Hong Kong'da son aylarda artan köpek saldırıları, hükümeti sert önlemler almaya yöneltti. Yetkililer, saldırgan ırkların tespiti için genetik testleri zorunlu hale getirmeyi planlarken, bu durum köpek sahipleri arasında genetik test hizmetlerine olan talebi patlattı. Hayvan refahı kuruluşları ise uygulamanın, sahiplerinin köpeklerini terk etmesine yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Artan saldırılar ve hükümetin yanıtı
Hong Kong'da son iki yılda köpek saldırıları vakalarında belirgin bir artış yaşandı. Şehirde 2023'te 1.200'den fazla köpek ısırma vakası rapor edilirken, bu sayı önceki yıla göre %25 artış gösterdi. Saldırıların çoğunun, sahipleri tarafından tasmasız gezdiren ve genellikle pitbull, rottweiler gibi güçlü ırklardan oluşan köpeklerden kaynaklandığı belirlendi.
Yetkililer, saldırıların önüne geçmek için kapsamlı bir düzenleme paketi hazırladı. Bu pakete göre, tehlikeli olarak sınıflandırılan köpeklerin sahiplerinin, hayvanlarının genetik profillerini çıkarması zorunlu olacak. Böylece, saldırgan eğilimli genlere sahip köpeklerin tespit edilip, sahiplerinin özel eğitim ve sertifika alması istenecek. Ayrıca, bu köpeklerin toplu alanlarda tasma ve ağızlık takması zorunluluğu getirilecek.
Uygulamanın önümüzdeki ay yasalaşması bekleniyor. Hükümet yetkilileri, genetik testlerin köpeklerin cinsini ve potansiyel saldırganlık seviyesini doğru bir şekilde belirleyeceğini ve böylece hem hayvanların hem de vatandaşların daha güvende olacağını savunuyor.
Genetik test talebindeki artış ve sektörün yanıtı
Bu düzenleme haberiyle birlikte, Hong Kong'daki veteriner klinikleri ve genetik test laboratuvarları yoğun bir taleple karşı karşıya. Köpek sahipleri, yeni yasa yürürlüğe girmeden önce hayvanlarının testlerini yaptırmak için sıraya girdi. Bir veteriner olan Dr. Lam Ka-fai, "Son iki haftada test taleplerinde üç kat artış yaşadık," diyor. "Sahipler hem cezalardan kaçınmak hem de köpeklerinin sınıflandırmasını öğrenmek istiyor."
Genetik testler, köpeğin DNA örneğinden ırkını ve bazı davranışsal genetik belirteçlerini analiz ediyor. Test ücreti 2.000 ila 5.000 Hong Kong doları (yaklaşık 250-640 ABD doları) arasında değişiyor. Şehirdeki başlıca laboratuvarlar, kapasitelerini artırmak için yeni ekipmanlar sipariş etti ve ek personel alımı yapıyor.
Hayvan refahı kuruluşlarının endişeleri
Ancak hayvan hakları savunucuları, bu uygulamanın beklenmedik sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarıyor. Hong Kong Hayvanları Koruma Derneği sözcüsü, "Genetik test zorunluluğu, bazı sahiplerin köpeklerini terk etmesine neden olabilir," uyarısında bulunuyor. "Özellikle maddi durumu iyi olmayan aileler, test ücretlerini karşılayamayacak; ayrıca köpeklerinin 'tehlikeli' sınıflandırmasına girme ihtimali onları korkutacaktır."
Barınaklar, son yıllarda terk edilen köpek sayısında zaten artış yaşandığını, bu uygulamanın ise barınak kapasitelerinin üzerine çıkmasına yol açabileceğini belirtiyor. Bazı hayvanseverler, hükümetin bu yasalaşma sürecinde mali destek ve bilgilendirme kampanyaları yapması gerektiğini dile getiriyor.
Bölgesel ve küresel etkileri
Hong Kong'daki bu gelişme, Asya genelinde köpek genetiği alanında yeni bir trendin habercisi olabilir. Çin anakarasında ve Güney Kore'de de köpek saldırıları ve yasaklı ırk tartışmaları sık sık gündeme geliyor. Özellikle Çin'de bazı şehirler, tehlikeli köpek ırklarını beslemeyi yasaklamış durumda. Bu tür genetik test uygulamaları, ilerleyen dönemde diğer ülkeler tarafından da örnek alınabilir.
Küresel ölçekte ise köpek genetik testi pazarının büyümesi bekleniyor. Sağlık ve davranış testleri, köpek sahipleri arasında giderek yaygınlaşıyor. Ancak bazı etik tartışmalar da yaşanıyor: Genetik testlerin doğruluğu, ırk ayrımcılığına yol açıp açmayacağı ve köpeklerin bireysel davranışlarının sadece genlerle açıklanıp açıklanamayacağı soruları gündemde. Bilim insanları, çevresel faktörlerin de köpek davranışlarında önemli bir rol oynadığını, dolayısıyla genetik testlerin tek başına belirleyici olmaması gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de son yıllarda sokak hayvanları ve köpek saldırılarına yönelik tartışmalar artarken, Hong Kong'daki genetik test uygulaması yerel yönetimler için örnek teşkil edebilir. Türkiye'de tehlike arz eden ırkların kayıt altına alınması ve sahiplendirme süreçlerinin düzenlenmesi sıklıkla gündeme geliyor. Ancak Türkiye'de köpek genetik testi altyapısının geliştirilmesi maliyetli olacağından, daha çok eğitim ve kısırlaştırma programlarıyla sorunların çözülmeye çalışılması muhtemel. Yine de bu gelişme, uluslararası alanda hayvan refahı ve halk güvenliği arasında bir denge kurma çabası olarak okunabilir; Türk yetkililer ve sivil toplum kuruluşları bu süreci izleyerek kendi politikalarını gözden geçirebilir.