İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump’ın Hamas’ın silahsızlandırılması için duyurduğu son anlaşmaya karşı çıkarak, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ndeki mevcut mevzilerinden tamamen silahsızlanma sağlanana kadar geri çekilmeyeceğini söyledi. Netanyahu, sosyal medya hesabından paylaştığı videoda, Gazze’deki askeri varlığın sürdürüleceğini ve Hamas’ın askeri kapasitesinin tamamen ortadan kaldırılması gerektiğini vurguladı. Bu açıklama, bölgede ateşkes umutlarını yeniden tırmanırken, uluslararası toplumun tepkisini çekti. Netanyahu’nun bu tutumu, anlaşmanın uygulanabilirliğini sorgulatıyor ve çatışmanın uzayacağı endişelerini artırıyor.
Gelişmenin arka planı
Trump yönetimi, geçtiğimiz haftalarda Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze’nin yeniden inşası için kapsamlı bir anlaşma paketi açıklamıştı. Anlaşma, İsrail’in Gazze’den aşamalı olarak çekilmesini, Hamas’ın tüm silahlarını teslim etmesini ve bölgeye uluslararası yardımların akmasını öngörüyordu. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, bu planın bölgede kalıcı barışı getireceği ve Filistin halkının refahını artıracağı belirtilmişti. Ancak Netanyahu, videolu açıklamasında bu anlaşmayı reddederek, İsrail’in güvenliğinin ancak askeri varlıkla sağlanabileceğini savundu.
İsrail Başbakanı, “Gazze’den çekilmemiz, Hamas’ın yeniden güçlenmesine ve gelecekte İsrail’e yönelik saldırıların artmasına neden olacaktır. Tamamen silahsızlanma sağlanmadan hiçbir adım atılmayacaktır” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, İsrail hükümetinin aşırı sağcı kanadının da desteğini aldı. Savunma Bakanı ve bazı kabine üyeleri, Gazze’deki operasyonların sürdürülmesi gerektiğini belirterek Netanyahu’nun tutumunu destekledi.
Öte yandan Hamas yetkilileri, Netanyahu’nun açıklamalarına sert tepki gösterdi. Hamas sözcüsü Hazım Kasım, “Netanyahu anlaşmayı sabote etmeye çalışıyor. İşgal altındaki topraklarımızda herhangi bir silahsızlanma söz konusu olamaz” dedi. Filistin yönetimi de İsrail’in tutumunu “barışa vurulan darbe” olarak nitelendirdi.
Bölgesel ve küresel boyut
Netanyahu’nun bu çıkışı, bölgede gerilimi yeniden tırmandırma riski taşıyor. Mısır ve Katar’ın arabuluculuğunda yürütülen ateşkes görüşmeleri, İsrail’in geri adım atmaması nedeniyle tıkanma noktasına geldi. BM tarafından yapılan açıklamada, taraflara itidal çağrısında bulunulurken, Gazze’de insani durumun giderek kötüleştiği vurgulandı. Birleşmiş Milletler’e göre, Gazze’de 2 milyondan fazla insan açlık ve temel ihtiyaç maddelerinin eksikliğiyle karşı karşıya.
ABD’nin anlaşmaya olan desteği ise belirsizliğini koruyor. Beyaz Saray sözcüsü, Netanyahu’nun açıklamalarının ardından “İsrail’in güvenlik endişelerini anlıyoruz, ancak diplomasiye de şans verilmelidir” şeklinde bir yorum yaptı. Ancak Trump yönetiminin, İsrail’e tam destek verdiği biliniyor; bu durum anlaşmanın geleceğini belirsizleştiriyor. Avrupa Birliği ise tarafları anlaşmaya uymaya çağırarak, kalıcı bir çözümün ancak müzakere masasında bulunabileceğini belirtti.
Uzmanlar, Netanyahu’nun bu tutumunun iç siyasi hesaplardan kaynaklandığını düşünüyor. İsrail’de koalisyon hükümetinin aşırı sağcı partilere bağımlılığı, Netanyahu’nun Gazze’den çekilme yönünde adım atmasını zorlaştırıyor. Ayrıca Netanyahu’nun yolsuzluk davaları, onu daha da sert bir pozisyon almaya itiyor olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze’deki insani krizin sona erdirilmesi ve Filistin devletinin kurulması yönünde uzun süredir açık bir politika izliyor. Netanyahu’nun anlaşmayı reddetmesi, Türkiye’nin bölgede istikrar ve barış çabalarını olumsuz etkileyebilir. Türkiye, Hamas ile olan ilişkileri nedeniyle İsrail’in eleştirilerine hedef olsa da, Ankara’nın arabuluculuk rolü bölgesel denklemde önemli bir yer tutuyor. Bu gelişme, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki enerji işbirliği ve bölgesel güvenlik politikalarını da etkileme potansiyeli taşıyor. Ayrıca Türkiye’deki kamuoyu, Filistin davasına duyarlı olduğundan, Netanyahu’nun açıklamaları Ankara’nın İsrail’e yönelik diplomatik baskılarını artırabilir.