Nepal'in son yılların en yıkıcı selleriyle boğuştuğu bu günlerde, hayatta kalanlara ulaşmak her geçen saat daha da zorlaşıyor. Engellenen kara yolları ve aralıksız devam eden muson yağmurları, gıda, barınak ve acil hijyen malzemelerinin bölgeye ulaştırılmasını neredeyse imkânsız hale getiriyor. Dünya Vizyonu (World Vision) Nepal Ülke Direktörü Dhruba Gurmachhan, felaketin boyutlarını ve sahadaki durumu Deutsche Welle'ye değerlendirdi. Gurmachhan, özellikle ülkenin doğu ve orta bölgelerinde mahsur kalan binlerce insan için uluslararası yardım koridorlarının bir an önce açılması gerektiğinin altını çiziyor.
Felaketin arka planı: Son on yılların en ağır muson selleri
Nepal, bu yıl muson mevsiminin en şiddetli yağışlarını yaşıyor. Ülkenin başkenti Katmandu ve çevresindeki yerleşimler, sel suları altında kaldı. Yetkililer, onlarca kişinin hayatını kaybettiğini, yüzlerce kişinin ise hâlâ kayıp olduğunu bildiriyor. Ülkenin ana ulaşım arterleri olan kara yollarının büyük bölümü heyelanlar ve sel suları nedeniyle ulaşıma kapandı. Bu durum, yardım kuruluşlarının en temel ihtiyaç malzemelerini bile bölgeye taşımasını engelliyor.
Dhruba Gurmachhan, sahadaki durumu şu sözlerle özetliyor: "Şu anda en büyük ihtiyaç, temiz içme suyu ve gıda. Ancak yollar kapalı olduğu için bu malzemeleri helikopterlerle taşımak zorundayız. Helikopter sayısı ise son derece sınırlı. Ayrıca, muson yağmurları nedeniyle görüş mesafesi düşüyor, bu da hava operasyonlarını daha da tehlikeli hale getiriyor." Dünya Vizyonu ekipleri, şu ana kadar en az 20 bin kişiye acil gıda ve su yardımı ulaştırabildi. Ancak bu sayı, felaketten etkilenen toplam nüfusun sadece küçük bir kısmını oluşturuyor. Nepal hükümeti, ordunun ve uluslararası yardım kuruluşlarının katılımıyla geniş çaplı bir kurtarma operasyonu başlattı. Ancak, özellikle ülkenin en yoksul ve kırsal bölgeleri olan Karnali ve Sudurpashchim eyaletlerinde yardım çalışmaları çok yavaş ilerliyor.
Yardım kuruluşları, felaketin boyutlarının tam olarak anlaşılabilmesi için bölgeye daha fazla uzman ekibin gönderilmesi gerektiğini belirtiyor. Sel sularının çekilmesiyle birlikte, salgın hastalık riskinin de artacağından endişe ediliyor. Özellikle su kaynaklarının kirlenmesi, kolera ve tifo gibi hastalıkların yayılmasına yol açabilir. Bu nedenle, hijyen malzemelerinin ve temiz su arıtma tabletlerinin bir an önce bölgeye ulaştırılması kritik önem taşıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: İklim değişikliğinin yansımaları
Nepal'deki bu yıkıcı seller, iklim değişikliğinin Güney Asya'daki etkilerinin bir başka göstergesi olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, muson yağışlarının küresel ısınmayla birlikte daha şiddetli ve daha öngörülemez hale geldiğini vurguluyor. Himalayalar'ın eteklerinde yer alan Nepal, bu tür iklim kaynaklı felaketlere karşı en savunmasız ülkelerden biri. Bölgedeki diğer ülkeler olan Hindistan, Bangladeş ve Pakistan da benzer sel felaketleriyle mücadele ediyor. Bu durum, Güney Asya'da iklim değişikliğine uyum ve afet yönetimi kapasitesinin artırılması gerektiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Uluslararası toplum, Nepal'e yardım etmek için harekete geçti. Birleşmiş Milletler, acil durum fonlarından kaynak ayırdığını açıkladı. Komşu ülkeler Hindistan ve Çin, tıbbi ekipman ve insani yardım malzemesi göndermeye başladı. Ancak, bu yardımların zamanında ve etkili bir şekilde dağıtılması için hava sahasının ve kara yollarının bir an önce açılması gerekiyor. Nepal hükümeti, ulusal birlik çağrısında bulunurken, muhalefet partileri hükümeti yetersiz müdahaleyle suçluyor. Bu siyasi gerilimler, kurtarma çalışmalarının koordinasyonunu daha da zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nepal'deki bu insani kriz, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu uluslararası toplumun afet yönetimi konusundaki dayanışma kapasitesini test ediyor. Türkiye, geçmişte Pakistan ve Bangladeş'teki sel felaketlerinde olduğu gibi, Nepal'e de insani yardım ve kurtarma ekipleri göndererek bölgesel bir aktör olarak sorumluluk üstlenebilir. Bu tür adımlar, Türkiye'nin Güney Asya'yla ilişkilerini güçlendirirken, iklim değişikliğinin yol açtığı göç ve güvenlik tehditlerine karşı ortak bir mücadele zeminini de oluşturabilir. Ayrıca, kriz bölgelerinde deneyim sahibi olan Türk sivil toplum kuruluşları ve AFAD'ın bu tür operasyonlarda aktif rol alması, ülkenin yumuşak gücüne katkı sağlayacaktır. Ancak, Türkiye'nin öncelikli olarak kendi bölgesindeki Suriye ve Gazze gibi krizlere odaklandığı göz önüne alındığında, Nepal'e yönelik yardımın niteliği ve kapsamı, uluslararası yük paylaşımı çerçevesinde değerlendirilmelidir.