İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Cuma günü Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada İsrail'in Gazze ve İran'a yönelik politikalarını savundu. Konuşma sırasında aralarında Türkiye'nin de bulunduğu birçok ülkenin temsilcileri salonu terk etti. Netanyahu ayrıca, ismini vermediği ancak kastettiği açık olan New York Belediye Başkan adayı Zohran Mamdani'ye yönelik sert eleştirilerde bulundu. Bu, Netanyahu'nun BM kürsüsünden protesto edildiği son yıllarda tekrarlanan bir sahne oldu.
Gelişmenin Arka Planı
Netanyahu'nun konuşması, İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarının uluslararası alanda yoğun eleştiri aldığı bir dönemde gerçekleşti. Konuşmada Netanyahu, İsrail'in Gazze'deki hedeflerinin meşru müdafaa olduğunu ve İran'ın nükleer programının bölgesel istikrarı tehdit ettiğini öne sürdü. İsrail'in İran'a yönelik olası bir askeri müdahalesinin sinyalini verdi. Netanyahu, konuşmasının bir bölümünde, "İran'a karşı koymak için gereken her şeyi yapacağız" ifadelerini kullandı.
Öte yandan Netanyahu, ABD'deki yerel siyasete de müdahil oldu. New York Belediye Başkan adayı Zohran Mamdani'yi isim vermeden hedef alarak, "İsrail karşıtı söylemleriyle bilinen bir adayın New York gibi bir şehri yönetmesi kabul edilemez" dedi. Mamdani, daha önce yaptığı açıklamalarda İsrail'in Gazze politikalarını eleştirmiş ve Filistin yanlısı tutumuyla biliniyor. Netanyahu'nun bu çıkışı, İsrail'in ABD iç siyasetine doğrudan müdahale olarak yorumlandı.
BM Genel Kurulu'ndaki protestolar, geçmiş yıllarda da benzer şekilde yaşanmıştı. 2023 ve 2024 yıllarında da Netanyahu'nun konuşmaları sırasında birçok ülke temsilcisi salonu terk etmişti. Bu yıl da benzer bir tablo tekrarlanırken, özellikle Türkiye, Güney Afrika, Kolombiya ve Malezya gibi ülkelerin temsilcileri konuşma sırasında salondan ayrıldı. Filistin yanlısı gruplar, BM binası önünde gösteri düzenledi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Netanyahu'nun konuşması, İsrail'in uluslararası alandaki yalnızlığını gözler önüne serdi. Özellikle son aylarda İsrail'in Gazze'deki saldırılarına yönelik tepkiler artmış, birçok ülke İsrail ile ilişkilerini gözden geçirmeye başlamıştı. BM Genel Kurulu'nda yaşanan protestolar, bu izolasyonun somut bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
İran'a yönelik tehditler ise bölgesel tansiyonu daha da artırabilir. İsrail'in İran'a olası bir saldırısı, Orta Doğu'da geniş çaplı bir çatışmayı tetikleyebilir. ABD yönetimi, İsrail'in kendini savunma hakkını desteklemekle birlikte, gerilimin düşürülmesi çağrısı yapıyor. Ancak Netanyahu'nun sert söylemi, diplomatik çözüm ihtimalini zayıflatıyor.
Mamdani'ye yönelik eleştiriler ise İsrail'in ABD iç siyasetindeki etkisini göstermesi açısından önemli. ABD'de özellikle genç seçmenler arasında İsrail karşıtlığı yükselirken, Netanyahu'nun bu tür bir müdahalesi, İsrail'in ABD'deki imajına zarar verebilir. New York gibi kritik bir şehirde İsrail karşıtı bir adayın kazanma ihtimali, İsrail lobisini endişelendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, BM Genel Kurulu'nda Netanyahu'nun konuşması sırasında salonu terk eden ülkeler arasında yer aldı. Bu, Türkiye'nin Filistin meselesindeki tutumunu bir kez daha ortaya koydu. Türkiye, İsrail'in Gazze'deki saldırılarını soykırım olarak nitelendiriyor ve uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırıyor. Netanyahu'nun İran'a yönelik tehditleri, Türkiye için de güvenlik riski taşıyor; olası bir İsrail-İran çatışması, bölgesel istikrarı bozabilir ve Türkiye'nin enerji güvenliğini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, İsrail'in ABD iç siyasetine müdahalesini endişeyle izliyor; bu tür girişimler, ABD'deki Türk karşıtı lobileri güçlendirebilir. Türkiye'nin diplomatik girişimleri, İsrail'in uluslararası alanda daha da yalnızlaşmasını hedefliyor.