Nepal'de geçen hafta yaşanan ani sellerin ardından, ülkenin çeşitli bölgelerindeki 11 hidroelektrik santralinin tünellerinde ve yeraltı alanlarında mahsur kaldığından korkulan 900'den fazla işçiye ulaşmak için kurtarma ekipleri seferber oldu. Yetkililer, özellikle başkent Katmandu'nun kuzeyindeki dağlık bölgelerde yoğunlaşan arama kurtarma çalışmalarında, tünellere dolan çamur ve enkazın operasyonları güçleştirdiğini belirtiyor. Şiddetli muson yağmurlarının tetiklediği seller, ülke genelinde en az 250 kişinin ölümüne neden olurken, yüzlerce kişi de hâlâ kayıp durumda.
Gelişmelerin arka planı: Hidroelektrik projeleri ve kırılgan altyapı
Himalaya ülkesi Nepal, coğrafi konumu nedeniyle hidroelektrik enerji potansiyeli yüksek ülkelerden biri. Ancak son yıllarda hızla artan enerji yatırımları, özellikle dağlık bölgelerdeki altyapının doğal afetlere karşı savunmasızlığını da beraberinde getiriyor. Sel felaketinden etkilenen projelerin çoğu, nehir yataklarına yakın inşa edilmiş durumda. Uzmanlar, iklim değişikliğiyle birlikte ani sel riskinin arttığına dikkat çekiyor ve bu tür projelerde güvenlik önlemlerinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Kurtarma ekipleri, tünellere giriş yapmak için su pompaları ve özel ekipmanlar kullanıyor. Şu ana kadar bazı işçilerin sağ olarak kurtarıldığı, ancak birçoğunun hâlâ içeride olduğu ifade ediliyor. Nepal hükümeti, ordu ve polis birliklerinin yanı sıra uluslararası yardım kuruluşları da bölgeye sevk edildi. Ancak yolların hasar görmesi ve iletişimin kesilmesi, operasyonların hızını olumsuz etkiliyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Güney Asya'nın iklim kriziyle imtihanı
Nepal'deki bu felaket, Güney Asya genelinde etkili olan şiddetli muson yağmurlarının bir parçası. Hindistan'ın kuzey eyaletlerinde ve Bangladeş'te de sel felaketleri yaşanıyor. Bölge ülkeleri, iklim değişikliğine bağlı olarak daha sık ve daha yıkıcı hava olaylarıyla karşı karşıya. Uzmanlar, özellikle Himalaya bölgesinin küresel ısınmaya karşı son derece hassas olduğunu, buzulların erimesinin ve ani sellerin artışında önemli rol oynadığını belirtiyor. Bu durum, altyapı projelerinin planlanmasında iklim risklerinin daha fazla dikkate alınması gerektiğini gösteriyor.
Nepal, enerji ihracatıyla komşu ülkesi Hindistan ve Bangladeş'e bağımlı. Ülkenin hidroelektrik üretimindeki aksaklıklar, bölgesel enerji arzını da etkileyebilir. Yetkililer, hasar gören tesislerin ne zaman yeniden faaliyete geçeceğine dair henüz net bir açıklama yapmadı. Öte yandan, bu tür doğal afetler, ülkenin altyapısına yönelik uluslararası yatırımları da tehdit ediyor; çünkü yatırımcılar riskleri daha fazla fiyatlamaya başladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nepal'deki sel felaketi ve hidroelektrik tünellerinde yaşanan kriz, Türkiye'nin de içinde bulunduğu coğrafyada benzer riskleri akla getiriyor. Türkiye, Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerinde sık sık ani sel ve heyelanlarla karşılaşıyor; hidroelektrik santrallerinin bu tür afetlere karşı kırılgan olduğu biliniyor. Bu olay, Türk mühendislik ve kurtarma ekipleri için önemli bir deneyim kaynağı olabilir. Ayrıca, Türkiye'nin enerji projelerinde iklim değişikliğine uyum politikalarını güçlendirmesi gerektiğini bir kez daha gösteriyor. Bölgesel olarak, Türkiye'nin bu tür afetlerde uluslararası dayanışma göstermesi, dış politikada olumlu bir imaj yaratabilir.