Nepal'in başkenti Katmandu ve çevresini vuran şiddetli muson yağmurlarının yol açtığı tarihi sel felaketinde, özel bir helikopter şirketinde kiralık ve kurtarma pilotu olarak çalışan Andy Thapa, mahsur kalan yüzlerce kişiyi güvenli bölgelere taşıyan ekiplerin arasında yer alıyor. Thapa, felaketin boyutlarını ve kurtarma çalışmalarının zorluklarını anlattı.
Felaketin Boyutları ve Kurtarma Çalışmaları
Andy Thapa, Nepal'in önde gelen helikopter şirketlerinden birinde görev yapıyor. Son günlerde etkili olan şiddetli yağışlar, özellikle Katmandu Vadisi'nde ve ülkenin doğu bölgelerinde büyük yıkıma neden oldu. Toprak kaymaları ve taşkınlar yolları, köprüleri kullanılamaz hale getirirken, binlerce kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Nepalli yetkililer, en az 200 kişinin hayatını kaybettiğini, onlarcasının da kayıp olduğunu açıkladı.
Thapa, helikopteriyle Katmandu'nun kuzeyindeki dağlık bölgelerde ve vadilerde mahsur kalan köylüleri kurtarıyor. Görevi, çamur ve enkaz altında kalmış ya da sellerle çevresi sarılmış insanları tespit edip onları güvenli bölgelere taşımak. Thapa, yaptığı açıklamada, "Manzara gerçekten yıkıcı. Yemyeşil tepeler yerine her yerde kahverengi çamur ve enkaz var. İnsanlar çatılara, ağaçların tepelerine sığınmış durumda. Onlara ulaşmak için helikopterle çok alçaktan uçmak zorundayız, ancak görüş mesafesi oldukça düşük ve hava koşulları hala tehlikeli." dedi.
Pilot, kurtarma çalışmalarının en zor yanının hava koşulları olduğunu vurguluyor. Muson yağmurları zaman zaman şiddetini artırıyor, bulutlar dağların zirvelerini kaplıyor. Bu durum helikopterlerin manevra kabiliyetini kısıtlıyor. Ayrıca, iletişim altyapısının büyük ölçüde çökmesi, mahsur kalanlardan haber alınmasını güçleştiriyor. Thapa, "Çoğu zaman bölge halkından ya da diğer ekiplerden gelen bilgilerle hareket ediyoruz. Ancak bazı köylere hiç ulaşamıyoruz, çünkü yol yok ve hava uçuşa elverişli değil." ifadelerini kullandı.
Yetkililer, Heli Kriket ve diğer özel şirketlerin yanı sıra ordu ve polis helikopterlerinin de seferber edildiğini, ancak ihtiyaç duyulan kurtarma uçağı sayısının yetersiz olduğunu belirtiyor. Nepal ordusu tarafından yapılan açıklamada, bugüne kadar binden fazla kişinin helikopterlerle tahliye edildiği, çalışmaların aralıksız sürdüğü bildirildi.
İklim Değişikliği ve Nepal'in Kırılganlığı
Uzmanlar, bu tür aşırı hava olaylarının iklim değişikliği nedeniyle daha sık ve şiddetli hale geldiğine dikkat çekiyor. Himalayaların eteklerinde yer alan Nepal, coğrafi yapısı nedeniyle sel ve heyelanlara karşı oldukça hassas bir ülke. Ancak son yıllarda plansız kentleşme ve altyapı yetersizliği, felaketlerin etkisini daha da artırıyor. Katmandu'daki drenaj sistemlerinin yetersiz kalması, kentteki birçok mahallenin su altında kalmasına yol açtı.
Meteoroloji yetkilileri, önümüzdeki günlerde de yağışların devam edeceğini, bu nedenle kurtarma çalışmalarının ve insani yardımın öncelikli olduğunu vurguluyor. Nepal hükümeti, uluslararası yardım çağrısında bulunurken, komşu ülkeler Hindistan ve Çin'den de arama kurtarma ve yardım ekipleri göndermeleri istendi.
Bu felaket, Nepal'in yanı sıra bölge genelinde iklim değişikliğine karşı alınması gereken önlemleri bir kez daha gündeme getirdi. Güney Asya, muson yağmurlarının etkisiyle her yıl sel felaketleriyle mücadele ediyor; ancak iklim bilimciler, küresel ısınmanın bu yağışların şiddetini artırdığını ve ülkelerin bu yeni duruma hazırlıklı olması gerektiğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nepal'deki sel felaketi, doğrudan Türkiye'yi etkileyen bir gelişme olmasa da, küresel iklim değişikliğinin yol açtığı doğal afetlerin arttığına dair önemli bir gösterge niteliği taşıyor. Türkiye, benzer afetlerle mücadele eden bir ülke olarak, uluslararası dayanışma ve afet yönetimi konusunda deneyimlerini paylaşabilir. Ayrıca, bu tür felaketlerin bölgesel istikrarsızlık yaratma potansiyeli, Türkiye'nin dış politikasında insani diplomasi ve afet yardımları konusundaki proaktif yaklaşımını sürdürmesini gerektiriyor. Bölgede yaşanabilecek insani krizlerin, göç hareketleri ve küresel güvenlik üzerindeki etkileri göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadele ve afetlere hazırlık konularına öncelik vermesi stratejik bir önem taşıyor.