İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD arabuluculuğunda yürütülen ateşkes görüşmeleri kapsamında İsrail ordusunun Güney Lübnan'daki belirli noktalardan çekilmesini öngören planı onaylamak üzere üst düzey bir güvenlik toplantısı düzenledi. İsrail yayın kuruluşu Channel 13'ün haberine göre, toplantıda çekilmenin ilk aşamasında hangi bölgelerin boşaltılacağı ele alındı. Görüşmeler, Washington'un aracılık ettiği çerçeve anlaşması kapsamında ilerliyor ve taraflar arasında sınır güvenliğinin yeniden tesis edilmesini hedefliyor. Netanyahu'nun güvenlik kabinesi, Hizbullah'ın varlığının sona erdirilmesi ve İsrail'in kuzey sınırında kalıcı bir güvenlik düzenlemesi sağlanması amacıyla planlanan çekilmenin ayrıntılarını masaya yatırdı.
Gelişmenin arka planı
İsrail ile Lübnan arasındaki gerilim, Ekim 2023'te başlayan ve Gazze'deki savaşın ardından tırmanan çatışmalarla birlikte yeni bir boyut kazandı. Hizbullah'ın 8 Ekim 2023'te İsrail'e yönelik saldırılarına yanıt olarak İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyinde yoğun bir hava ve kara operasyonu başlatmıştı. Bu operasyonlar sonucunda İsrail güçleri, sınır hattı boyunca stratejik tepeler ve Hizbullah'ın kullandığı tünelleri kontrol altına almış, ayrıca Litani Nehri'nin güneyindeki bazı bölgelerde ilerlemişti. Ancak uluslararası baskı ve ateşkes çağrıları, tarafları müzakere masasına oturmaya zorladı. ABD'nin arabulucu rolü üstlendiği görüşmelerde, İsrail ile Lübnan arasındaki 1949 Ateşkes Hattı (Mavi Hat) boyunca istikrarın sağlanması için kademeli bir çekilme planı üzerinde çalışılıyor. Çekilmenin ilk aşamasında, İsrail'in sivil yerleşimlerden uzak askeri noktalardan çekilmesi ve güvenliğin Lübnan ordusu ile UNIFIL'e devredilmesi öngörülüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, sadece İsrail-Lübnan sınırını değil, tüm Ortadoğu dengelerini etkileme potansiyeline sahip. Hizbullah'ın zayıflaması ve İsrail'in çekilmesi, Lübnan'da siyasi istikrarı yeniden tesis edebilir. Ancak çekilmenin hangi noktalardan yapılacağı konusundaki anlaşmazlıklar, sürecin uzamasına neden olabilir. ABD'nin buradaki rolü, hem İsrail'in güvenlik kaygılarını gidermeyi hem de Lübnan'ın toprak bütünlüğünü korumayı hedefliyor. İran destekli Hizbullah'ın güney Lübnan'daki varlığı, İsrail için en büyük tehdit olarak görülüyor. Çekilme anlaşması, Hizbullah'ın silahsızlandırılmasını doğrudan öngörmese de, İsrail'in askeri varlığının sona ermesi, grubun nüfuzunu azaltabilir. Bölgesel olarak, Suriye'deki istikrarsızlık ve İran'ın nükleer programıyla ilgili endişeler, bu anlaşmayı daha da kritik hale getiriyor. Küresel boyutta ise ABD'nin arabuluculuk başarısı, Çin ve Rusya'nın bölgedeki etkisine karşı bir kazanım olarak görülebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin bölgesel istikrar politikaları açısından önem taşıyor. Türkiye, Lübnan'daki siyasi istikrarı desteklemekte ve ülkenin toprak bütünlüğünün korunmasından yana bir tutum sergilemektedir. İsrail'in çekilmesi, Lübnan'daki gerginliği azaltarak Doğu Akdeniz'deki enerji iş birliği ve deniz yetki alanları müzakerelerine olumlu yansıyabilir. Ayrıca İsrail ile normalleşme sürecinde olan Türkiye, bu anlaşmanın başarıyla uygulanmasının bölgesel diyaloğa katkı sağlayacağını değerlendirmektedir. Ancak Hizbullah'ın tamamen silahsızlandırılamaması ve İran'ın bölgedeki varlığı, Türkiye'nin güvenlik endişelerini canlı tutacak unsurlar olarak öne çıkmaktadır.