İsrail'de ana muhalefet partilerinin seçimleri kazanması halinde Filistinliler için ne değişir? Analistler, iktidar değişikliğinin Gazze ve işgal altındaki Batı Şeria'ya yönelik politikalarda yalnızca sınırlı değişiklikler getirebileceğini, ancak Filistin meselesinde köklü bir dönüşüm yaratmayacağını belirtiyor. Uzmanlara göre, İsrail'in Filistin politikaları, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun şahsından bağımsız olarak yapısal ve ideolojik faktörler tarafından şekilleniyor.
İsrail Siyasetinde Değişim Beklentisi
İsrail'de son kamuoyu yoklamaları, Netanyahu'nun Likud partisinin önemli ölçüde güç kaybettiğini ve muhalefet blokunun (özellikle Yesh Atid ve Milli Birlik partileri) hükümeti kurma potansiyelinin arttığını gösteriyor. Ancak bu değişim, Filistin sorununa yönelik temel yaklaşımda bir farklılık anlamına gelmiyor. Analistler, İsrail siyasi yelpazesinin büyük bölümünün Filistin devletine karşı olduğunu ve Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetlerine destek verdiğini hatırlatıyor. Muhalefet liderleri de seçim kampanyalarında Filistin meselesine dair somut bir alternatif sunmadı; daha çok Netanyahu'nun yargı reformu ve yolsuzluk iddiaları üzerinden siyaset yaptılar.
Kudüs'teki Hebrew Üniversitesi'nden siyaset bilimci Dr. Tamir Sorek, "İsrail seçmeninin büyük çoğunluğu için Filistin sorunu artık bir oy belirleyicisi değil. Muhalefet, Netanyahu'ya duyulan kişisel tepki üzerinden bir araya geldi; Filistin politikasında bir vizyon değişikliği yok" değerlendirmesinde bulunuyor. Sorek'e göre, yeni bir koalisyon kurulsa bile Gazze'ye yönelik abluka ve Batı Şeria'daki güvenlik operasyonları büyük ölçüde aynı kalacak.
Gazze ve Batı Şeria'da Statüko
Gazze Şeridi'nde 2007'den bu yana süren abluka, Netanyahu hükümetlerinin politikası olsa da, İsrail güvenlik kurumları arasında ablukanın korunması yönünde geniş bir fikir birliği var. Muhalefet partileri de defalarca Gazze'ye yönelik operasyonları desteklediklerini açıkladı. Örneğin, 2014 ve 2021'deki Gazze savaşlarında muhalefet liderleri hükümete destek vermişti. Batı Şeria'da ise yerleşim inşaatları, İsrail siyasetinin her kesiminde destek buluyor; ABD yönetimi dahi yerleşimlere yönelik eleştirilerinde İsrail'in iç siyasetindeki değişikliklerin bir fark yaratmayacağını kabul ediyor.
Filistin yönetimi yetkilileri de olası bir İsrail hükümet değişikliğine temkinli yaklaşıyor. Ramallah'ta konuşan üst düzey bir Filistinli yetkili, "İsrail muhalefeti ile Netanyahu arasında Filistinliler açısından bir fark görmüyoruz. Hepsi işgali sürdürme konusunda hemfikir" dedi. Filistin kamuoyu araştırma merkezi Kudüs Media and Communication Centre'ın son anketine göre, Filistinlilerin yüzde 70'i İsrail'deki hükümet değişikliğinin kendi yaşamlarında olumlu bir etki yaratmayacağına inanıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail'deki siyasi değişim, bölgesel dinamikleri de doğrudan etkilemiyor. Son dönemde Arap devletleriyle imzalanan İbrahim Anlaşmaları, Filistin meselesini geri plana itmiş durumda. Suudi Arabistan ile normalleşme görüşmeleri, hükümet değişse de devam edecek gibi görünüyor. ABD yönetimi ise İsrail'in iç siyasetine müdahil olmaktan kaçınıyor ve iki devletli çözüm konusunda somut bir baskı uygulamıyor. Avrupa Birliği'nden yapılan açıklamalar ise genellikle sembolik düzeyde kalıyor.
Uluslararası Kriz Grubu'nun Orta Doğu uzmanı Ofer Zalzberg, "İsrail'de kim iktidara gelirse gelsin, Filistin meselesi artık uluslararası toplumun öncelikli gündem maddesi değil. Bu da statükonun sürmesini kolaylaştırıyor" diyor. Zalzberg'e göre, Filistinliler için gerçek değişim, ancak uluslararası toplumun İsrail'e yönelik tutumunda köklü bir değişiklik yaşanırsa mümkün olabilir; bu da kısa vadede olası görünmüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin meselesinde tarihsel olarak Filistinlilerin yanında yer alan bir dış politika izliyor. İsrail'de hükümet değişikliği, Türkiye-İsrail ilişkilerinde bir yumuşama fırsatı yaratabilir; ancak Ankara'nın Filistin konusundaki hassasiyeti devam edecektir. Muhalefetin iktidara gelmesi, Türkiye'nin bölgesel diplomaside elini güçlendirebilir mi? Belirsiz. Zira İsrail'in Gazze ve Batı Şeria politikalarında köklü bir değişiklik beklenmiyor. Türkiye, yine de insani yardım ve siyasi destek konusunda Filistinlilerin yanında durmaya devam edecek. Ayrıca, İsrail ile enerji işbirliği ve Doğu Akdeniz denkleminde yaşanabilecek yumuşama, Ankara için stratejik bir kazanım olabilir. Ancak bu, Filistin davasından taviz anlamına gelmemeli.