Nepal'de günlerdir süren şiddetli muson yağışlarının yol açtığı sel ve heyelanlar, ülke genelinde büyük bir felakete dönüştü. Yetkililer, özellikle ülkenin doğu ve orta bölgelerindeki hidroelektrik santral projelerinde çalışan en az 933 işçinin mahsur kaldığını açıkladı. Nepal Başbakanı Balendra Shah, ülkenin “akılalmaz ve yürek parçalayıcı” bir felaketle karşı karşıya olduğunu belirterek, uluslararası topluma yardım çağrısında bulundu. Sel suları nedeniyle birçok köy yol ve iletişim bağlantılarıyla bağlantısı kesilirken, kurtarma ekipleri zorlu hava koşullarına rağmen çalışmalarını sürdürüyor.
Felaketin Boyutları ve Kurtarma Çalışmaları
Nepal İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, ülke genelinde son 48 saatte en az 100 kişi hayatını kaybetti, onlarca kişi ise kayboldu. Sel ve heyelanlar, özellikle ülkenin kuzeyindeki dağlık bölgelerde ve güneydeki Terai ovasında etkili oldu. Başkent Katmandu'da da birçok mahalle su altında kaldı; şehirdeki ana yollar ve köprüler kapandı, binlerce kişi geçici barınma merkezlerine yerleştirildi.
Mahsur kalan 933 işçinin büyük bir kısmı, ülkenin doğusundaki Arun ve Tamor nehirleri üzerinde inşa edilen büyük hidroelektrik santrallerinde çalışıyor. Bu projeler, Nepal'in enerji ihtiyacını karşılamak ve komşu ülkelere elektrik ihraç etmek amacıyla hayata geçiriliyor. İşçiler, sel nedeniyle hem karayolu hem de havadan ulaşımın kesilmesi üzerine inşaat kamplarında mahsur kaldı. Yetkililer, helikopterlerle tahliye çalışması başlatıldığını ancak olumsuz hava koşullarının operasyonları yavaşlattığını bildirdi.
Nepal ordusu ve polis ekipleri, bölgeye sevk edilen şişme botlar ve iş makineleriyle kurtarma çalışmalarına devam ediyor. Ancak enkaz altında kalanlar ve mahsur kalanlar için zamanla yarışılıyor. Ulusal Afet Risk Azaltma ve Yönetim Otoritesi, felaketin boyutunun ölçülmesi için geniş kapsamlı bir hasar tespit çalışması başlattı.
İklim Değişikliği ve Nepal'in Kırılganlığı
Himalaya ülkesi Nepal, iklim değişikliğinin etkilerine karşı dünyanın en kırılgan ülkelerinden biri. Uzmanlar, artan sıcaklıkların buzulların erimesini hızlandırdığını ve muson yağışlarının şiddetini artırdığını, bunun da sel ve heyelan riskini yükselttiğini vurguluyor. Bu yılki muson mevsiminin, son on yılın en yoğun yağışlarına sahne olduğu belirtiliyor. Meteoroloji yetkilileri, önümüzdeki günlerde de şiddetli yağışların devam edeceği uyarısında bulundu.
Felaket, Nepal'in altyapı yatırımlarının ne kadar riskli bölgelerde yoğunlaştığını da gözler önüne serdi. Hidroelektrik santraller, ülkenin enerji ihtiyacını karşılamak ve ekonomisini büyütmek için kritik öneme sahip. Ancak bu projeler, çoğu zaman yüksek riskli dağlık arazilerde inşa ediliyor ve iklim kaynaklı afetlere karşı yeterince dayanıklı değil. Çevre örgütleri, hükümeti altyapı projelerinde iklim risklerini dikkate almamakla eleştiriyor.
Uluslararası Yardım Çağrıları
Başbakan Shah, felaketin ardından yaptığı açıklamada, “Ülkemiz akılalmaz bir felaketle karşı karşıya. Kayıplarımız büyük, acımız tarifsiz. Uluslararası toplumdan acil yardım bekliyoruz” dedi. Nepal hükümeti, geçici barınma, gıda, temiz su ve sağlık malzemesi temini için uluslararası kuruluşlarla temas halinde. Komşu ülkeler Hindistan ve Çin de kurtarma çalışmaları için yardım teklifinde bulundu.
Birleşmiş Milletler ve Dünya Bankası gibi kuruluşlar, felaketin boyutunu değerlendirmek üzere ekipler gönderiyor. Uzmanlar, sellerin yol açtığı ekonomik kaybın milyarlarca doları bulabileceğini, özellikle tarım arazilerinin ve altyapının büyük zarar gördüğünü ifade ediyor. Nepal, geçmişte de 2015 depremi ve 2017 selleri gibi büyük afetlerle mücadele etmiş, her seferinde uluslararası dayanışmayla yeniden ayağa kalkmıştı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nepal'deki sel felaketi, Türkiye'nin afet yönetimi ve insani yardım alanındaki deneyimini ortaya koyabileceği bir sınav niteliği taşıyor. Türkiye, geçmişte Pakistan, Bangladeş ve Afrika ülkelerindeki sel felaketlerinde aktif rol oynayarak bölgesel bir aktör olduğunu göstermişti. Bu tür krizler, Türkiye'nin yumuşak gücünü artırma ve uluslararası iş birliklerini güçlendirme fırsatı sunuyor. Ayrıca, Nepal'deki hidroelektrik projelerinde mahsur kalan işçilerin durumu, Türk müteahhitlik firmalarının yurtdışındaki altyapı projelerinde karşılaşabileceği risklere de işaret ediyor. İklim değişikliğinin artan etkileri, Türkiye'nin de içinde bulunduğu bölgede benzer afetlerin yaşanma olasılığını yükseltiyor. Bu nedenle, Türkiye'nin afetlere hazırlıklı olma ve uluslararası iş birliğini geliştirme politikaları büyük önem taşıyor.