İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Çarşamba günü Suriye topraklarındaki Hermon Dağı'nda (Cebelü'ş-Şeyh) konuşlu İsrail askerlerini ziyaret ederek, İran ile yürüttüğü mücadelede hedeflerine "çok yakın" olduklarını açıkladı. Netanyahu, Suriye'nin güneyinde İsrail ordusunun bir mevzisini gezdi ve askerlere hitaben yaptığı konuşmada, İran'ın bölgedeki varlığını sona erdirmeye yönelik operasyonların sürdüğünü belirtti.
Ziyaretin arka planı ve stratejik önemi
Netanyahu'nun Hermon Dağı ziyareti, İsrail'in Suriye'deki askeri varlığını ve İran'a yönelik operasyonlarını kamuoyuna duyurma stratejisinin bir parçası. Hermon Dağı, İsrail, Suriye ve Lübnan sınırlarının kesiştiği kritik bir noktada bulunuyor. İsrail, 1967 Altı Gün Savaşı'ndan bu yana dağın bir kısmını kontrol ediyor, ancak son yıllarda Suriye iç savaşını fırsat bilerek İran destekli milislerin bölgede mevzilenmesini engellemek için sık sık hava saldırıları düzenliyor. Netanyahu'nun ziyareti, İsrail'in Suriye'deki nüfuz alanını genişletme ve İran'ı askeri olarak geri püskürtme çabasının bir göstergesi.
İsrail, uzun süredir İran'ın Suriye'deki askeri yığınaklanmasını kırmızı çizgisi olarak görüyor. Özellikle Golan Tepeleri'ne yakın bölgelerde İran Devrim Muhafızları ve Hizbullah güçlerinin konuşlanması, İsrail için doğrudan tehdit oluşturuyor. Netanyahu'nun "hedeflere çok yakın" açıklaması, İsrail'in İran'ın bölgedeki varlığını sona erdirmek için kapsamlı bir askeri kampanyanın eşiğinde olabileceği yorumlarına yol açtı.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail'in İran'a yönelik operasyonları, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan güç dengelerini daha da karmaşık hale getiriyor. Suriye'de Beşar Esad rejiminin İran ve Rusya'ya olan bağımlılığı, İsrail'in operasyonlarını sınırlı tutmasına neden oluyor. Ancak son dönemde Rusya'nın Ukrayna savaşına odaklanması, İsrail'e Suriye'de daha rahat hareket alanı sağladı. ABD'nin İsrail'e verdiği destek ve İran'a yönelik yaptırımlar, İsrail'in elini güçlendiriyor. Öte yandan, İran'ın nükleer programındaki ilerleme, İsrail'in askeri seçeneklerini masada tutmasına neden oluyor. Netanyahu'nun açıklamaları, İran ile olası bir doğrudan çatışmanın kapıda olabileceği sinyalini veriyor.
Bu gelişme, aynı zamanda İsrail'in Suriye'deki varlığını meşrulaştırma çabası olarak da okunabilir. İsrail, Suriye'de istikrarın sağlanması için İran'ın çekilmesi gerektiğini savunuyor ve uluslararası toplumdan bu yönde destek arıyor. Ancak Suriye rejimi ve İran, İsrail'in saldırılarını egemenlik ihlali olarak nitelendiriyor. Bölgede tansiyonun yükselmesi, Lübnan ve Irak gibi ülkelerdeki İran yanlısı grupların misilleme yapma riskini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in Suriye'deki İran hedeflerine yönelik operasyonları ve Netanyahu'nun açıklamaları, Türkiye'nin güvenlik ve dış politika öncelikleri açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişme. Türkiye, Suriye'deki istikrarsızlıktan en çok etkilenen ülkelerden biri olarak, İsrail-İran geriliminin bölgede yeni bir çatışmaya dönüşmesini istemiyor. Ayrıca Türkiye, İsrail'in Suriye'deki askeri varlığını ve özellikle Golan Tepeleri'ndeki durumu, kendi toprak bütünlüğü ve bölgesel dengeler açısından hassasiyetle izliyor. Olası bir İsrail-İran çatışması, Türkiye'nin sınır güvenliğini ve enerji hatlarını tehdit edebilir. Bu nedenle Türkiye, diplomasi yoluyla gerilimin düşürülmesi ve Suriye'de siyasi çözüm için çaba göstermeye devam edecektir.