İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Israel Katz, ülkenin kuzey sınırındaki tansiyonun ardından güney Lübnan’a yönelik saldırı operasyonlarının durdurulması talimatını verdi. Karar, son haftalarda Hizbullah’la artan çatışmaların ardından bölgesel bir ateşkes çabası olarak yorumlanıyor. Orta Doğu’da patlama noktasına gelen İsrail-Lübnan sınırı, 7 Ekim sonrası başlayan savaşın en sıcak cephelerinden biri haline gelmişti.
Gelişmenin arka planı
Netanyahu ve Katz’in emri, Kuzey Komutanlığı’na bağlı birliklerin Lübnan topraklarındaki taarruz faaliyetlerini kapsıyor. Ordu sözcüleri, operasyonların “belirli hedeflerle sınırlı” olduğunu ve sivil kayıpları önlemek için hassas vuruşlar yapıldığını belirtmişti. Ancak geçtiğimiz hafta sonu itibarıyla Hizbullah’ın roket saldırılarına karşılık olarak İsrail’in düzenlediği hava akınlarında en az 12 sivil yaşamını yitirmiş, onlarca kişi yaralanmıştı. Kararın hemen öncesinde, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın bölgeye yönelik yoğun diplomasi trafiği dikkat çekiyor. Blinken, İsrail’in aşırı güç kullanımını eleştirirken, “çatışmanın genişlemesinin önlenmesi” çağrısı yapmıştı. İsrail basınına göre Netanyahu, siyasi baskılar ve iç kamuoyunda artan savaş yorgunluğu nedeniyle bu adımı atmak zorunda kaldı.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu hamle, İsrail ile Hizbullah arasında 2006’dan bu yana en büyük askeri gerilimi yaşatan sürecin bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Ateşkesin kalıcı olup olmayacağı ise belirsizliğini koruyor. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, daha önce yaptığı konuşmada “İsrail’in kuzeydeki yerleşim yerlerine dönüşü ancak Gazze’deki savaşın durmasıyla mümkün” diyerek iki cepheyi birbirine bağlamıştı. BM Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararı, Litani Nehri’nin güneyinde silahlı grupların bulunmamasını öngörüyor ancak bu madde yıllardır uygulanamıyor. Fransa ve Katar’ın arabuluculuk çabaları da sürüyor. Öte yandan, İran’ın bölgedeki vekil güçleri üzerindeki etkisi, her an yeni bir çatışma dalgasını tetikleyebilir. Netanyahu’nun bu kararı, ABD’nin seçim atmosferinde İsrail’e yönelik baskıları ve uluslararası kamuoyunda artan tepkilerle bağlantılı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, başından beri İsrail’in Gazze ve Lübnan operasyonlarına sert tepki göstermiş, bu saldırıların “soykırım” boyutuna vardığını savunmuştur. Netanyahu’nun Lübnan’daki saldırıları durdurma emri, doğrudan Türkiye’nin çağrılarıyla örtüşmese de, bölgede tansiyonun düşmesi Ankara’nın çıkarınadır. Zira sınır komşusu Suriye’deki kriz ve Irak’taki güvenlik sorunlarına bir de Lübnan cephesinin eklenmesi, Türkiye’yi yeni bir mülteci dalgası ve enerji güvenliği riskiyle karşı karşıya bırakabilirdi. Ayrıca, Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları ve enerji kaynakları üzerindeki rekabette İsrail’le yaşanan gerilim, bu ateşkesle bir nebze olsun yumuşama fırsatı bulabilir. Türk Dışişleri’nin, insani yardım koridorlarının açılması ve iki devletli çözüm vurgusu, bu süreçte daha da önem kazanmaktadır.