İsrail'de 1 Kasım 2022'de yapılan genel seçimlerin ardından eski Başbakan Binyamin Netanyahu, zafer ilan etmese de güçlü bir yeni sağcı hükümet kurma taahhüdünde bulundu. Netanyahu, yaptığı açıklamada doğrudan zafer iddiasında bulunmadı, ancak partisi Likud'un tek başına en büyük parti olacağını belirtti. Seçim sonuçlarının kesinleşmesi beklenirken, Netanyahu'nun sağ blokla birlikte iktidarı yeniden ele geçirmesi öngörülüyor.
Seçim sonuçları ve siyasi denklem
İsrail'de 1 Kasım'da yapılan seçimler, ülkenin son dört yılda beşinci kez sandık başına gidişi oldu. Seçim sonuçlarına göre, Netanyahu liderliğindeki Likud partisi %23 civarında oy alarak Meclis'te (Knesset) 30-32 sandalye kazanması bekleniyor. Netanyahu'nun sağcı ve dindar partilerden oluşan blokunun toplamda 65 sandalyeye ulaşabileceği ifade ediliyor. Bu durumda Netanyahu, 120 sandalyeli Knesset'te çoğunluğu sağlayarak hükümeti kurma görevini alabilir. Ancak kesin sonuçların açıklanması ve koalisyon görüşmeleri birkaç hafta sürebilir.
Netanyahu, seçim gecesi yaptığı konuşmada, "İsrail vatandaşlarına net bir mesaj vermek istiyorum: Likud partisi en büyük parti olacak ve güçlü bir sağcı hükümet kuracağız" dedi. Ayrıca, "Tüm İsrail halkını temsil eden bir hükümet kurmak için çalışacağım" ifadelerini kullandı. Netanyahu'nun bu açıklamaları, eski koalisyon ortaklarına ve seçmenlerine yönelik bir mesaj olarak yorumlandı.
Seçim sonuçları, İsrail siyasetinde önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor. Netanyahu, yolsuzluk davası nedeniyle yargılanıyor ve hükümeti kurması halinde bu davada önemli gelişmeler yaşanabilir. Ayrıca, aşırı sağcı partilerin yükselişi, Filistin meselesi ve bölgesel politikalar açısından endişe yaratıyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
İsrail'deki siyasi belirsizlik, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan dengeyi daha da karmaşık hale getirebilir. Netanyahu'nun iktidara dönmesi, İran nükleer anlaşması, Filistin-İsrail çatışması ve Arap ülkeleriyle ilişkilerde yeni bir dönemin başlangıcı olabilir. Özellikle, Netanyahu'nun seçim kampanyasında vurguladığı güvenlik odaklı politikalar, bölgede tansiyonu artırabilir. ABD yönetimi, İsrail'in iç siyasetine doğrudan müdahale etmekten kaçınsa da, iki devletli çözüm konusundaki tutumunu koruyor. Avrupa Birliği ise, İsrail'deki aşırı sağın yükselişinden endişe duyuyor.
Uluslararası kamuoyu, Netanyahu'nun koalisyon ortağı olarak aşırı sağcı partileri dahil etmesi halinde, İsrail'in uluslararası arenada daha izole hale gelebileceğini değerlendiriyor. Ancak, Netanyahu'nun deneyimi ve pragmatik yaklaşımı, bu riskleri dengeleyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'de Netanyahu liderliğinde kurulacak yeni hükümet, Türkiye-İsrail ilişkilerinde belirleyici olacak. Son dönemde iki ülke arasında yaşanan normalleşme süreci, Netanyahu'nun sert politikaları nedeniyle sekteye uğrayabilir. Türkiye, Filistin meselesinde hassas bir tutum sergilerken, İsrail'in aşırı sağcı politikaları Ankara'nın tepkisini çekebilir. Ancak, ekonomik ve güvenlik işbirliği alanlarında pragmatik adımlar atılması bekleniyor. Bölgesel istikrar açısından, İsrail'in iç siyasi dengeleri Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Orta Doğu politikalarını etkileyebilir. Türkiye, gelişmeleri yakından takip ederek, diplomatik kanalları açık tutmaya çalışacaktır.