İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, perşembe günü yaptığı açıklamada gelecek hükümette İçişleri ve Ulusal Güvenlik bakanlıklarının kendi partisi Likud'un kontrolünde kalacağını belirterek, aşırı sağcı siyasetçi Itamar Ben-Gvir'in üst düzey bakanlık taleplerini reddetti. Bu karar, uzun süredir devam eden koalisyon görüşmelerinde yeni bir anlaşmazlık yarattı.
Koalisyon görüşmelerinde kriz
Netanyahu'nun açıklaması, Ben-Gvir liderliğindeki Otzma Yehudit (Yahudi Gücü) partisinin hükümetteki pozisyonu konusunda önemli bir tıkanıklığa işaret ediyor. Ben-Gvir, seçim kampanyası sırasında Ulusal Güvenlik Bakanlığı gibi kritik bir pozisyon talep etmişti. Netanyahu ise bu taleplere karşı çıkarak, bu bakanlıkların Likud'un elinde kalması gerektiğini savunuyor. Söz konusu bakanlıklar, İsrail'in iç güvenliği ve polis teşkilatı üzerinde geniş yetkilere sahip olduğu için koalisyon ortakları arasında ciddi bir pazarlık konusu haline gelmiş durumda.
Koalisyon görüşmeleri, 1 Kasım 2022 seçimlerinin ardından Netanyahu'nun sağ blok partileriyle hükümet kurma çabalarıyla başladı. Likud, Ben-Gvir'in partisi ve diğer sağcı dini partilerle birlikte hükümet kurmak için yeterli sandalyeye sahip olsa da, bakanlık dağılımı konusundaki anlaşmazlıklar süreci zorlaştırıyor. Netanyahu'nun bu son hamlesi, Ben-Gvir'in koalisyona katılmak için öne sürdüğü şartları gözden geçirmesine yol açabilir.
Ben-Gvir, geçmişte provokatif açıklamaları ve Filistinlilere yönelik sert tutumuyla tanınan bir isim. Ulusal Güvenlik Bakanlığı gibi bir pozisyonu elde etmesi halinde, İsrail'in Filistin politikalarında daha da sertleşmesinden endişe ediliyor. Netanyahu'nun bu talebi reddetmesi, hem koalisyon içi dengeleri koruma hem de uluslararası alanda olası tepkileri önleme amacı taşıyor olabilir.
Bölgesel ve küresel yansımaları
İsrail'deki koalisyon krizi, ülkenin iç siyasetiyle sınırlı olmayıp bölgesel istikrarı da yakından ilgilendiriyor. Netanyahu'nun Ben-Gvir gibi aşırı sağcı bir isme kritik bakanlık vermemesi, Batı başkentlerinde rahatlama yaratabilir. Ancak koalisyon görüşmelerinin uzaması, İsrail'in dış politika ve güvenlik kararlarında belirsizliğe yol açabilir.
Özellikle Filistin-İsrail çatışması, Doğu Akdeniz'deki enerji rekabeti ve İran'ın nükleer programı gibi bölgesel meselelerde istikrarlı bir İsrail hükümetinin varlığı Türkiye dahil birçok ülke için önem taşıyor. Ayrıca İsrail'in iç siyasi istikrarsızlığı, ABD ile ilişkilerde de dalgalanmalara neden olabilir. Biden yönetimi, aşırı sağcı unsurların hükümette güçlü pozisyon almasından endişe duyuyordu; Netanyahu'nun bu kararı, Washington'la ilişkilerde bir güven artırıcı adım olarak görülebilir.
Buna karşın, Ben-Gvir'in koalisyondan çekilmesi veya hükümete katılmaması, Netanyahu'yu daha kırılgan bir koalisyonla baş başa bırakabilir. Bu durumda erken seçim ihtimali bile gündeme gelebilir. İsrail siyasetindeki bu belirsizlik, bölgedeki diğer aktörlerin pozisyon almasını da etkileyecektir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'deki koalisyon krizi, Türkiye'nin Ortadoğu politikası açısından dolaylı da olsa önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, Filistin meselesinde İsrail'in sertleşen politikalarından endişe duyuyor; Ben-Gvir gibi bir ismin kritik bakanlıklara getirilmemesi, Ankara'nın bölgesel istikrar beklentileriyle kısmen örtüşüyor. Ancak Netanyahu'nun bu hamlesi, koalisyonu sürdürme çabasından kaynaklanıyor ve Türkiye-İsrail ilişkilerinin normalleşme sürecinde yeni bir denge unsuru olabilir. Öte yandan, İsrail'deki iç siyasi istikrarsızlık, Doğu Akdeniz'deki enerji işbirliği ve güvenlik düzenlemelerini geciktirebilir; Türkiye, bu süreçte İsrail'in atacağı adımları yakından izleyecektir.