ortaya koyuyor. Netanyahu'nun ofisi tarafından yayınlanan harita, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'daki ilişkileri renk kodlarıyla sınıflandırıyor; yeşil renk dostane, kırmızı ise düşmanca ilişkileri gösteriyor. Haritada RSF'in kontrol ettiği bölgeler yeşil tonlarla işaretlenirken, Sudan ordusunun kontrolündeki alanlar kırmızı olarak gösteriliyor. Bu, İsrail'in Sudan'daki iç savaşta RSF'i fiilen desteklediği yönündeki iddiaları güçlendiriyor.
Haritanın Arka Planı ve RSF-İsrail İlişkileri
Netanyahu'nun haritası, İsrail'in 2020'de BAE ile imzaladığı İbrahim Anlaşmaları'nın ardından bölgede genişleyen ittifaklarını yansıtıyor. Haritada BAE, Bahreyn, Fas ve Ürdün gibi ülkeler dostane ilişkiler kapsamında gösterilirken, İran, Suriye ve Lübnan düşman olarak işaretleniyor. Ancak asıl dikkat çeken unsur, Sudan'ın bölünmüş yapısının haritaya yansıtılması ve RSF'in açıkça İsrail ve BAE yanlısı olarak konumlandırılması. RSF, Nisan 2023'ten bu yana Sudan ordusuna karşı savaşıyor ve ülkenin büyük bölümünde kontrolü elinde tutuyor. İsrail ile RSF arasındaki ilişkiler yeni değil; 2020'de İsrail heyetinin Hartum'a yaptığı ziyaretler ve BAE'nin arabuluculuğu, RSF lideri Muhammed Hamdan Dagalo (Hemedti) ile İsrail arasında dolaylı temasların kurulmasına yol açmıştı. BAE ise RSF'e askeri ve mali destek sağlamakla suçlanıyor; Birleşmiş Milletler raporları da bu iddiaları kısmen doğruluyor.
Haritada RSF'in ayrılıkçı hareketlere desteği de vurgulanıyor. Bu, Sudan'ın güneyindeki ve batısındaki ayrılıkçı gruplarla RSF arasındaki bağlantılara işaret ediyor. Uzmanlar, İsrail'in bu haritayı kamuoyuna sunmasının, bölgedeki müttefiklerine mesaj vermek ve RSF'e verdiği desteği meşrulaştırmak amacı taşıdığını belirtiyor. Ayrıca harita, İsrail'in Sudan'daki savaşta taraf tuttuğunu gizleme çabasını da sona erdirmiş oldu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Netanyahu'nun haritası, İsrail'in Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz çevresindeki stratejik çıkarlarını koruma çabasının bir parçası. İsrail, Kızıldeniz'de artan Husi tehdidine karşı BAE ve Suudi Arabistan ile işbirliğini derinleştirirken, Sudan'daki RSF ile ilişkilerini de bu çerçevede kullanıyor. Öte yandan, RSF'in ayrılıkçı hareketlere desteği, Sudan'ın toprak bütünlüğünü tehdit eden bir unsur olarak öne çıkıyor. Bu durum, Mısır ve Suudi Arabistan gibi Sudan ordusuna destek veren ülkelerle İsrail arasında gerilim yaratabilir. BAE'nin RSF'ye verdiği destek, ABD ve Avrupa başkentlerinde de endişeyle karşılanıyor; ancak BAE, İbrahim Anlaşmaları sayesinde İsrail ile ilişkilerini koruyarak bu eleştirileri göğüslemeye çalışıyor. Harita, aynı zamanda İsrail'in bölgede "dost-düşman" haritası çizerek yeni bir Soğuk Savaş mantığı dayattığı yorumlarına yol açtı. Uluslararası Kriz Grubu gibi düşünce kuruluşları, Sudan'daki savaşın vekalet savaşına dönüştüğünü ve dış aktörlerin çatışmayı körüklediğini vurguluyor.
Haritanın bir diğer önemli boyutu da Filistin meselesi. Netanyahu'nun haritasında Filistin toprakları İsrail'in parçası olarak gösterilirken, bu durum uluslararası hukuka aykırı ve birçok ülke tarafından tepkiyle karşılandı. Harita, İsrail'in bölgesel normalleşme çabalarının Filistin sorununu nasıl göz ardı ettiğini de gözler önüne seriyor. BM Genel Kurulu'nda tepki çeken harita, Arap Birliği tarafından da kınandı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sudan'daki iç savaşta tarafsız bir tutum izlemeye çalışsa da RSF'in ayrılıkçı hareketlere desteği ve İsrail-BAE ekseninde konumlanması, Ankara'nın bölgesel dengeleri yeniden gözden geçirmesini gerektiriyor. Türkiye, Sudan'ın toprak bütünlüğüne vurgu yaparken, RSF'in ayrılıkçı gruplarla bağlantısı, Afrika Boynuzu'ndaki istikrarsızlığı artırabilir. Ayrıca BAE ve İsrail'in Sudan'da ortak hareket etmesi, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Kızıldeniz'deki çıkarlarına dolaylı etki edebilir. Türkiye, Libya ve Somali'de izlediği denge politikasını Sudan'da da sürdürmek isteyecektir; ancak RSF-İsrail yakınlaşması, Ankara'nın Sudan ordusuna verdiği desteği sorgulatabilir. Bölgesel istikrar için Türkiye'nin diplomatik kanalları açık tutması ve Sudan'da kalıcı bir ateşkes için çaba göstermesi kritik.