İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu için geçtiğimiz hafta özellikle iyi geçti; zira güvenlik konuları yeniden seçim kampanyasının merkezine yerleşti. Netanyahu, Birleşik Arap Emirlikleri Veliaht Prensi Muhammed bin Zayid ile gerçekleştirdiği görüşme ve FlyDubai uçağına yönelik saldırı sonrası güvenlik ve diplomasi kartlarını oynayarak kamuoyu desteğini artırmayı hedefliyor. Bu gelişmeler, İsrail'de yaklaşan seçimler öncesinde Netanyahu'nun kampanyasına ivme kazandırırken, muhalefetin güvenlik ve dış politika konularındaki argümanlarını zayıflatıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Netanyahu, Birleşik Arap Emirlikleri Veliaht Prensi Muhammed bin Zayid (MBZ) ile geçtiğimiz hafta bir araya geldi. Görüşme, İsrail ile BAE arasındaki ilişkilerin normalleşmesi sürecinde önemli bir adım olarak yorumlandı. İki lider, bölgesel güvenlik, ekonomik işbirliği ve İran'ın nükleer programı gibi konuları ele aldı. Bu görüşme, Netanyahu'nun Arap dünyasıyla kurduğu ilişkileri seçim malzemesi yapmasına olanak tanıyor.
Öte yandan, FlyDubai'ye ait bir uçağa yönelik saldırı, İsrail'in güvenlik endişelerini yeniden gündeme getirdi. Saldırının ardından Netanyahu, İsrail'in güvenliği için kararlı adımlar attığını vurgulayarak, kendisini deneyimli bir lider olarak konumlandırdı. Bu olay, Netanyahu'nun "güvenlikçi" imajını pekiştirirken, rakiplerinin güvenlik konularındaki yetersizliğini öne çıkarmasına yardımcı oldu.
Seçim kampanyası sürecinde güvenlik konuları her zaman belirleyici olmuştur. Netanyahu, geçmişte olduğu gibi, yine güvenlik kartını oynayarak seçmenin desteğini kazanmayı amaçlıyor. Son anketler, Netanyahu liderliğindeki Likud partisinin oy oranını artırdığını gösteriyor. Muhalefet ise Netanyahu'nun yolsuzluk davaları ve ekonomik sorunlara odaklanarak dengeyi sağlamaya çalışıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Netanyahu'nun MBZ ile görüşmesi, İsrail'in Arap dünyasıyla ilişkilerini normalleştirme çabalarının bir parçası. Bu görüşme, ABD'nin arabuluculuğuyla imzalanan İbrahim Anlaşmaları'nın ardından geldi. BAE, Bahreyn, Sudan ve Fas gibi ülkelerin İsrail ile ilişkilerini normalleştirmesi, bölgesel dengeleri değiştirdi. Netanyahu, bu ilişkileri kendi siyasi başarısı olarak sunarak seçmenden destek istiyor.
FlyDubai saldırısı ise bölgesel güvenlik açısından endişe verici. Saldırının arkasında kimin olduğu henüz netleşmedi ancak İran destekli grupların parmağı olabileceği konuşuluyor. Bu tür saldırılar, İsrail'in güvenlik politikalarını sertleştirmesine ve Netanyahu'nun elini güçlendirmesine yol açıyor. Ayrıca, saldırı sonrası İsrail'in olası misilleme seçenekleri, bölgede tansiyonu yükseltebilir.
Netanyahu'nun seçim stratejisi, sadece iç politikayı değil, aynı zamanda İsrail'in dış politikasını da etkiliyor. BAE ile yakınlaşma, İran'a karşı ortak bir cephe oluşturma çabası olarak görülüyor. Ancak bu yakınlaşma, Filistin sorununu göz ardı ettiği gerekçesiyle eleştiriliyor. Netanyahu, Filistin konusunda taviz vermeden Arap ülkeleriyle ilişkileri geliştirmeyi başardı ve bu durum, onun seçim kampanyasında önemli bir koz.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Netanyahu'nun MBZ ile görüşmesi ve FlyDubai saldırısı sonrası güvenlik kartını oynaması, Türkiye'nin Ortadoğu politikalarını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, İsrail ile ilişkilerini normalleştirme sürecinde mesafe kat etmiş olsa da, İsrail'in Arap ülkeleriyle yakınlaşması ve İran'a karşı blok oluşturma çabaları, bölgesel dengeyi Türkiye'nin aleyhine çevirebilir. Ayrıca, FlyDubai saldırısı gibi güvenlik olayları, Türkiye'nin bölgedeki enerji ve ticaret yollarının güvenliği açısından risk oluşturuyor. Türkiye, İsrail ile ilişkilerini dengede tutarak, bölgesel gerilimin tırmanmasını önlemeye çalışmalı.