Nepal, Ağustos ayı sonlarında meydana gelen ve yüzlerce kişinin ölümüne, on binlerce kişinin yerinden olmasına yol açan şiddetli sellerin ardından, uluslararası yardımı kabul etmedeki isteksizliği nedeniyle yoğun eleştirilerin odağında. Ülkenin özel sektör enerji üreticileri birliği, yetkililerin hidroelektrik tünellerinde mahsur kalan yüzlerce kişiyi kurtarmada kritik saatler kaybettiğini belirterek, hükümetin felaket yönetimindeki zafiyetini gözler önüne serdi. Özellikle başkent Katmandu ve çevresindeki bölgelerde etkili olan seller, altyapıya büyük zarar verirken, kurtarma çalışmalarındaki koordinasyon eksikliği felaketin boyutunu artırdı.
Felaketin boyutu ve kurtarma çalışmalarındaki aksamalar
Nepal'de Ağustos sonunda başlayan ve günlerce süren muson yağmurları, özellikle başkent Katmandu'yu etkisi altına aldı. Yetkililer, sel ve toprak kaymaları nedeniyle en az 200 kişinin hayatını kaybettiğini, yüzlerce kişinin ise kayıp olduğunu açıkladı. Binlerce ev sular altında kalırken, yollar ve köprüler yıkıldı, elektrik ve iletişim hatları kesintiye uğradı. Ülke genelinde yaklaşık 100 bin kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı.
Felaketin ardından Nepal hükümetinin uluslararası yardım çağrısı yapmakta gecikmesi, ülke içinde ve dışında geniş yankı uyandırdı. Hindistan ve Çin gibi komşu ülkeler başta olmak üzere birçok ülke ve uluslararası kuruluş yardım teklifinde bulundu; ancak Nepal makamlarının bu tekliflere yanıt vermesi ve kurtarma ekiplerinin sahaya inmesi günler aldı. Bu durum, özellikle hidroelektrik santrallerinin tünellerinde mahsur kalan işçiler açısından trajik sonuçlar doğurdu.
Özel sektör enerji üreticileri birliği tarafından yapılan açıklamada, Araniko Otoyolu üzerindeki bir hidroelektrik santralinin tünelinde en az 25 işçinin mahsur kaldığı ve kurtarma ekiplerinin olay yerine ulaşmasının 48 saatten fazla sürdüğü belirtildi. Açıklamada, 'Yetkililer, uluslararası yardımı kabul etme konusundaki bürokratik engeller ve tereddüt nedeniyle değerli zaman kaybetti. Bu süre zarfında daha fazla can kurtarılabilirdi.' ifadelerine yer verildi. Birlik, hükümeti felaket yönetimi protokollerini gözden geçirmeye ve özel sektörün kurtarma çalışmalarına daha etkin katılımını sağlamaya çağırdı.
Nepal'deki sel felaketi, ülkenin kırılgan altyapısını ve iklim değişikliğine karşı savunmasızlığını bir kez daha ortaya koydu. Himalaya bölgesindeki buzulların erimesi ve değişen yağış rejimleri, Nepal'i dünyada iklim değişikliğinden en çok etkilenen ülkelerden biri haline getiriyor. Ülkenin dağlık coğrafyası ve yetersiz ulaşım ağı, kurtarma çalışmalarını zorlaştırırken, iklim kaynaklı afetlerin sıklığı ve şiddeti her geçen yıl artıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Nepal'deki sel felaketi, yalnızca ülkeyi değil, komşu Hindistan'ın bazı bölgelerini de etkiledi. Hindistan'ın Bihar eyaletinde de sel nedeniyle can kayıpları yaşandı ve bölgesel işbirliğinin önemi bir kez daha gündeme geldi. Himalaya bölgesindeki iklim değişikliği, yalnızca Nepal için değil, Güney Asya'nın tamamı için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Uzmanlar, bu tür afetlerin önlenmesi ve etkilerinin azaltılması için bölgesel erken uyarı sistemleri ve ortak afet yönetimi mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Nepal'in uluslararası yardımı kabul etme konusundaki isteksizliği, ülkenin egemenlik algısı ve iç siyasi dinamiklerle de ilişkilendiriliyor. Bazı çevreler, hükümetin uluslararası yardım kuruluşlarına karşı mesafeli duruşunun, ülkenin iç işlerine müdahale edilmesi endişesinden kaynaklandığını belirtiyor. Ancak bu tutumun, felaket anlarında halkın ihtiyaçlarına cevap verme kapasitesini olumsuz etkilediği ifade ediliyor. Uzmanlar, doğal afetlerin siyasi ve bürokratik engeller tanımadığını, bu nedenle esnek ve hızlı karar alma mekanizmalarının hayati önem taşıdığını dile getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nepal'deki sel felaketi ve sonrasında yaşanan yardım kabulündeki gecikme, Türkiye'nin afet yönetimi ve uluslararası yardım mekanizmaları açısından önemli dersler içeriyor. Türkiye, 2023 Kahramanmaraş depremlerinde olduğu gibi büyük afetlerde hızlı ve koordineli bir şekilde uluslararası yardım alabilen bir ülke konumunda. Ancak bu tür felaketlerin bölgesel istikrarı ve insani güvenliği tehdit ettiği göz önüne alındığında, Türkiye'nin Güney Asya'daki gelişmeleri yakından izlemesi ve afet yönetimi konusunda bölgesel işbirliğini güçlendirmeye yönelik adımları değerlendirmesi önem taşıyor. Ayrıca, iklim değişikliğinin tetiklediği afetlerin artması, Türkiye'nin de bu tür risklere karşı hazırlıklı olması gerektiğini hatırlatıyor.