Nepal'in başkenti Katmandu'da meydana gelen şiddetli seller ve toprak kaymalarının ardından hayatını kaybedenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Yetkililer, şu ana kadar en az 240 kişinin hayatını kaybettiğini, onlarca kişinin de hâlâ kayıp olduğunu açıkladı. Felaketin ardından kurtarma ekipleri enkaz altında kalanları ararken, morglar ise cesetlerle dolup taşıyor. Aileler, sevdiklerinin cesedini teşhis edebilmek için morg önlerinde saatlerce sıra bekliyor. Yetkililer, cesetlerin DNA örnekleri alındıktan ve kimlik numaraları verildikten sonra kimsesizler bölümüne gömüleceğini, ailelerin daha sonra bu numaralarla yakınlarını bulabileceğini belirtiyor. Bu acı tablo, Nepal'in karşı karşıya olduğu insani dramın boyutlarını gözler önüne seriyor.
Felaketin Boyutları ve Kurtarma Çalışmaları
Geçtiğimiz hafta sonu başlayan ve Muson yağmurlarının etkisiyle şiddetlenen seller, Nepal'in başta Katmandu vadisi olmak üzere birçok bölgesini vurdu. Özellikle başkentteki birçok mahalle sular altında kaldı, yüzlerce ev yıkıldı ya da ağır hasar gördü. Toprak kaymaları nedeniyle birçok köy ve kasaba ile ulaşım kesilirken, kurtarma ekipleri helikopterler ve teknelerle mahsur kalanları tahliye etmeye çalışıyor. Nepal İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, 4 binden fazla kişi güvenli bölgelere taşındı. Ancak enkaz altında hâlâ çok sayıda kişinin olduğu tahmin ediliyor. Kurtarma çalışmalarına Nepal ordusu, polis ve çok sayıda gönüllü katılıyor. Ancak olumsuz hava koşulları ve altyapının zarar görmesi çalışmaları güçleştiriyor.
Felaketin boyutu, özellikle morglardaki yoğunluğa yansıyor. Katmandu'daki ana devlet hastanesi morgunun kapasitesi 100 kişi. Ancak şu anda 300'den fazla ceset burada muhafaza ediliyor. Bu durum, cesetlerin çürümesini önlemek için soğutma konteynerlerinin getirilmesine neden oldu. Yetkililer, kimliği belirlenemeyen cesetler için DNA örneği alıp üzerlerine numara vererek kimsesizler mezarlığına defnedilmesine başladı. Nepal hükümeti, kayıp yakınlarının bu numaralar aracılığıyla sevdiklerinin mezar yerini öğrenebileceğini açıkladı. Ancak bu uygulama, henüz umutla bekleyen aileler için büyük bir acı kaynağı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Nepal, iklim değişikliğinin etkilerine en açık ülkelerden biri. Himalayalar'ın eteklerinde yer alan ülke, her yıl muson yağmurları nedeniyle seller ve heyelanlarla mücadele ediyor. Ancak uzmanlar, bu yılki felaketin son yılların en şiddetlisi olduğunu belirtiyor. İklim değişikliği nedeniyle muson yağmurlarının daha düzensiz ve şiddetli hale geldiği ifade ediliyor. Bu durum, Nepal gibi gelişmekte olan ülkelerin kırılganlığını artırıyor. Birleşmiş Milletler ve uluslararası yardım kuruluşları, Nepal'e acil yardım çağrısında bulundu. Ancak ülkenin zaten ekonomik zorluklarla boğuştuğu, altyapısının yetersiz olduğu biliniyor. Bu felaketin ülke ekonomisine olan maliyetinin milyarlarca doları bulabileceği tahmin ediliyor. Ayrıca, bölgede yaşayan milyonlarca insanın geçim kaynakları yok oldu.
Nepal'deki bu felaket, yalnızca ülkeyi değil, tüm Güney Asya'yı etkileyen iklim kaynaklı göç ve insani krizlere de işaret ediyor. Hindistan ve Bangladeş gibi komşu ülkeler de benzer sellerle mücadele ediyor. Uzmanlar, bu tür aşırı hava olaylarının sıklığının ve şiddetinin artacağını, ülkelerin daha dirençli altyapılar kurması ve iklim değişikliğiyle mücadelede küresel iş birliğini güçlendirmesi gerektiğini vurguluyor. Nepal'deki kriz, dünyanın dikkatini iklim değişikliğinin yıkıcı sonuçlarına bir kez daha çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nepal'deki sel felaketi, iklim değişikliğinin yol açtığı insani krizin küresel boyutunu gözler önüne seriyor. Türkiye, bu tür doğal afetlerde uluslararası yardım çağrılarına duyarlılık gösteren ülkelerden biri. Daha önce Nepal'de yaşanan deprem ve sellerde arama kurtarma ekipleri ve insani yardım malzemeleri gönderen Türkiye, benzer bir dayanışma sergileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadele politikaları ve afet yönetimi konusundaki deneyimleri, Nepal gibi kırılgan ülkelere örnek olabilir. Bu felaket, Türkiye'nin küresel iklim politikalarına daha aktif katılımının önemini de hatırlatıyor.